Yük Olmayı Terk Etmek



Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“…Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de (insanlara) iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Şüphesiz ki Allah, bozguncuları sevmez.” (Kassas, 77)


Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Mü’min, başkalarıyla ülfet eder (hoş geçinir) ve kendisiyle ülfet edilir. Kimseyle ülfet etmeyen ve kendisiyle de ülfet edilmeyen kişide hayır yoktur.” (Ahmed, II, 400; V, 335; Hâkim, I, 73/59)


Bir kimse, Hak dostlarından Ceneyd-i Bağdâdî’ye:

“-Bu zamanda hakîkî kardeşlikler azaldı. Nerede o, Allah için yapılan kardeşlikler?..” deyince, Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri:

“-Eğer senin sıkıntılarına katlanacak, ihtiyaçlarını giderecek birini arıyorsan, bu zamanda öyle bir kardeşi bulamazsın. Ama kendisine Allah için yardım edeceğin, sıkıntılarına Allah rızâsı için katlanacağın bir kardeşlik istiyorsan, böyleleri pek çoktur.” buyurdu.
Din kardeşiyle ülfetin ilk şartı; külfeti/yük olmayı terk etmektir. Yani kardeşine lüzumsuz yere yük olmak, bilâkis onun yükünü hafifletmeye çalışmaktır. Külfeti olmayanın ülfeti (dostluğu), zahmet vermeyenin de muhabbeti dâimî olur. (Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlâkından-1, Erkam Yay.)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
et-Tevvâb: Kendisine yönelen kullarının günahlarını affeden, tövbelerini kabul eden demektir.


Kısa Günün Kârı
İslâm kardeşliği, Allâh’ın mü’minler arasına koyduğu öyle ulvî bir hukuktur ki, lâkıyla riâyet edildiğinde, ecri muhteşemdir. Fertlerin ve toplumun huzur, sürur ve saâdet kaynağıdır. Yine İslâm kardeşliği; bütün mü’minleri gönlün muhabbet iklîmine alabilmek, samimî ve candan bir dost olabilmek, kardeşinin sevinciyle sevinip derdiyle dertlenmek, zor zamanında tesellî kaynağı olup gerektiğinde nefsinden fedâkârlıkta bulunabilmektir.