Dünyâya Karşı Zâhid Olmak





Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“İyi bilin ki dünyâ hayâtı, ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sâhibi olma isteğinden ibârettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ekin, çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Âhirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allâh’ın mağfireti ve rızâsı vardır. Dünyâ hayâtı, aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.” (Hadîd, 20)
Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Dünyâda zâhidlik, ne helâli harâm etmek ne de malı mülkü terk etmekledir. Dünyâda zâhidlik, ancak Allâh’ın mülkünde olana kendi elindekinden daha fazla îtimâd etmen; başına bir musîbet geldiği ve yakanı bırakmadığı müddetçe, onun ecir ve mükâfâtından son derece ümitvâr olmandır.” (Tirmizî, Zühd, 29/2340)
Abdullah bin Mes’ûd (ra) şöyle der:
Rasûlullâh (sav) bir hasır üzerinde yatıp uyumuştu. Efendimiz uyandığında, o hasır, vücûdunun yan tarafında izler bırakmıştı. Biz:

“-Yâ Rasûlallâh! Sizin için bir döşek edinsek?! dedik. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem Efendimiz:
“-Benim dünyâ ile ne alâkam var ki? Ben bu dünyâda, bir ağacın altında gölgelenen, sonra da orayı terk edip giden binitli bir yolcu gibiyim.” buyurdular. (Tirmizî, Zühd, 44/2377)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Vehhâb: Bağışı çok olan, karşılıksız veren, nimetlerinin ardı arkası kesilmeyen, mü’min ya da kâfir ayrımı yapmadan, bütün mahlûkuna nimetlerini yağdıran, ihsân eden demektir.
Kısa Günün Kârı

Kul, her şeyin yaratıcısı olan Allâh’ın rızâsına yönelmeli ve O’nu talep etmelidir. Kalbdeki muhabbet Allâh’a râm olunca, kulda zühd hâli tecellî eder. Zühd hâli tecellî edince de, nefse âit olarak mal-mülk gözden düşer, ancak Allâh’a âit olarak, yâni infâk ile değer kazanır. Böylece, olması gereken hakîkî mecrâsına yerleşmiş olur. Çünkü gönül, artık Hakk’a olan muhabbeti, amel-i sâlih kevseri ile besler, sevdiğinin sevdiği ameller rûhuna haz vermeye başlar.