Sâlihleri Dost Edinmek

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Ey imân edenler, Allah’a karşı takva sahibi olun ve sadıklarla beraber bulunun!” (Tevbe, 119)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“İnsan, dostunun dini üzeredir. O halde her biriniz dost edineceği kişiye dikkat etsin!” (Ebû Dâvûd, Edeb, 16; Tirmizî, Zühd, 45)

Sâlih ve sâdıklarla ünsiyet neticesinde meydana gelen “aynîleşme”yi Şeyh Sâdî temsîlî bir şekilde şöyle hikâye eder:

Bir gün, dostlarımdan biri bana hamamda, temizlik yapmak için bir kil parçası verdi. Kullanırken ondan rûhu okşayan nefis bir râyihâ yayıldı. Bunun üzerine kile:

“- A Mübarek gönlümü büyüleyen kokundan adeta mestoldum! Söyle bakalım sen misk misin yahut anber misin?” diye sordum. Kil ise şu cevabı verdi:

“-Doğrusu ben, alalade bir toprağım. Fakat bir müddet gül fidanlanının altında bulundum; onun güzel rayihası bana sindi, içime işledi. İşte hissettiğiniz güzel koku bundandır.” (Sadi, Gülistan, s.8)
Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“İyi ve kötü arkadaşın hali, güzel koku satanla körük çekenin haline benzer: Misk satan, ya sana güzel kokusundan bir miktar verir veya sen ondan satın alırsın ya da (hiç değilse onunlar beraber olduğun sürece) güzel koku koklamış olursun. Körük çeken kimse ise ya elbiseni yakar ya da (en azından) körüğün kötü kokusundan rahatsız olursun.” (Buhârî, Zebâih, 31, Büyû’, 38; Müslim, Birr, 146)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Mucîb: Kendine yalvaranların isteklerini veren, kullarının dilek ve dualarına karşılık veren, icabet eden demektir.

Kısa Günün Kârı

İnsanın, düşüp kalktığı kimselerden, gezip dolaştığı yerlerden etkilenmemesi mümkün değildir. Efendimiz (sav) iyi ya da kötü şahıslarla birlikte bulunmanın, bunları dost ve arkadaş edinmenin insana nasıl tesir edeceğini açık bir misal ile ortaya koymuştur.