O’na Sığın, O’ndan Af Dile!



Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Onlar bir kötülük yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar yaptıkları günahlarda, bile bile ısrar etmezler. İşte onların mükâfatları, Rableri tarafından bağışlanma ve altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Hayırlı ameller yapanların mükâfatı ne güzeldir.” (Âl-i İmrân, 135-136)


Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Yapılan günahlardan pişmanlık, tevbedir. Günahlarına tevbe eden kimse sanki o günâhı işlememiş gibi olur.” (İbn-i Mâce, Zühd, 30/4252; Süyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, II, 161)


İçinde günaha doğru bir meyil veya bir kimseye karşı öfke hisseden yahut nefsin başka telkinleriyle burun buruna gelen insanın yapacağı tek şey, o duyguları yaratana sığınmaktır. Öyle ya, iri ve azgın köpeklerin hücumuna uğrayan bir kimsenin yapacağı en iyi hareket, köpeklerin sahibine sığınmaktır. İslâm büyüklerinden biri ile talebesi arasında geçen şu konuşma da bunu göstermektedir:

“-Şeytan seni fenalığa teşvik ederse ne yaparsın?”

“-O duygudan kurtulmaya gayret ederim.”

“-Şeytan aynı duyguları bir daha telkin ederse?”

“-Yine o duygulardan kurtulmaya çalışırım.”

“-Şeytan seni tekrar baştan çıkarmaya çalışırsa?”

“-Ben yine ondan kurtulmaya gayret ederim.”

“-Bu uzun iş, oğlum! Düşün, yolda giderken önüne bir koyun sürüsü çıksa, sürünün köpeği havlayarak yanına gelip sana yol vermese ne yaparsın?”

“-Köpekle mücadele eder, yolumdan çekilmesini sağlarım.”

“-Bu da uzun iş, evlât! Sürünün çobanından yardım iste de, köpeği yolundan çeksin.”
Hata, günah, yanılma insan içindir. Zira insan melek değildir. Kötü duyguların yoğun tesiri altında kalan veya istemeden de olsa bir günaha bulaşan kimse hemen Rabbine yönelmeli, O’na sığınmalı ve kendisini bağışlaması için yalvarmalıdır.” (Riyâzü’s Sâlihîn, 7.Cilt, 437.Sayfa, Erkam Yay.)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
eş-Şekûr: Kendi rızası için yapılan işleri daha ziyadesiyle karşılayan, az bir ibadetin karşılığında büyük mükâfatlar veren, kullarının ecrini kat kat artıran, demektir.


Kısa Günün Kârı

Şeddâd bin Evs (ra)’dan rivâyet edildiğine göre Rasûl-i Ekrem (sav) şöyle buyurdu:

“İstiğfârın en üstünü kulun şöyle demesidir:
Allâh’ım! Sen benim Rabbimsin. İbâdete lâyık Sen’den başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın. Ben Sen’in kulunum. Ezelde Sana verdiğim sözümde ve va’dimde hâlâ gücüm yettiğince durmaktayım. İşlediğim kusurların şerrinden Sana sığınırım. Bana lutfettiğin nîmetleri yüce huzûrunda minnetle anar, günâhımı îtirâf ederim. Beni affet; şüphe yok ki günahları Sen’den başka affedecek yoktur.”