Hak’tan Gâfil Olma!



Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse, onun mükâfâtını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse, onun cezâsını görecektir.” (Zilzâl, 7-8)


Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Yüce Rabbin, benden başka günahları bağışlayacak bir kimsenin olmadığını bilerek, günahlarımı bağışla! diye dua eden kulundan hoşnut olur.” (Ebû Dâvûd, Cihâd 74; Tirmizî, Daavât 46)


Allâh’ın rahmeti de gazabı da, bâzen büyük, bâzen vasat, bâzense küçük gibi görünen bir hususta tecellî eder.

Tâbiînden Bilâl bin Sa‘d (r. aleyh)’in şu îkâzı, ne kadar da mânidardır:

“Günahın küçüklüğüne bakma! Fakat kime isyan ettiğine, kime karşı günah işlediğine bak!”
Gönlü Allah korkusu ve muhabbetiyle dipdiri bir mü’minin nazarında, en küçük günahlar bile, alev alev yanan birer kor parçasından farksızdır. Bu sebeple sâlih kullar, değil günahlara dalmak, günah işlenen yerlerden geçmek bile istemezler. Zira o mekânların kasveti, onlara büyük bir iç sıkıntısı verir. Bunun aksine, Hak’tan uzak, gâfil bir insan ise, en ağır cürümleri işlese bile, kalbinde en hafif bir sıkıntı duymaz. Hattâ günahlar ona tatlı bir mûsikî gibi hoş gelir. Zira onun kalp âlemi bütün hassâsiyetini yitirmiş, günahların ıztırâbıyla feryâd etmesi gereken hissiyâtı, dumûra uğramıştır.

Abdullah ibn-i Mes’ûd (ra), takvâ ehli bir mü’minle gâfil bir kimsenin günahlara bakışlarındaki hassâsiyet farkını şöyle dile getirmiştir:
“Mü’min, günâhını, altında oturduğu ve sanki her ân üzerine düşme tehlikesi olan bir dağ gibi görür. Bu koca dağ üzerime düşer mi, diye korkar durur. Fâcir ise, günahını burnunun üzerinden geçen bir sinek gibi görür.” (Buhârî, Deavât, 4; Müslim, Tevbe, 3)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Bâtın: Mahiyeti gizli olan, gözlerden, idrak ve duygulardan aslını gizlemiş ve zâtıyla bâtın olan, demektir.


Kısa Günün Kârı
Günahlardan uzak durma hassasiyetimizi hiçbir zaman yitirmeyelim.