Kul Hakkı Hassâsiyeti



Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Ey îmân edenler! Karşılıklı rızâya dayanan ticâret hâli müstesnâ, mallarınızı bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda yemeyin…” (Nisâ, 29)


Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Ey insanlar! Kimin üzerine geçmiş bir hak varsa onu hemen ödesin, dünyada rezil rüsvâ olurum diye düşünmesin! İyi biliniz ki, dünya rüsvâlığı, âhirettekinin yanında pek hafif kalır.” (İbn-i Esîr, el-Kâmil, II, 319)


Rasûlullah (sav) Efendimiz, bir gün ashâbı ile sohbet ederken, onlara, kul hakkı husûsunda gösterilmesi gereken titizlikle alâkalı, Benî İsrâîl’in sâlihlerinden iki kişi arasında cereyân eden şöyle bir vak’a nakletmişlerdir:

“Sizden önce yaşayanlardan bir kişi, bir kimseden akar (gelir getiren mülk) satın aldı. Bu akarı satın alan kimse, orada, toprağa gömülü bir vaziyette, içinde altın bulunan bir küp buldu. Toprağı kendisine satan kimseye gelerek:

«–Altınını al! Ben senden toprak satın aldım, altını satın almadım!» deyince (arsayı) satan kimse:

«–Ben sana arâzîyi içinde bulunan her şeyiyle birlikte sattım!» dedi.

(Kul hakkı ve helâl lokma husûsunda takvâ sahibi olan bu iki kişi, aralarında anlaşamayınca bir hâkime mürâcaat ettiler. Hâkim, onları gıpta ve hayranlıkla dinledikten sonra: )

«–Sizin çocuklarınız var mı?» dedi.

Onlardan biri, oğlunun; diğeri de, kızının olduğunu söyledi. (Bunun üzerine) hâkim:

«–Oğlunuzla kızınızı evlendirin! Bu paradan ikisi için harcayın ve tasaddukta bulunun!» dedi.” (Buhârî, Enbiyâ, 54; Müslim, Akdiye, 21; İbn-i Mâce, Lukata, 4)
İşte İslâm’ın mü’min gönüllere yerleştirmek istediği gönül hassâsiyeti… Bir müddet sonra bırakılıp gidilecek ve zerrelerine kadar hesabı verilecek olan fânî nîmetler yüzünden ebedî hayatını tehlikeye atmama firâsetinin canlı bir misâli… Günümüzün materyalist ve menfaatperest zihniyetlerinin kâbına varamayacağı bir gönül olgunluğu… (Osman Nûri Topbaş, Şebnem Dergisi, Aralık-2009)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
er-Reşîd: Her varlığı, var ediş gayesine uygun bir biçimde hedefine ulaştıran, hiç kimseyle istişare etmeden işlerini yürüten, delil ve irşada ihtiyacı olmayan, işlerini nizam ve hikmetle yürüten ve hiçbir işi boş ve abes olmayan, kullarını doğru yola ileten demektir.


Kısa Günün Kârı
İnsanların hâlis ve sâlih ameller işlemeye muvaffak olamamalarının başlıca sebebi; harama, şüpheli şeylere ve kul hakkına yeterince dikkat etmemeleridir. İbâdetlerde huzur ve huşû hâlinde bulunabilmek, zevkle ve gözyaşı dökerek Allâh’ın emirlerini îfâ edebilmek; ancak kul hakkından sakınarak titiz bir takvâ hayâtı yaşamaya bağlıdır.


Lügatçe
rüsvâ: Ayıplanacak durumda olan, rezil.
mürâcaat: 1. Başvuru. 2. Danışma. 3. Herhangi bir eserden yararlanma.
firâset: 1. Sözlükte tesebbüt ve nazar demektir. 2. Hakîkat ehlinin ıstılâhında ise yakîn mükâşefesi ve gaybın ayan beyân olmasıdır.
materyalist: Maddeci.


"İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.