Şeyh Mevlâna Halid’den k.s. Bir Demet Nasihat



Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.


Hamd Allah’a mahsustur. Allah’ın seçip sevdiği kullara selam olsun.

Sana, Allah’a taati ve takvâ üzere bulunmanı tavsiye ederim. Nerede olursan ol insanlara ezâ ve cefa verme. Buna özellikle Mekke-i Mükerreme’de ve Medine-i Münevvere’de dikkat et.

Başkaları senin gıybetini yapsa bile sen kimsenin gıybetini yapma. Haksız yere hiç kimsenin dünya malından bir şey alma. Ancak, dinin helal kıldığını al ve onu da hayır yollarında harca.

Mü’min kardeşlerin aç ve muhtaç iken, sen şehvetin için bolca harcama yaparak lezzetlenme. Elindeki nimetten onlara da tattır.

Kesinlikle yalan söyleme.

Hiç kimseyi küçük görme. Nefsinin kimseden üstün olduğunu düşünme.

Kalbî ve bedenî ibâdetleri yerine getirmek için tüm gayretini sarfet. Bununla birlikte nefsine, “hiçbir zaman Allah katında makbul olacak bir hayır işleyemedim” düşüncesini kabul ettir.

Bil ki, ibâdetin ruhu niyettir. Güzel niyet ise ancak ihlas ile mümkün olur. Senden daha büyük olan âriflere ihlas gerekirse, sana nasıl gerekmesin? Allah’a yemin ederim ki ben, anamdan doğduğumdan bu güne kadar, Allah katında makbul ve muteber olup hesabı sorulmayacak tek bir hayır amel yaptığıma inanmıyorum.

Kendi nefsini bütün hayır işlerinde iflas etmiş kabul et. Eğer başka türlü düşünür ve kendinde bir varlık görürsen, bunun tam bir cehâlet olduğunu bil. Nefsini hayırlarda iflas hâlinde görmekle birlikte, Allah’ın rahmetinden de ümidini kesme. Çünkü Allah’ın lütuf ve rahmeti, kul için bütün insanların ve cinlerin amelinden daha hayırlıdır. Cenâb-ı Hakk şöyle buyurur:

“Onlara söyle, ancak Allah’ın lütfu ve rahmetiyle sevinsinler. Bu, onların toplayıp biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.” (Yunus/58)

İbni Abbas (R.A.), âyetteki toplam şeylerin kulun kazandığı ameller olduğunu söylemiştir. Demek ki kul yaptığı amellerine değil, Allah’ın rahmetine güvenmelidir. Şu hususu da hatırlatayım:

Sakın şeytana oyuncak olmuş bazılarının yaptığı gibi, Allahu Teâlâ’nın rahmetine güvenerek ibâdetleri terketme. Kalb zikrine devam et, öyle ki yolda yürürken dahi zikirden ayrılma.

Bütün işlerinde Allahu Teâlâ’nın güç ve kuvvetine yapış. Ulu sâdatların rûhâniyetine sıkı teveccüh et. Âlimlere ve Kur’ân hâfızlarına ikram ve hürmet et. Mümkün olduğu kadar Kur’an-ı Kerim okumakla meşgul ol. Fıkıh ve hadis ilimlerine diğer ilimlerden daha fazla çalış.

Kalb huzuru ile meşgul olman seni bu ilimlerden alıkoymasın. Zâhiri işlerle meşgul olurken kalb huzurunu yitirmek, mânevî zayıflığın alâmetidir.

Teheccüd, işrak, kuşluk ve evvâbin gibi nâfile ibadetleri bırakma.

Devamlı abdestli bulun. Az uyu.

Senden ricâ etseler bile, hiçbir idârecinin işlerine girme. Müslümanların başındaki imam ve idârecilerin sâlih olması için duâ et. Ayrıca müslüman halkın ıslahı için de yalvar. Bir de, İslâm dininin yükselmesi ve yayılması için Allah’a niyazda bulun.

Bütün takat ve gücünü Allah’a itaat için harca. Elindeki mala kanaat et. Makâm-ı Mahmud’un sâhibi Hz. Peygamber’in (S.A.V.) sünnetine sımsıkı sarıl. Buna özen göster, sana yeter.

Hamdolsun âlemlerin Rabbine.