1. Bir Kalpte Hüzün Varsa




Cenâb-ı Hak buyuruyor:

"Müminler ancak kardeştirler..." (Hucurât, 10)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

"Mü'min kardeşinin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir." (Hâkim, IV, 352; Heysemî, I, 87)

Ebû'l-Hasan Harakânî Hazretleri buyurur:

"Türkistan'dan Şam'a kadar olan sahada bir din kardeşimin parmağına batan diken, benim parmağıma batmıştır; birinin ayağına çarpan taş, benim ayağımı acıtmıştır. Bir kalpte hüzün varsa, o kalp benim kalbimdir."

Bu ifâdeler; İslâm'daki kardeşlik hukûkunun, kâmil ruhlarda nasıl idrâk edildiğine dâir, müşahhas bir misaldir. Yine bu ifâdeler, şahsî menfaat hesaplarının ve dünyevî endişelerin dar hudutlarını aşarak, kendini ümmetin saâdet ve selâmetine vakfeden fedakâr mü'minlerin gönül ufkunu sergilemektedir. Kendi varlık ve benliğinden geçerek, Allah ve Rasûl'ünde fâni olan sâlih kulların hâlet-i rûhiyesini dile getirmektedir.

Yaratan'dan ötürü yaratılanlara şefkat ve muhabbeti kendisinde bir tabiat-i asliye hâline getirmiş olan büyük velîlerden Hâce Ubeydullah Ahrâr Hazretleri'ni, bir gün şiddetli bir üşüme tutar. Ateş yakıp ısıtmaya çalışırlar, fakat nâfile. Hâce Hazretleri yine şiddetli titremeye devam eder.

Tam o esnâda Hazret'in bir mürîdi, titreyerek kapıdan içeri girer. Mürîd, oraya gelirken içi soğuk suyla dolu bir hendeğe düşmüştür. Hemen onu kurulayıp ısıtırlar. O ısınınca, Hâce Hazretleri'nin de üşümesi son bulur.

İşte mü'min, imkânlarının ulaşabildiği her yerdeki din kardeşlerini kendisine zimmet bilmeli, onların ıztırâbını sînesinde hissetmelidir.

Allâh'ı seven, O'nun mahlûkâtını da sever. Sevmek ise, içi boş bir sözden ibâret değildir. Gerçek bir muhabbet, sevdiğinin derdiyle dertlenip onu kendine zimmetli bilmek, onun uğrunda cân u gönülden fedakârlık göstermek ve elindeki nîmetleri onunla seve seve paylaşabilmektir. (Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarından Hikmetler, Erkam Yay.)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Hafîz: Koruyup gözeten, kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, kullarının yaptığı işleri bütün tafsilatıyla bilen; kullarının niyetlerini ve gönüllerinden geçenleri bilen, kendisine gâip ve gizli olan hiçbir şey bulunmayan, hadisâtı eksiksiz kaydedip hesaba çekmek üzere muhafaza eden, has kullarını helâk ve şer yerlerinden muhafaza eden, kudretiyle, her şeyi dengede tutan demektir.

Kısa Günün Kârı

Kâmil bir îmânın ilk meyvesi "merhamet", onun en bâriz tezâhürü de Allah rızâsı için mahlûkâta "hizmet"tir. Muhabbetullâh'ta zirveleşen kâmil mü'minlerin gönül iklimleri, içinde bütün mahlûkâtın huzur bulduğu, birer şefkat ve merhamet dergâhı hâlindedir.