Kıyametin Dehşeti

Dünyanın yaratılışından kıyâmetin koptuğu ânâ kadar varlık âlemine gelen bütün insanları ve cinleri nerede ve ne halde olurlarsa olsunlar mahşer meydanında toplayan, (Hicr, 24-25; En’âm, 128; Âl-i İmrân, 9, 25, 55; Nisâ, 87, 172; En’âm, 38; Kehf, 47)işlerinden ve hâllerinden hiçbir şey kendisine gizli kalmayan Allah Teâlâ onlara şöyle hitap eder:

Bugün mülk ve hâkimiyet kimin? (Mahşer halkı şu cevabı verir): Mutlak gâlip, tek hâkim olan Allah’ın!” (Mü’min, 16)

İşte o gün insan hakikati anlar, fakat o zaman anlamanın kendisine ne faydası olacak?” (Fecr, 23)

* * *

Efendimiz’in şu sözleri, o günün dehşetini anlatmaya kâfîdir:

Sırat köprüsünde mü’minlerin şiârı: «Yâ Rabbî, selâmet ver, selâmet ver!» duasıdır.” (Tirmizî, Kıyâmet, 9/2432)

Kıyâmet günü rasûllerin de sözü:

«Allah’ım, selâmet ver, selâmet ver!» olacaktır
.” (Buhârî, Ezân, 129)

* * *

Samanî hükümdarlarından Nâsır bin Ahmed (h. 301-331), Nişabur’u fethettikten sonra meclisin toplanmasını emretmiş ve tahtına çıktıktan sonra, Kur’an okunarak toplantının açılmasını istemişti. Sâlih bir zât öne çıkarak yukarıdaki Mü’min Sûresi’nin 16. âyetini okudu. Nâsır, âyeti dinleyince dehşetle irkildi ve titremeye başladı. Hemen tahttan indi, başından tâcını çıkarıp secdeye kapandı ve:

“–Allah’ım! Hükümranlık bana değil sana aittir” demeye başladı. (Mevdudî, Tefhîm, V, 137, [Mü’min, 16])