Dil Yarası



Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.” (Kaf, 18)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

"Dil, kılıç darbesinden daha tehlikeli olur." (Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbni Mâce, Fiten 12)

İslâm kardeşliğinin zedelendiği fitne günlerinde söz, hançerden daha keskin, daha öldürücü bir silah haline dönüşür ve âdeta insanın ciğerine işler. Gün gelir o fitneden eser kalmaz, ama dilin açtığı yara hep taze kalır, hep kanar, bir türlü onulmaz. Çünkü kılıç yarası iyileşir, dil yarası iyileşmez. Kafaların karışık, işlerin çapraşık, yüreklerin yanık olduğu böyle zamanda herkes kendine hâkim, diline sahip olmalıdır. Din kardeşini gücendirecek lakırdı etmemelidir. Hayatın her safhasının bir geçiş dönemi olduğunu bilmeli, "Bu da geçer yâhû" demelidir.

Diline sahip olan kimse şeytana pirim vermemiş, başını belâdan, kalbini günahtan korumuş olur. Ebedî kurtuluşun yolunu öğrenmek isteyen birine Resûl-i Ekrem Efendimiz, "aleyhine olacak sözlerden dilini korumasını" söylemiş (Tirmizî, Zühd 61), "Yâ Resûlallah! Benim hakkımda en çok neden korkup endişe ediyorsun?" diye soran bir başkasına da mübarek dilini tutarak "İşte bundan" buyurmuş (Tirmizî, Zühd 60; İbn Mâce, Fiten 12) ve diline hâkim olmazsa istikbâlini mahvedeceğini haber vermiştir. "Susan kurtulur" (Tirmizî, Kıyâmet 50; Dârimî, Rikak 5) hadîs-i şerîfi, diline sahip olanın hem dünyada hem âhirette selâmeti bulacağını göstermektedir.

Dilin bütün organlar üzerinde yönlendirici bir etkisi vardır. Çünkü o kalbin sözcüsüdür. Kalpte olup bitenleri dil dışa vurur. Efendimiz dilin diğer organlara nasıl tesir ettiğini şöyle bir temsille anlatmıştır: "İnsan sabahlayınca, bütün organlar dile başvurur ve ona şöyle derler: Bizim haklarımızı korumakta Allah'tan kork. Biz ancak senin söyleyeceklerinle ceza görürüz. Biz sana bağlıyız. Eğer sen doğru olursan biz de doğru oluruz. Eğer sen eğrilir yoldan çıkarsan biz de sana uyar, senin gibi oluruz" (Tirmizî, Zühd 61).

İki müslüman birbirine gönül koyduğu zaman, ezelî ve ebedî düşmanımız şeytan "Burada bize ekmek var" diye ellerini ovuşturup sevinir. İki müslüman birbirini kırıp gücendirdiği zaman şeytan zil takıp oynar. Müslümanlar, uluorta birbirinin aleyhinde konuştukları zaman İblis o günü bayram ilân eder ve bu fitneyi başaran şeytanlara madalya takar. (Prof. Dr. Yaşar Kandemir, Altınoluk Dergisi Ağustos-2001)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Muksit: Adaletle hükmeden, bütün işlerini uygun ve denk olarak yerli yerinde yapan, mazlumların hakkını zalimlerden alan, her işinde dengeyi kuran demektir.

Kısa Günün Kârı

Yüce Rabbimiz mü'minlere kardeş olduklarını bildirmiş, ümmetine çok düşkün olan Resûl-i Ekrem gibi birbirimizi kucaklamamızı istemiştir. Sevgili Efendimiz de bu konu üzerinde önemle ve ısrarla durmuş, mü'minleri sevmeyi, onlarla ilgilenmeyi, birbirimize sırt dönmemeyi, kin tutmamayı, üç günden fazla küs durmamayı tembih etmiş kısacası kendimiz için istediğimiz şeyleri diğer kardeşlerimiz için de arzu etmemizi tavsiye buyurmuştur.