İhsân ve Murâkabe


Cenâb-ı Hak buyuruyor:
"...Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür." (Hadîd, 4)


Rasûlullah (sav) buyurdular:
"İhsan, Allah'a onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor." (Müslim, Îmân 1, 5; Buhârî, Îmân 37)


Hz. Ömer (ra), hilâfeti devrinde Hz. Muâz’ı, Kilâboğulları aşîretine gönderdi. Devlet hazinesinden ödenmesi gereken paraları ödeyecek, verilmesi gereken malları verecek, zenginlerden alınan zekâtları, fakirlere dağıtacaktı.

Muâz (ra), üzerine aldığı vazîfeyi en güzel şekilde yapar, gönüller fethederek tatlı hâtıralarla geri dönerdi. Geri döndüğünde ise dünya malı olarak sâdece boynunu toz ve güneşten korumak için kullandığı atkısı olurdu. Bu atkı zaten, giderken de üzerinde var olan bir atkıydı.

Hanımı dayanamadı, sordu:

“–Böyle bir vazîfe üstlenenler, belli bir ücret alırlar, evlerine de hediye getirirler. Hani hediye nerede?”

Muâz (ra) cevap verdi:

“–Benimle birlikte hiç yanımdan ayrılmayan bir murâkıp vardı. Her alıp verdiğimi hesap ediyordu.”

Hanımı kızdı:

“–Rasûlullâh (sav) her hususta sana güvenirdi. Ebû Bekir de öyle. Ömer geldi; seninle birlikte murâkıp mı gönderiyor? Her yaptığını tâkip mi ettiriyor?”

Söz, Hz. Ömer’in hanımına, ondan da Hz. Ömer’e ulaştı. Hz. Ömer, Hz. Muâz’ı çağırıp sitemle sordu:

“–Ben senin ardından böyle bir murâkıp göndermediğim hâlde duyduklarım nedir yâ Muâz? Benim sana îtimâdım yok mu zannediyorsun?”

Hz. Muâz’ın cevâbı pek mânidardı:

“–Ey Mü’minlerin Emîri! Hanıma özür olarak öne sürebilecek ancak bunu bulabildim. Hem murâkıp dediğim, sizin murâkıbınız değil, Allâh’ın murâkabesi idi. Bu sebeple yaptığım hizmetin ecrini zâyi etmemek için câiz bile olsa nefsime âit hiçbir şey alamam…”

Hz. Ömer, onun bu sözlerle ne kasdettiğini anlamıştı. Zîrâ Muâz (ra) nefsine ve dünyâya âit her şeyden müstağnî idi. Halîfe, onu taltif ederek kendinden bir miktar hediye verdi ve:

“–Git bununla âilenin gönlünü al!” dedi.
Bu hâdiseden alınacak hisse; dâimâ nazar-ı ilâhînin müşâhedesi altında olduğumuzun şuuruyla yaşamak, yâni ihsân ve murâkabe hâlinde olmaktır. Yoksa bütün işi sırf bir hizmet müessesesinde çalışmak olan kimselerin, yaptıklarının mukâbili olarak rızıklarını temin için ücret almaları tabiîdir. Hazret-i Muâz’ın hâli ise üstün bir fazîlet ve îsârdır. Hizmet müesseselerinde çalışanların da, aldıkları ücretin karşılığı olan mesâîlerinin dışında da hizmetlerini fî-sebîlillâh devam ettirmek sûretiyle bu îsâr ve fazîleti göstermeleri mümkündür. (Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, Şubat-2004)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Müteâlî: İzzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce olan, aklın alabileceği her şeyden çok yüce olan, noksanlıklardan uzak, yücelik, şan, şeref, kuvvet ve kudret sahibi olan demektir.


Kısa Günün Kârı
İhsân ve murâkabe bahsinde bize düşen; Allâh’ın her an üzerimizde vâkî olan müşâhedesini idrâk ettikten sonra, hâllerimizi, ihsân hâlinin en büyük âbidesi olan Rasûlullâh (sav)’in yüce hâllerine göre istikâmetlendirmektir. O’nun sabrı nasıldı, bizimki nasıl? O’nun cömertliği, vefâsı nasıldı, bizimki nasıl? O’nun namazı, orucu, haccı, zekâtı, kelime-i şehâdeti nasıldı, bizimki nasıl? O’nun Hak yolunda hizmet ve azmi, adâlet ve insafı nasıldı, bizimki nasıl? Hâsılı bütün bir hayatımızı kuşatan ahlâk ve davranışlarımızı böylece muhâsebe etmeliyiz. Çünkü yegâne fiilî kıstas, üsve-i hasene, yâni kıyâmete kadar beşeriyete en güzel örnek O’dur. O ki, iki cihanda şâhidimiz ve şefaatçimiz…


Lügatçe
murâkabe: Sözlük manası, kontrol etmek demektir. Istılah manası ise, kulun, bütün hâllerinde, Allah Teâlâ'nın kendini gördüğünü bilmesi ve Onu unutmaması demektir. Bir diğer manası da nefsi kontrol etmek, ondan gâfil olmamaktır.
murâkıp: Denetçi.
ecr: 1. Bir iş, hizmet karşılığında verilen şey. 2. Ahirete ait mükâfat, sevap.
müstağnî: Doygun, gönlük tok.
müşâhede: Gözle görmek. Seyrederek anlamak. Seyretmek. Muayene, kontrol.
mukâbil: 1. Karşı. 2. Karşılık.
fi-sebîlillah: Sözlükte "Allah yolunda" demek olan bu tâbir, Kur'ân'da, Allah'ın emirlerine uygun olarak, Allah rızası için, İslâm uğruna anlamlarında kullanılmıştır.


"İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.