Hayrın Kemâli



Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Sevdiğiniz şeylerden infâk etmedikçe aslâ “birr”e (yâni hayrın kemâline) eremezsiniz! Her ne infak ederseniz, Allâh onu hakkıyla bilir.” (Âl-i İmrân, 92)


Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Benim ümmetimin misâli, yağmurun misâli gibidir. Evveli mi daha hayırlıdır, sonu mu daha hayırlıdır bilinmez! (Evveli de hayırlıdır, sonu da hayırlıdır.)” (Tirmizî, Edeb, 81/2869; Ahmed, III, 130)


Kur’ân-ı Kerîm’de “birr” diye tâbir olunan, “sevdiklerinden infâk edebilmek” fazîleti de tıpkı îsâr gibi yüksek seviyedeki bir infâk keyfiyetidir.

Ahlâkî fazîletlerin hepsinde ideal bir nümûne olan Allâh Rasûlü (sav), hiç şüphesiz bu hususta da kâbına varılmaz bir zirve şahsiyettir. O’nun küçücük bir şeyde bile mü’min kardeşini kendi nefsine tercih etmek husûsundaki hassasiyetinden bir misal şöyledir.

Bir gün Allâh Rasûlü (sav), bir misvak dalından iki misvak yaptı. Misvakların birisi eğri, diğeri düz ve güzel idi. Rasûl-i Ekrem, misvakların güzel olanını yanındaki sahabisine verdi ve eğri olanını kendisine ayırdı. Sahabî: "-Bu güzel misvak size yakışır Yâ Rasûlallah" deyince, Rasûl-i Ekrem (sav):
“Bir saat de olsa, bir kimse ile arkadaşlık edene, arkadaşlık hakkına riâyet edip etmediği sorulur.” buyurdu ve bu hakkın îsâr ve birr anlayışı ile, yani mü’min kardeşini kendi nefsine tercih edip sevdiğinden infâk etmekle ödeneceğini anlatmış oldu. (İhyau Ulûmiddîn, c. 2, s. 435)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Bâtın: Mahiyeti gizli olan, gözlerden, idrak ve duygulardan aslını gizlemiş ve zâtıyla bâtın olan, demektir.


Kısa Günün Kârı
Mü’min, karanlık bir gecenin mehtâbı gibi nûrlu, derin, hassas, rakîk, diğergâm, cömert, merhamet ve şefkat sâhibi ve infak heyecânı içinde olmalıdır.