Yüzleri Parıldayan Kimseler




Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi, başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın. Hasta, yahut yolculuk halinde bulunursanız, yahut biriniz tuvaletten gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî birleşme yapmışsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.” (Mâide, 6)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Her kim namaz kılmak amacıyla abdest almaya kalkar da ellerini yıkarsa, ilk damlayla beraber elleriyle yaptığı günahlar akar gider. Ağzına su verip çalkaladığında diliyle ve dudaklarıyla işlediği günahlar ilk damlayla beraber akar gider. Yüzünü, dirseklere kadar ellerini ve topuklara kadar ayaklarını yıkadığı zaman da onlarla yaptığı her günahtan kurtulur. Annesinden doğduğu gün gibi tertemiz olur.” (Müslim, Tahâret 32; Nesâî, Tahâret 58; İbn Mâce, Tahâret 6)

Bir gün sevgili Peygamberimiz, yanındaki sahâbîlerle birlikte kabristanı ziyarete gitmişti:

Oraya varınca:

“Selâm size, ey mü’minler diyârı! İnşallah biz de yakında aranıza katılacağız” buyurdu.

Ardından da:

“Kardeşlerimi görmeyi çok özledim” dedi.

Sahâbîler:

“Ey Allah’ın elçisi! Biz senin kardeşlerin değil miyiz?” dediler.

Resûl-i Ekrem Efendimiz şöyle buyurdu:

“Siz benim ashâbımsınız; kardeşlerim, henüz dünyaya gelmediler. Ben onları ahirette Kevser havuzunun başında bekleyeceğim.”

Sahâbîler:

“Yâ Rasûlallah! Ümmetinden henüz dünyaya gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın?” diye sordular.

Allah’ın Rasûlü onlara şöyle bir misâl verdi:

“Söyleyin bakalım! Bir adamın alnı ak, ayakları sekili bir atı olsa; bu at yağız ve doru bir at sürüsüne karışsa, o adam atını hemen tanımaz mı?”

Sahâbîler:

“Elbette tanır, Ey Allah’ın elçisi!” dediler.

Resûl-i Ekrem Efendimiz sözünü şöyle tamamladı:

“İşte onların da, aldıkları abdestlerden dolayı yüzleri ak, el ve ayakları parlak olacak. Ben de onları hemen tanıyacağım. Ve Kevser havuzunun başında onları bekleyeceğim.” (Müslim, Tahâret 39; Nesâî, Tahâret 110; İbnî Mâce, Zühd 36; Mâlik, Muvatta’, Tahâret 28; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 300, 408)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Müteâlî: İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce olan, aklın alabileceği her şeyden çok yüce olan, noksanlıklardan uzak, yücelik, şan, şeref, kuvvet ve kudret sahibi olan demektir.

Kısa Günün Kârı

İnsanın bir bedeni, bir de ruhu vardır. Bedeni maddî kirlerden, ruhu mânevî kusurlardan arındırmalıdır. Temizlik bedeni, îmân ruhu arındırır. Bir kimse kelime-i şehâdet getirip Müslüman olunca, ruhunu şirk ve küfür gibi mânevî kirlerden arındırmış; abdest veya boy abdesti alınca da, vücudunu maddî kirlerden temizlemiş olur.