Kalpteki Katılık

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Allah kimin gönlünü İslâm’a açmışsa o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir? Allah’ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.” (Zümer, 22)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Kalbdeki katılığı ortaya çıkaran üç haslet vardır: Yeme, uyku ve rahata düşkünlük.” (Deylemî, V, 520)
Mâlik b. Dinâr (ra)’ın şöyle dediği nakledilir: “Hiçbir kula, kalbinin katılaşması kadar büyük bir cezâ verilmemiştir. Allah bir topluma kızdı mı rahmeti onlardan çekip alır.”

Allah Teâlâ bir münâcâtında Mûsâ (as)’a şöyle buyurdu: “Ey Mûsâ, dünya hakkında emelini uzun eyleme; tûl-i emel sâhibi olma! Aksi takdirde kalbin katılaşır. Katı kalb ise Ben’den uzaktır. Giysisi eski, ama kalbi yeni ol. Böylece yeryüzündekilerin gözünde küçülür, gökyüzündekiler nezdinde ise tanınırsın.”
Hz. Aişe-i Sıddîka (ranha) şöyle der: “Hz Peygamber’den sonra halk arasında ortaya çıkan il bid’at, tokluktur. Zünnûn-ı Mısrî (rh) şöyle der: “Asla doyasıya yemedim, bu sebepten mâsiyet işlemedim.” Şiblî (rh) şöyle der: “Aç kalıp da yeni bir hikmet ve ibret bulamadığım bir zamanım olmadı.”

Bir hadîste şöyle buyrulmuştur: “Allah katında en üstün olanınız, daha uzun süre aç kalan ve tefekkür hâlinde olanlarınızdır. Allah’a en sevimsiz olanınız ise yeme-içme düşkünleri ile uykuculardır. Yeyin, için ama karınlarınıza da insaf edin. Çünkü karna insaf etmek peygamberliğin bir cüzüdür.” (Irakî, Muğnî, III, 80)
Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
el-Celil: Azamet sahibi, celâlet ve ululuk sahibi demektir.
Kısa Günün Kârı
Şeyh Sa’dî (ks) der ki:
İnsansan yemeği ölçüyle ye.
Adam mısın, yoksa küp müsün? Karnını bu kadar dolduruyorsun?
Kişinin içi gıda, zikir ve nefes yeridir.
Sen onu sade ekmek yeri sanıyorsun?
Can besleyenler, midesi dolu olanların
Hikmetçe boş olduğunun farkında değillerdir.