Mutluluk ve Saadet Pınarı




Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan bir şeyin yerini tutmaz.” (Yunus, 36)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

"Mü'min kulun durumu ne kadar hayrete şâyandır. Onun her işi hayırdır. Böylesi bir özellik sadece mü'minde vardır: Ona bir iyilik gelirse şükreder onun için hayırlı olur. Eğer bir musibet dokunursa sabreder yine onun için hayırlı olur." (Müslim, Zühd, 64)

Hz. İsa, arkadaşları ile kokmaya yüz tutmuş ölü bir hayvanın yanından geçerken, orada bulunanların hemen hepsi burunlarını tıkayıp, "ne kötü bir manzara, ne de çirkin kokuyor" ifadelerini kullandıklarında, O:

"Şuna bir bakın, ne de güzel, inci gibi dişleri var!" buyurarak güzel bir olumlu düşünce örneği sunmuştur.

Mecnun, Leyla’nın köyünde fakir fukaraya yemek dağıtıldığı ve yemeğin de bizzat Leyla eliyle tevzi edildiği haberini alır. Koşar, sıraya girer. Herkese cömertçe yemek ikram eden Leyla, karşısında Mecnun'u görünce kepçenin sapını çevirerek kafasına vurur. Buna oldukça sevinen Mecnun, sevincinden kendi kendine dönmeye başlar ve:

"Leyla bana hiç kimseye yapmadığı farklı bir muamele yaptı. Bana sevgisini, aşkını böylece gösterdi" der.

Saâdet ve hoşnutluk pınarı, olumlu düşünce halinde insan zihninin içinden fışkırmalıdır. Mutluluğun esas kaynağı olan kendine ait huy, düşünce, duygu ve davranışları düzeltmek yerine bunları görmezden gelip sadece kendi dışındaki şeyleri düzeltmekle saadete erişeceğini zanneden kişi, hayatını boş çabalarla harcayıp, kurtulmak istediği huzursuzluğu" artırmaktan başka bir şey yapamaz. Dolayısıyla içimizdeki mutluluk ve saadet pınarını coşturmak ve mutlu olabilmek için atılacak ilk adım, hayata bakış açımızı, duygu ve düşüncelerimizi kontrol edip, yeniden yapılandırmaktır. (Prof. Dr. Ömer Çelik, Altınoluk Dergisi Mayıs-2002)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Hakem: Hüküm, Kendisine ait olan, hüküm yetkisini elinde tutan, son hükmü verecek olan, hükmeden, hakkı yerine getiren, ilmi, sözü, işi tam ve doğru olan demektir.

Kısa Günün Kârı

Bu hayatta asıl maksat, bilinçli ve şuurlu bir hayat sürebilmek, hâdisâtın perde arkasını keşfetmeye çalışarak onlar karşısında itidal ve muvazeneyi koruyabilmektir. Bu dağdağalı imtihan sahnesinde dikenleri görüp dikenleşmek değil; onlara sabrederek dikenli dalda gonca açan bir gül gibi olabilmektir.