Aşk Senin Âşık Senin Maşuk Senin

Ey beni aşk ateşine yandıran
Aşk senin, âşık senin, maşuk senin.
Hem seven hem sevilen hem sevdiren
Aşk senin, âşık senin, maşuk senin.

Âşığın kalbine kılsan bir nazar
Masivadan anda kalmaz eser
Sana eren cennet ü huri n’ider
Aşk senin, âşık senin, maşuk senin.

Yanar aşk ile cân u tenim
Geçer ise âh ile dün ü günüm
Hep senindir arada nem var benim
Aşk senin, âşık senin, maşuk senin.

Mahz-ı lütfun ile ey Kâdir ilâh
Âşığın kalbine kılsan bir nigâh
Bir gedâdır Nuri kulun, Padişah
Aşk senin, âşık senin, maşuk senin.

Seyyid Abdülehad Nuri k.s. (1594-1650)


Maşuk: Sevilen, sevgili.
Masiva: Hak Tealâ’dan gayri bütün varlıklar.
Dün ü gün: Gece ve gündüz.
Mahz-ı lütfun ile: Sadece lütfunla; hak edip etmediğine bakmadan.
Nigâh: Nazar, bakış.
Gedâ: Muhtaç, dilenen.

Semerkand Dergisi | Eylül 2014 | ŞİİR