Takvâ Sahibi

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte kötülükten sakınanlar onlardır.” (Zümer, 33)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Kul, mahzurlu şeylere düşme endişesiyle sakıncası olmayan bazı şeyleri de terk etmedikçe gerçek muttakîlerin derecesine ulaşamaz.” (Tirmizî, Kıyâme, 19/2451; İbn-i Mâce, Zühd, 24)

Takvâ hususunda Hz. Îsâ (as)’ın da güzel bir tarifi vardır:
Bir kimse Îsâ (as)’a gelerek:
“–Ey hayır ve iyiliklerin muallimi! Bir kul, Allâh Teâlâ’ya karşı nasıl takvâ sahibi olur?” diye sordu.
Îsâ (as):
“–Bu kolay bir iştir:
Allâh Teâlâ’ya derin bir muhabbetle bağlanırsın,
O’nun rızâsı için gücün yettiğince sâlih amellerde bulunursun,
Bütün Âdemoğullarına da, kendine acır gibi şefkat ve merhamet gösterirsin!” cevâbını verdi. Sonra da şöyle buyurdu:
“–Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi sen de başkasına yapma! O zaman Allâh’a karşı hakkıyla takvâ sahibi olursun.(Osman Nûri Topbaş, Emsalsiz Örnek Hz. Muhammed, ErkamYay.)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
er-Reşîd: Her varlığı, var ediş gayesine uygun bir biçimde hedefine ulaştıran, hiç kimseyle istişare etmeden işlerini yürüten, delil ve irşada ihtiyacı olmayan, işlerini nizam ve hikmetle yürüten ve hiçbir işi boş ve abes olmayan, kullarını doğru yola ileten demektir.