Şahsiyet Erozyonu



Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; şehvetlerine uyanlar (kötü arzuların esiri olanlar) ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.” (Nisâ, 27)


Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet ise, nefsin istemediği şeylerle çepeçevre sarılmıştır.” (Buhârî, Rikak 28; Müslim, Cennet 1.)


Bugün toplumların ve toplumumuzun mübtelâ olduğu şahsiyet erimesi ve kişilik erozyonu denilen hastalığın temel sebebi şehvet içgüdüsünün sınırsız bir hürriyetle insanları ve toplumları esir etmesidir. Ferdiyetçiliğin egemen olduğu toplumlarda insanların sınır tanımayan tavırları kişileri doyumsuz bir şehvet çılgınlığına mübtelâ kılmaktadır. Basın-yayın organları ile desteklenen, toplum mühendisleri tarafından sistemli şekilde uyarılan şehvet içgüdüsü, sağlıklı nesillerin önünde hem ferd plânında hem de toplum bazında bir maraz olarak durmaktadır. Bu marazdan kurtulmak için genelde şu husûslar tavsiye edilmektedir:

1- Güçlü bir irâdeye sâhip olmak,

2- Şehvet içgüdüsünden gelen düşüncelere direnç göstermek; bunlara uyulduğu takdirde görülebilecek maddî-mânevî zararları düşünmek,

3- Süblimasyon yoluyla zihni sürekli yüksek duygularla meşgul etmek,

4- Kötü ve sefih arkadaşlardan uzak durmak; çünkü “insan insanın şeytanıdır” derler,

5- Nefsânî telkin ve dürtülerin çok olduğu ortamlardan kaçmak.
Netice itibarıyla insanın hürriyeti, kişiliğin temel unsurudur. Hürriyet, en kolay biçimde şehvetle selbolunur. Şehvete kurban edilen hürriyet, insanda şahsiyet erozyonuna yol açar. Şahsiyet parçalanması, insanın dayatmalarla inanmadığı; istemediği şeyi yapmak zorunda bırakılmasıdır. Şahsiyet erozyonu da farkında olmadan şehvet içgüdüsünün insan kişiliğini aşındırmasıdır. (Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz, Gönül Penceresinden, Erkam Yay.)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Ğaniyy: Kendisindekiyle ve mâlik olduğu şeyle kâmil olup müstağnî olan, hiçbir şeye muhtaç olmayan, zatında ve sıfatında başkası ile ilgisi olmayan, herkesin kendisine muhtaç olduğu, çok zengin olan demektir.


Kısa Günün Kârı
"Ben Müslümanım" diyenler, gerçek bir "Müslüman şahsiyeti" ile donandığında yeryüzünde İslam için aydınlık bir yolculuk başlayacak.


Lügatçe
şehvet: Aşırı istek.
ferdiyetçilik: Bireycilik.
süblimasyon: Süblimasyon, engellenmiş, sosyal açıdan doğru olarak kabul edilmeyen arzu ve isteklerin toplumsal yönden kabul edilebilir kanallara yönlendirilerek tatmin edilmesidir. Örnek olarak şiddete meyilli bir kimsenin boks sporuna yönelmesi verilebilir. Kişi böylece içindeki şiddet duygusunu çevresindeki insanlara zarar vererek değil, boks ile tatmin eder. Bu şekilde toplum tarafından dışlanmaktan da kurtulur.
selb olmak: 1 Ayıp. 2. Noksan etmek ve çekmek mânalarına da mastardır.


"İki Gün Bir Değil" mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.