Zikir Meclisleri





Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Sabah-akşam Rablerine, O’nun rızâsını dileyerek duâ edenlerle birlikte candan sebât et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini Bizi anmaktan gâfil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.” (Kehf, 28)




Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Bir topluluk Allâh’ı zikretmek üzere bir araya gelirse melekler onların etrafını sarar; Allâh’ın rahmeti onları kaplar; üzerlerine sekînet iner ve Allah Teâlâ onları yanında bulunanlara över.” (Müslim, Zikr, 38, 39)

Ebû Hüreyre (ra) anlatıyor:

Resûl-i Ekrem (sav) şöyle buyurdu:

Allah Teâlâ’nın, sadece zikir meclislerini araştırmak için yeryüzünde dolaşan melekleri vardır. Bu melekler, Allah’ın zikredildiği bir meclis bulunca birbirlerine “Gelin! Aradıklarınız burada!” diye seslenerek diğer melekleri oraya çağırır ve cemaatin arasındaki boş yerleri, oradan da dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla doldururlar.

Zikredenler dağılınca melekler de semâya çıkar. Allah Teâlâ daha iyi bildiği halde yine de onlara:

“Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler:

“Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik” derler ve aralarındaki konuşma şöyle devam eder:

“Kullarım ne diyor?”

“Sübhânallah” diyerek yüceliğine yakışmayan sıfatların sende bulunmayacağını söylüyorlar, “Allâhü ekber” diye tekbir getiriyorlar, “elhamdülillah” diye sana hamdediyorlar ve yüceliğini konuşuyorlar.”

“Peki onlar beni gördüler mi ki?”

“Hayır, vallahi seni görmediler.”

“Beni görselerdi ne yaparlardı?”

“Eğer seni görselerdi, sana daha çok ibadet eder, yüceliğinden daha fazla söz eder, yüceliğine yakışmayan sıfatların sende bulunmadığını söylerlerdi.”

“Kullarım benden ne istiyorlar?”

“Cennetini istiyorlar.”

“Cennetimi gördüler mi?”

“Hayır, yâ Rabbi, görmediler.”

“Peki, cenneti görseler ne yaparlardı?”

“Senden güvence isterlerdi.”

“Benden neden dolayı güvence isterlerdi?”

“Cehenneminden yâ Rabbi.”

“Peki benim cehennemimi gördüler mi?”

“Hayır, görmediler.”

“Ya görseler ne yaparlardı?”

“Senden kendilerini bağışlamanı dilerlerdi.”

Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Ben onları affettim. İstediklerini onlara bağışladım. Güvence istedikleri konuda onlara güvence verdim.”

O zaman melekler şöyle derler:

“Yâ Rabbi, çok günahkâr olan falan kulun da onların arasında bulunuyor. Oradan geçerken aralarına girip oturdu.”

O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.” (Buhârî, Daavât 66; Müslim, Zikr 25; Tirmizî, Daavât 129; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Berr: Bütün iyilik ve güzelliklerin sahibi, kullarına karşı bağışı ve ihsanı çok olan, iyiliğin, vefanın, güzelliğin ve ihsanın tek kaynağı demektir.

Kısa Günün Kârı

Zikir ehlini nîmet bilip onlarla ünsiyet etmek ve onların meclislerine devam edip zikir halkalarına iştirâk etmek, büyük bir saâdettir. Bunun aksine gâfillerin meclislerine yönelmek ise, o nisbette büyük bir felâkettir.