_bamteli_'nden Seçmeler

_bamteli_

Well-known member
Aşk Üstüne ...

Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.


Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.

Ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım Aşk'ı soran sizler, Aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.

Sorularımı kim yanıtlayabilir? Sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.

İçinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir ?


Aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden
bu ateş nedir ?

Ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir ?

Baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir ?

Hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.

Neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?

Uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan
yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.


Aşk diye seslendiğimiz şey nedir? Söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir ?

Başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir ?


Yaşam'dan ve Ölüm'den, Yaşam'dan daha acayip, Ölüm'den daha derin bir
düş oluşturan bu uyanıklık nedir ?

Söyleyin bana dostlar, içinizde Yaşam'ın parmakları ruhuna dokunduğunda Yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı ?

Yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?

İçinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?

Hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?

Hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir Tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?

Dün kapısından geçenlere Aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum.

Ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi :
"Aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür."

Yiğit bir genç karşılık verdi:
"Aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar."

Ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
"Aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir. Zehir çiğ gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu ; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler."

Sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
"Aşk Şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır."

Ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
"Aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir."

Bir başkası gülümseyerek açıkladı:
"Aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir."

Sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
"Aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar."

Çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
"Aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır. Yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar."

Ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı
bir adam titrek bir sesle şunları söyledi :
"Aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, Sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir."

Ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
"Aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı."

Ve böylece Aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.

O anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
"Yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, Aşk'tır."

Bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:

"Tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
Tanrım beni kutsal ateşine at..."

Halil Cibran
 

_bamteli_

Well-known member
Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda,
kumla köpüğün arasında.
Yükselen deniz ayak izlerimi silecek,
rüzgar köpüğü önüne katacak,
ama denizle kıyı daima kalacak.


Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.

Anımsamak bir tür buluşmadır.
Unutmak ise bir tür özgürlük.

Yüreğimdeki mühür
kalbim kırılmadan çözülebilir mi?


Sevgililer birbirlerinden çok
aralarındakini kucaklarlar.

Arkadaşlık her zaman için
tatlı bir sorumluluktur,
asla bir fırsat değil.

Ancak büyük bir acı veya büyük bir sevinç
senin gerçeğini açığa çıkarabilir.
İşte böyle bir anda
ya güneş altında çıplak danset,
ya da çarmıhını taşı.

İnsanlık, sonsuzluğun dışından
sonsuzluğa akan bir ışık nehridir.

Şafağa ancak
gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.

Gariptir ki,
kimi zevklerin tutkusudur,
acılarımızın bir kısmını oluşturan.


Kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçeklesmesi arasındaki mesafe,
yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir.

Cennet orada,
şu kapının ardında,
hemen yandaki odada;
ama ben anahtarı kaybettim.
Belki de sadece koyduğum yeri unuttum.


Kuş tüyünde uyuyanların düşlerinin,
toprak üzerinde uyuyanlarınkinden
daha güzel olmadığı gerçeğinde,
yaşamın adaletine olan inancımı
yitirmem mümkün mü?

Bana kulak ver ki,
sana ses verebileyim.


Karşındakinin gerçeği
sana açıkladıklarında değil,
açıklayamadıklarındadır.
Bu yüzden onu anlamak istiyorsan,
söylediklerine değil,
söylemediklerine kulak ver.


Söylediklerimin yarısı beş para etmez;
ama ola ki diğer yarısı sana ulaşabilir
diye konuşuyorum.

Yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp,
sessiz erdemlerimi eleştirmeye
başladığında doğdu.

Bir gerçek her zaman bilinmek,
ama ara sıra söylenmek içindir.

İçimizdeki gerçek olan sessiz,
edinilmiş olan ise gevezedir.

İçimdeki yaşamın sesi,
senin içindeki yaşamın
kulağına ulaşamaz.
Yine de kendimizi yalnız
hissetmemek için konuşalım.

Sözcüklerin dalgası
hep üstümüzde olsa da,
derinliklerimiz daima dinginliğini korur.

Yaşam kalbini okuyacak
bir şarkıcı bulamazsa,
aklını konusacak
bir filozof yaratır.

Zihnimiz bir süngerdir,
yüreğimizse bir nehir.
Çoğumuzun akmak yerine,
sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!

Eger kış,
'Baharı yüreğimde saklıyorum'
deseydi, ona kim inanırdı?


Her tohum bir özlemdir.


Öğretilerin çoğu pencere camı gibidir.
Arkasındaki gerçeği görürsün,
ama cam seni gerçekten ayırır.

Haydi seninle saklambaç oynayalım.
Yüreğime saklanırsan eğer,
seni bulmak zor olmaz.
Ancak kendi kabuğunun
ardına gizlenirsen,
seni bulmaya çalışmak
bir işe yaramaz.


Neşeli yüreklerle birlikte
neşeli şarkılar söyleyen
kederli bir kalp ne kadar yücedir.

Yürüyenlerle birlikte yürümeyi yeğlerim,
durup yürüyenlerin geçişini seyretmek değil.

Hayır, boşuna yaşamadık biz!
Kemiklerimizden kuleler yapmadılar mı?

Özel ve ayrımcı olmayalım.
Unutmayalım ki, şairin aklı da,
akrebin kuyruğu da gururla
aynı yeryüzünden yükselir.

Evim der ki, 'Beni bırakma,
çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.'
Yolum der ki, ' Gel ve beni izle,
çünkü ben senin geleceğinim.'
Ve ben hem eve, hem de yola derim ki,
'Benim ne geçmişim,
ne de geleceğim var.
Eğer kalırsam,
kalışımda bir ayrılış vardır;
gidersem,
ayrılışımda bir kalış.


