Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Yedi kat göğü birbiriyle tam uyum içinde yaratan O’dur. Rahmân’ın yaratmasında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Gözünü çevir de bak: Herhangi bir kusur görebilir misin? Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de bak, gözün bir kusur bulamadığından, eli boş ve bitkin geri döner.” (Mülk, 3-4)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Tefekkür gibi ibâdet yoktur.” (Beyhakî, Şuab, IV, 157)

Yaşadığımız Güneş Sistemi; yedi kat semânın, bir köşesinde bir zerrecik mesâbesindedir. İşte Güneş’e dair, rakamların sıfırlarını ve beynimizin istîâbını zorlayan hakikatler:

Astrofizik ilminin tespit edebildiği bilgilere göre;

Güneş ile Dünya arasındaki uzaklık 150 milyon kilometredir. Güneş’in yaşı yaklaşık 5 milyar yıldır. Isısını kendi merkezindeki nükleer ocaktan alıp yanmaya devam eder. Güneşin içerisine Dünya’mız gibi tam 1 milyon 300 bin tane gezegen sığar. Satıhtaki sıcaklığı 6 bin santigrat derece, iç sıcaklığı ise 20 milyon santigrat derecedir. Saatte 720 bin kilometrelik muazzam bir hızla yol alır.

Güneş’te her saniye 564 milyon ton hidrojen, 560 milyon ton helyuma dönüşür. Aradaki 4 milyon tonluk fark gaz maddesi de, enerji ışın hâlinde yayılır. Yok olan kütleye göre hesap yaparsak; Güneş, saniyede 4 milyon ton, dakikada ise 240 milyon ton madde kaybetmektedir. Ancak Güneş’in bu güne kadar (5 milyar yılda) kaybettiği madde, kütlesinin yalnızca 5 binde 1’idir.

Güneş ise, Samanyolu galaksisinde bulunan tahminen 200 milyar yıldızdan sadece birisidir.

Ne müthiş bir azamet tecellîsi!.. (Osman Nûri Topbaş, Yüzakı Dergisi Ocak-2013)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Âhir: Varlığının sonu olmayan, tüm varlıkların hayatı son bulsa da varlığı daimi olan, demektir.

Kısa Günün Kârı

Tefekkür ve ibretten istifade; ne beynin, ne gözün ne de kulağın işidir. Bunun için, mânevî ufukları, îmân ile, takvâ ile açılmış bir kalp lâzımdır. Bir mü’min; bütün bu hakikatleri, ancak kalp ufku açıksa telâkki edebilir. Nasıl bir odanın dört duvarı tuğlalarla kapatıldığında, orası kapkaranlık bir zindana dönerse; kalp de gaflet perdeleri, tamah, hırs, kibir, benlik, şehvet, gazap sis ve dumanlarıyla dolar, günah ve isyan kirleriyle kararırsa; bu hakikatlere, abûs ve alık bir şekilde bakan, hantal, duygusuz bir varlık hâline gelir.