Kimsenin Gizli Hallerini Araştırmamalı



Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin…” (Hucurât, 12)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Başkalarının ayıplarıyla uğraşmayıp kendi ayıplarıyla meşgul olan kimseye müjdeler olsun!” (Ali el-Müttakî, XV, 865/43444)

Allah Teâl⠓Birbirinizin gizli hallerini araştırmayınız” buyurdu. (Hucurât, 12)

Peygamber Efendimiz de; başkalarının konuştuklarını dinlemeyi, ayıplarını araştırmayı yasakladı.

Müslümanların ayıplarını, gizli hallerini araştırmaya kalkmanın onların ahlâkını bozacağını bildirdi.

Müslümanların gıybetini yapıp ayıplarını araştıranları “diliyle îmân eden, ama îmân henüz gönüllerine girmeyen kimseler” diye uyardı ve onlara bu kötü huydan vazgeçmelerini söyledi.

Kim Müslümanların ayıbını araştırırsa, Allah Teâlâ da onun ayıbını araştırır, buyurdu. Sonra şu acı gerçeği söyledi:

“Ey îmân ettiğini söyleyen, fakat îmân henüz kalbine girmeyen kimseler!

Müslümanları çekiştirmeyiniz.

Onların ayıbını araştırmayınız! Kim Müslümanların ayıbını araştırırsa, Allah da onun ayıbını araştırır. Eğer Cenâb-ı Hak birinin ayıbını araştırırsa, onun suçunu ortaya çıkarır ve evinde bile onu âleme rezil eder.”

Abdullah ibni Mes’ûd, Peygamberimizin önde gelen âlim sahabilerinden biriydi. Ona bir gün bir adam getirdiler; “Bu adam sakalından şarap damlayan biridir, cezasını ver” dediler.

Ünlü âlim bu iddiaya hiç önem vermedi. Başkalarının gizli halini araştırmayı İslamiyet’in yasakladığını söyledi. “Eğer bir kusur veya ayıp kendiliğinden ortaya çıkarsa onun gereğini yaparız” dedi. (Prof. Dr. Yaşar Kandemir, Peygamberimin Sevdiği Müslüman, Erkam Yay.)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

en-Nûr: Nurlandıran, nurun kaynağı, âlemleri nurlandıran, simalara, zihinlere ve gönüllere nur yağdıran, kulunun iç âlemini nurlandırarak onu hidâyete kavuşturan, hakkı, doğruyu görmesini sağlayan demektir.

Kısa Günün Kârı

İnsan olarak herkesin hatâ ve kusuru vardır. Başkalarının hatâları yerine kendi kusurlarıyla meşgul olan kişi, daha faydalı bir iş yapmış olur. Böylece hem günahlardan kurtulur, hem de hatâlarını düzelterek olgunluğunu daha da artırır.