Yalnızca sevgi ve ölüm
her şeyi değiştirebilir.'

Daha dün, yaşam küresi içinde
uyumsuzca titreşen bir kırıntı
olduğumu düşünürdüm.
Şimdi biliyorum ki,
ben kürenin ta kendisiyim,
ve uyumlu kırıntılar halinde
tüm yaşam içimde devinmekte.

Adlandıramadığın nimetleri özlediğinde,
ve nedenini bilmeden kederlendiğinde,
işte o zaman büyüyen her şeyle
beraber büyüyecek ve
üst benliğine uzanacaksın.

Ağaçlar yeryüzünün
gökkubbeye yazdığı şiirlerdir.
Ama biz onları devirir ve
boşluğumuzu kaydedebilmek için
kağıda dönüştürürüz.


Güzelliğin şarkısını söylersen eğer,
çölün ortasında tek başına olsan bile
bir dinleyicin olacaktır.


Esin daima şarkı söyler;
asla açıklamaya çalışmaz.

En büyük sarkıcı,
sessizliğimizin şarkısını söyleyendir.

Eğer ağzın yemekle doluysa
nasıl şarkı söyleyebilirsin?
Ve eğer elin altınla yüklüyse,
şükretmek için nasıl kaldırabilirsin?


Sözler zamansızdır.
Onları zamansızlıklarını bilerek
söylemeli ya da yazmalısın.


Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir.
O, kanayan bir yaradan
veya gülümseyen bir ağızdan
yükselen bir şarkıdır..



Kum ve Köpük - 1926
 

_bamteli_

Well-known member
Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü
 

_bamteli_

Well-known member
..Bir gerçek..
60.jpg


Allah c.c. kimseye kaldıramayacağından fazla yük yüklemez,

( Amenna )

Lakin bazen kaldırabileceğimizin altında bile
dizlerimizin dermanı kesiliyor…

 

_bamteli_

Well-known member
Mehmet Akif, Almanya'dan dondugunde sormuslar:
Avrupa'da ne var ne yok Ustad!
Soyle cevap vermis: Gordugum kadariyla isleri dinimiz gibi saglam; dinleri ise islerimiz kadar curuk.
************************************************

Hekimoglu Ismail, elindeki karanfil ciceginin neden kokmadigini soranlara su cevabi vermis:
Ahirzaman karanfili kardesim. Mahiyetini kaybetmek ve gorundugu gibi olmamak, sadece ona mahsus degil ki...
************************************************

Yolculardan biri, otobus soforunun yanina gider ve namaz vakti gecmeden bir mola vermesini rica eder. Sofor sinirlenerek:
Kaza edin efendim, der. Ne olur yani?
Adam sakin sakin cevap verir:
Ben kaza etmeden, ya sen kaza edersen?
***********************************************
Acı sözler hakikat ise,tatlı sözlerden daha tatlıdır.
 

_bamteli_

Well-known member
allah_by_ayomy.jpg


Geçti isyan ile ömrüm, neye halim varacak,
Sızlıyor yaralı gönlüm, onu yoktur saracak,
Mahşer yerinde zebaniler elinden YA RAB!
Eğer etmezsen inayet, beni kim kurtaracak..!


gul.gif


İmam-ı Rabbani Hz – Mektubat (18. Mektub)
 

_bamteli_

Well-known member
allah-bize-yeter.jpg




Kalbimiz ağrıdığında, dilimiz dolandığında, omuzlarımızın üzerindeki yükün altında ezilirken, sevilmediğimizde, sorulmadığımızda, anılmadığımızda.. Yorulduğumuz zaman direnmekten, vazgeçmeyi düşündüğümüzde, hata ettiğimizde, günahın pişmanlığıyla tükenirken..
Vel hasıl YANDIĞIMIZ ZAMAN ZULMETİN ALEVİNDE…
Ateşi serin ve selametli kılan ALLAH bize yeter…
 

_bamteli_

Well-known member
Bende yok sabr ü sükûn sende vefâdan zerre
İki yoktan na çıkar fikr idelim bir kerre
Nâbî
smile_012.gif


(Bu beyitte yok anlamına gelen iki edat var. Bunlar "nâ" ve "bî". Bu edatlar bize beyitteki ismi veriyor. Yani Nâbî.)
 

_bamteli_

Well-known member
aşka yanmali can dediğin..
Ya canan olmali; ya da canini almali,
yar diyemezsin ki herkese; içindeki yaran olmali...
Herkesin de bir yüreği vardir amma yürek dediğin bir (b)aşka yanmali..!
 

_bamteli_

Well-known member
Mutlu an odur ki;
Bir konakta otururuz ikimiz
SEN ve BEN

Bedenle can gibiyiz,
Ayrılmaz biz ikimiz
SEN ve BEN

Mucize odur ki;
Bir köşede kavuşmuşuz ikimiz
SEN ve BEN

Ama aynı zamanda
Binlerce mil uzağız ikimiz
SEN ve BEN


Hz.Mevlana
 

_bamteli_

Well-known member
Yüreğimizdeki korla yakmak vardı denizleri,

Bize ahir zaman ateşiyle yanmak düştü...
Uğrunda ağlamak vardı,
Bize taşlaşmış bir yürek düştü...
Ah edip inletmek vardı dağları,
Bize susmak düştü...
Uğrunda ölmek vardı,
Bize yaşamak düştü......
 

_bamteli_

Well-known member
0b805b244602d698070cc23.jpg



En evvel aşk idi; hâlâ ki aşktır...
Aşk ki yaratılmıştır; geriye ne kalır!?..



[FONT=Garamond, Times, Serif]İskender Pala
[/FONT]
 
Üst