Sıkıntının Ardındaki Rahmet
Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“(Rasûlüm!) Söyle: Ey îman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah’ın (yarattığı) yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir.” (Zümer, 10)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Kıyamet günü namaz, sadaka ve hac sâhipleri için tartılar kurulur ve bunlara ecirleri tamı tamına verilir. Belalara uğramış olanlara için ise tartı kurulmaz. Onların ecirleri sağanak hâlinde üstlerine boşaltılır. O kadar ki dünyada belâlardan âfiyet üzere olanlar bela ehlinin mazhar olduğu bu lütuf ve ihsâna imrenerek, dünyada iken bedenlerinin makaslarla doğranmış olmasını temenni ederler.” (Tirmizî, Kıyâmet, 58 (2402); Süyûtî, ed-Dürru’l-mensûr, V, 323)

Hz. Peygamber (sav)’e, “İnsanlardan belâsı/imtihanı en şiddetli olanlar kimlerdir? diye soruldu. Efendimiz (sav): “Peygamberler. Sonra onlara en yakın olanlar, ardından onlara en yakın olanlardır. Kişiye dinine göre bela verilir. Kişi dininde sağlam ise belası da şiddetlenir. Dininde incelik/zayıflık varsa, belası da ona göre hafifletilir. Bu böylece kişi yeryüzünde hiçbir günahı olmadan yürüyene dek devam eder.” buyurdu. (Tirmizî, Zühd 56; İbn Mâce, Fiten 23.)

Yine Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Kula Allah tarafından kendi ameliyle ulaşamayacağı bir mertebe takdir edildiği zaman Allah onu bedeni, malı veya çocuklarına çeşitli belalar vererek dener, sonra da Allah tarafından takdir olunan mertebeye ulaştırıncaya kadar onu bu belalara sabrettirir.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 1; Müsned, V, 272)

“Sevabın büyüklüğü belanın büyüklüğüyle beraberdir. Allah bir toplumu sevdiği zaman şüphesiz onları (sıkıntı-musibet ve belalarla imtihan eder. Kim (bela ve musibetlere) rızâ gösterirse Allah’ın rızâsı o kimseyedir. Kim de öfkelenir (rıza göstermez) ise Allah’ın gazabı o kimseyedir.” (Tirmizî, Zühd 57; İbnî Mâce, Fiten 23)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

eş-Şekûr: Kendi rızası için yapılan işleri daha ziyadesiyle karşılayan, az bir ibadetin karşılığında büyük mükâfatlar veren, kullarının ecrini kat kat artıran, demektir.

Kısa Günün Kârı

Hâris Muhâsibî der ki:

Sabır, kendini belâ oklarına hedef tahtası yapmaktır.