Takva Toplumu ve Kardeşlik

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında en değerliniz, en çok takvâ sahibi olanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.” (Hucurât, 13)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Ey insanlar! Allah Teâlâ size câhiliye kibrini ve atalarla övünmeyi yasaklamıştır. İnsanlar iki sınıftır: Bir, iyilik ve takvâ sahibi olup Allah’ın değer verdiği kişiler; bir de günahkâr, kötü ve Allah katında kıymeti olmayan kimseler. Bütün insanlar Hz. Âdem’in çocuklarıdır. Allah Teâlâ ise Âdem’i topraktan yaratmıştır.” (Tirmizî, Tefsîr, 49/3270; Ebû Dâvûd, Edeb, 110-111/5116)

Peygamber Efendimiz’in insanlara bakış tarzını gösteren şu hâdise pek ibretlidir:
Allah Rasûlü (sav) bir gün Medîne-i Münevvere’deki çarşılardan birisine uğramıştı. Çarşıda siyahî bir köle müzâyede ile satılıyordu. Köle:

“–Beni alacak olan kişiye bir şartım var” diyordu. Alıcılardan birisi:

“–Nedir o şart?” diye sordu. Köle:

“–Benim farz namazları Rasûlullah (sav) Efendimiz’in arkasında kılmama mânî olmayacak” dedi.
Adam bu şartı kabul ederek köleyi satın aldı. Rasûlullah (sav) her namazda gözüyle bu köleyi arardı. Bir gün yine baktı fakat göremedi. Sahibine:

“–Kölen nerede?” diye sordu. Sahâbî:

“–Ey Allah’ın Rasûlü, o hummaya yakalandı” dedi. Rasûl-i Ekrem Efendimiz ashabına:
“–Kalkın onu ziyarete gidelim” buyurdu. Birlikte kalktılar ve siyâhî kölenin yanına gidip geçmiş olsun ziyaretinde bulundular. Birkaç gün sonra Allah Rasûlü (sav) kölenin sahibine:

“–Kölenin hâli nasıl?” diye sordu. Sahâbî:

“–Ey Allah’ın Rasûlü, onun ölümü yakındır” cevabını verdi. Bunun üzerine Efendimiz (sav) kalkıp kölenin yanına gitti ve ölmek üzereyken yanına vardı. Köle o esnâda vefât etti. Peygamber Efendimiz onun yıkanması, kefenlenmesi ve defnedilmesiyle bizzat ilgilendi. Ashab-ı kirâm bu duruma çok şaşırdılar. Muhâcirler:

“–Biz vatanımızı, mallarımızı, âilemizi terk edip buralara geldik; hiçbirimiz şu kölenin Rasûlullah’tan gördüğü îtibârı ne hayatında ne hastalığında ne de ölümünde görmedi” dediler. Ensâr da:
“–Allah Rasûlü’nü barındırdık, yardım ettik ve mallarımızla onu destekledik ama habeşli bir köleyi bize tercih etti” diye düşündüler. İşte bunun üzerine yukarıda geçen Hucurât Sûresi’nin 13. âyet-i kerimesi nâzil oldu. Onlara bütün insanların aynı anne babanın evlâtları olduğu hatırlatılarak faziletin takvâ ile olduğu anlatıldı. (Vâhıdî, s. 411-412)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
ez-Zâhir: Varlığını, birliğini belgelendiren, birçok delili bulunan, aşikar olan, eserleri ile tanınan, bilinen, sıfatlarıyla zâhir olan demektir.
Kısa Günün Kârı
İslâm, hiç­bir ırk, din, cins, toplum ve zümre ayırı­mı yapmaksızın bütün insanları ilâhî vah­yin muhatabı ve aynı insanlık âilesinin fertleri kabul eder. İnsanlara aynı anne baba­dan geldiklerini bildirerek aralarındaki bazı farklılıkların düşmanlık sebebi de­ğil karşılıklı iyi ilişkilere bir vesile olarak görülmesini telkin eder.