Hüsn-i Zan Kulluğun Güzelliğindendir!


Cenâb-ı Hak buyuruyor:


“Ey imân edenler, zannın bir çoğundan kaçının, çünkü zannın bir kısmı günahtır…” (Hucurât, 12)



Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Hüsn-i zan, ibadetin (kulluğun) güzelliğindendir.” (Ebû Dâvud, Edeb, 28; Ahmed b. Hanbel, II, 297, 304)


Peygamber Efendimiz (sav), bir keresinde Mâlik bin Dühşum isimli bir şahıs aleyhinde konuşan bir grup ashâbına şu tepkide bulunmuştur:

“-Bu adam Allah’tan başka ilah olmadığına, benim Allah’ın Resûlü olduğuma şahâdet etmiyor mu?”

Onlar:

“-O, bunu kalbinde olmadığı halde söylüyor” dediler.

Rasûlullah (sav) ise:
“-Allah’tan başka ilah olmadığına, benim peygamber olduğuma şehâdet eden hiçbir kimse cehennem ateşine girmez” buyurmuş, (Müslim, Îmân, 54) böylece imân ettiğini söyleyen kimselerin gönül dünyaları hakkında ön yargılı davranarak sû-i zan beslemenin uygun olmadığını belirtmiştir. (Efendimizden Ahlâk Ölçüleri, Erkam Yay.)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
er-Rahîm: Bağışlayan, esirgeyen, ahirette merhametini, nimetlerini sadece mü’min kullarına hasreden zatın ismidir.


Kısa Günün Kârı

Hüsn-i zan, kulluk kalitemize ciddi katkıları olan önemli bir değerdir. Elden geldiğince bu değerden kıvamında istifâde edilmelidir. İnsan yanılmış olsa bile hüsn-i zannından sorumlu olmazken, sû-i zannından sorumlu tutulur. Ancak hüsn-i zan, bir haksızlığın giderilip, hakkın tahakkuku için ihtiyaç duyulan bilgi ya da ihtimalleri araştırmaya mani olmamalıdır. Bu bağlamda hüsn-i zanla birlikte ihtiyatlı olmak da esastır. Aksi halde sü-i zan sahibi kimselerin istismarına kapı aralanmış olur.


Lügatçe
hüsn-i zan: Bir kimsenin veya bir hâdisenin iyiliği hakkındaki vicdâni ve iyi kanaat. İyi fikirde bulunup, iyi olacağını düşünmek.
sû-i zan: Kötü zanna sahib olma, başkasının hareketini kötü zannetme.


"İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.