Duâdaki Sır


Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“(Rasûlüm!) De ki: Sizin kulluk, duâ ve yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!? (Ne kıymetiniz var!?)…” (Furkan, 77)

Rasûlullah (sav) buyuruyor:

“Bir mü’minin diğer bir mü’mine gıyâbında duâsından daha çabuk kabûl edilen hiçbir duâ yoktur.” (Tirmizî, Birr, 50)


İnsanlar duâsı kabûl olacağı zannını taşıdıkları kimselerden duâ talebinde bulunurlar. Hâlbuki duânın kabûlünü temin eden asıl sebep, ihlâs ve samîmiyettir. Bu demektir ki, bir günahkârın dahî, mü’min kardeşi için samîmî olarak yürekten yapacağı bir duâ, Allâh katındaki mevkii kendisinden üstün zannedilen bir başkasının gönülsüz duâsından daha hayırlıdır.

Gerçekten bir kul, günahkâr bile olsa, bu hâl, Cenâb-ı Hakk’ın onu terk etmiş olduğu mânâsına gelmez. Bu sebeple bir şahsın, kimin duâsı hürmetine murâdına nâil olacağını, yalnız Allâh Teâlâ bilir. Bu sebeple, kim olursa olsun, Allâh’ın kullarından birinin kalbî duâlarını alabilmekteki değeri idrâk etmelidir.

Mazlûm ve gönlü kırık mü’minlerin duâsını almak kadar, onların bed-duâlarından sakınmak da aynı derecede mühim bir meseledir.

Diğer taraftan, duâlarda ilâhî lutfa kavuşacak olan, sâdece gür sesle ve bir gösteri edâsıyla söylenen, riyâkârâne, yapmacık ve kalbin iştirâk etmediği parlak cümleler, ciğerleri yırtarcasına bağırmalar ve nümâyişli sözler değildir. Şâyet böyle olsaydı, bütün bunların zıddına, iniltiden öteye sesi çıkmayan, kanlı gözyaşlarıyla yakaran muzdarip bir hastanın veya kendi nefesine sözü geçmeyecek derecede zayıf gariplerin duâlarının kabul görmemesi gerekirdi. Böyle bir düşünceye sâhip olmaksa, gönül ve hâl lisânını bilmemek ve âdeta yok farzetmektir. (Osman Nûri Topbaş, Şebnem Dergisi, Yıl: 2005, Ay: Ekim)


Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Âhir: Varlığının sonu olmayan, tüm varlıkların hayatı son bulsa da varlığı daimi olan, demektir.


Kısa Günün Kârı
Yâ Rabbî! Biz, Habîb-i Edîbin Muhammed Mustafâ -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem-’in senden istediği her şeyi istiyor ve sana sığındığı herşeyden biz de sana sığınıyoruz. Ya Rabbi!.. Bizi seçtiğin, sevdiğin kendilerine maddî-mânevî ihsanlarda bulunduğun nîmet ehlinin yolundan ayırma!.. Bizi, sadece seni bilen, sana el açan, senden yardım bekleyen hakîkî mümin kullarından eyle!.. Bizim hayırlı duâlarımızı merhamet ve lütfunla kabul buyur!.. Bize dünyada da iyilik ve güzellik ihsân eyle, âhirette de!.. Bizi cehennem azabından koru!.. Âmîn!..