Allah’ın Yardımı ve Fetih Geldiğinde

Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede şöyle buyurur:

Allah’ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O’ndan bağışlama dile. Çünkü O tövbeleri çok kabul edendir.”

(Nasr 1,2,3)
İbni Abbas (radıyallahu anh) şöyle dedi:

“Ömer (radıyallahu anh) Bedir Savaşı’na katılmış yaşlı sahâbîlerle beraber beni de Danışma meclisine dâhil etti.” Sahâbîlerden biri buna içerledi ve Hazret-i Ömer’e:

“-Bu, neden bizimle beraber oluyor? Oysa bizim onun yaşıtı çocuklarımız var,” dedi.

Hazret-i Ömer (radıyallahu anh):

“-Bildiğiniz bir sebepten dolayı,” diye cevap verdi. Derken bir gün beni çağırdı ve büyük sahâbîlerin meclisine aldı. Bana öyle geliyor ki, o gün benim bilgimi ve anlayışımı onlara göstermek istiyordu. Sahâbîlere:

“-Allah’ın yardımı ve fetih geldiğinde…” diye başlayan Nasr sûresi hakkında ne düşünüyorsunuz? diye sordu. Bir kısmı:

“-Yardım görüp fetih gerçekleşince Allah’a hamd ve istiğfar etmekle emrolunmaktayız,” dedi. Kimi de hiçbir yorum yapmadı. Hazret-i Ömer (radıyallahu anh) bu defa bana hitaben:

“-Ey İbni Abbas! Sen de böyle mi diyorsun?” Dedi. Ben:

“-Hayır,” dedim.

“-Peki, ne diyorsun?” diye sordu. Ben de:

“-Bu sûre, Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ecelinin kendisine bildirildiğini ifade etmektedir. “Allah’ın yardımı ve fetih sana gelince -ki, bu senin ecelinin geldiğine alâmetidir-, Rabbini hamd ile tesbih et, bağışlanma dile. Çünkü o tövbeleri kabul edendir” buyuruluyor, dedim.

Bunun üzerine Hazret-i Ömer (radıyallahu anh):

“-Ben de bu sûreden senin dediğinden başkasını anlamıyorum,” dedi.”

(Buhârî, Tefsîru sûre (110), 4; Menâkıb 25. Tirmizî, Tefsîru Sure(110))