Günahlarına Özrün Var mı?

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Kim bir kötülük yapar yâhut nefsine zulmeder de sonra Allah’tan mağfiret dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve esirgeyici bulacaktır.” (Nisâ, 110)
Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Bir müslüman günah işleyip de sonra abdest alır, iki rekât namaz kılar ve istiğfar ederse Allah onu affeder.” (İbni Mâce, İkame, 193, Ebû Dâvûd, Vitr, 26, Tirmizî, Salat, 181, Ahmed b. Hanbel I, 2, 9, 10)
Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde bir grup insana cennete girmeleri emredilir. Onlar cennete yaklaşıp da onun kokusunu aldıklarında, saraylarına ve Allah’ın cennet ehli için hazırladığı şeylere baktıklarında “Onları oradan çevirin, onların oradan nasipleri yoktur.” diye nida olunur. Onlar evveldekilerin ve sonrakilerin dönmediği bir üzüntü ve pişmanlıkla oradan dönerler ve şöyle derler:

“Ey Rabbimiz! Keşke bizi cehenneme dostların için hazırladığın mükâfatı göstermeden koysaydın.”

Allah Teâlâ şöyle cevap verir:

“Ben bunu size kasten yaptım. Siz benimle baş başa kaldığınızda büyük günahlar işleyerek bana karşı koydunuz, insanlarla karşılaştığınızda bunları gizlediniz. İnsanlara kalplerinizde gizlediğiniz aksiyle göründünüz. İnsanlardan korktunuz da Ben’den korkmadınız. İnsanları yücelttiniz de Zâtımı yüceltmediniz. Bu gün sizi sevaplardan mahrum bırakacağım ve elem verici azâbımı tattıracağım.” (Kenzü’l-ummâl, III, 884)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Hayy: Hayatı, ezelî ve ebedî olarak sarmalayan, bütün hayatların kaynağı olan, ezelî ve ebedî olarak ölmeyen, diri olan demektir.
Kısa Günün Kârı

Kulun ölmeden önce bütün günahlardan nasûh bir tevbe ile tevbe etmesi, Allah’ın farzlarındaki kusurlarını telâfi etmesi, zulmettiği kimselerin haklarını tek tek iâde etmesi; diliyle küfür, iftirâ, alay veya gıybet; eliyle darp, kalbiyle sû-i zan sûretiyle hücum ettiği kimseden helallik istemesi, ölmeden önce üzerinde hiçbir farîza ve zulüm kalmayıp haksızlık ettiği kimselerin gönüllerini hoş etmesi gerekir.