Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

2 sonuçtan 1 ile 2 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    İslambol
    Mesajlar Mesajlar
    4.978
    Blog Blog Girişleri
    126
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 529 + 29679


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Futuhu'l - Gayb Kırk Birinci Makale Fena ve Keyfiyeti




    FENÂ VE KEYFİYETİ


    Sana bir misal getireceğim. “ Fena “ üzerine olacak. Şunu demek isterim. Bir sultan, halk içinden seçeceği kimseyi bir beldeye tayin eder.

    Ona her türlü yetkiyi verir.


    Bir vali için lazım olan her çeşit nişanları takar. Aradan zaman geçer. O vali kendini beğenmeğe başlar. Padişahın nimetini unutur. Sanki o yer kendisine bakidir.

    Kendini beğenir,ilk halini unutur, eksiğini hatırlamaz, eski fakirliği aklına gelmez.

    Halbuki bir zamanlar bir köşede unutulmuştu. Bu kibir o zavallıyı sarar. Kendini çok beğenir. Firavunlaşır. Bu hali çok iyi bilen şah onu azleder. Öyle bir hal alır ki, ilk devrini arar ama eline geçmez.

    Padişah ondan yaptıklarının hesabını sorar. Bütün hatalarının cezasını çektirir. Emirlerin yapılmayışı, yasaklara tecavüz etmek o zavallıya pahalıya mal olur.

    Çok feci bir şekilde hapsolur. En dar yere tıkılır. Büyük sıkıntıya düşer. Devamlı bir ihtiyaç içinde kıvranır. Bu kıvranma onun için iyi olur. Böbürlenmesi ölür.

    Kibri gider. Haddini bilir. Nefsi körlenir. Şahsi arzusu söner. Benliğini eritir. Bunlar padişahın gözünden kaçmaz. O şahsın bilgisi bunları kaybetmez.

    Bu durumda padişahın merhamet nazarı ona dokunur. Rahmet ve merhamet nazarına mazhar olur. Dolayısıyla, zindandan çıkarılma emrini verir. Bu arada bütün in’am ve ihsanını ona yağdırır.

    Eski devletini verir. Ayrıca o miktarın iki misli de mükafat verir. Artık bu iş böyle devam eder.

    Bundan sonra kötülüğe girmez. Kibri, gururu unutur. Saf ve temiz olarak vazifeye devam eder.


    İşte bu misal bir iman sahibinin halidir. Bir kimse Allah’a yaklaşınca, Allah onu sever ve seçer. Kalb gözü açılır. Nimet, in’am ve ihsan kapıları ona açık olur.

    Zaman olur, o kalb gözü ile kimsenin görmediğini görür, işitmediğini işitir, akla hayale gelmeyen garip işler seyreder. Yerin, göğün hikmetini anlar. Onlardaki esrarı çözmeğe başlar. En güzel vaadi alır. Vaad olunduğu şey kendisine bol bol verilir.

    Hak’ka yaklaşır. Onun güzel sözlerini duyar. Bu duygu yalnız safiyetten ve manevi yükselmeden gelir. Bu hale fenaya ermiş kişi kavuşur.

    O sözün hikmetini söyler. Çünkü kalbi temizdir. Safiyete ermiştir. O temizliğin nuru, kalbten dile gelir. O nurlu hal, o büyük insanın her halinde sezilir.

    Fenaya ermiş olan kibirli değildir. Gönlü engin olur. Dışı mütevazi insanlar gibi olur. Aldığı helâldir. Her haliyle Allah’ın yasaklarına yanaşmaz. İşte bu halde o insan kendinden emin olur. Kendini huzur içinde görür. İşte bu hoşluk bir zaman devam eder, bunun bir daha gitmeyeceğini sanır aldanır. Aniden belaların kapısı açılır.

    Çocukları yok olur. Malı telef olur. Kalbindeki huzur bozulur. İlk zamanda verilmiş olan bütün nimetler yok olur.

    Bu haller bu zatı hayrette bırakır. Üzülür, kalbi kederle dolar. Zahirine baksa yalnız kötülük görür. Kalbine dönse, yalnız hüzün ve zulmet görür. Allah’a dua etse icabet bulmaz. Bir yandan vaad alsa verildiğini göremez. Birine bir şey vermek istese yerine getiremez.

    Bir rüya görse tabir etmek kolay olmaz.

    Halka karışmak istese yapamaz. Şayet bir kolaylık bulup halka gitmek istese derhal bela ile karşılaşır.

    Halkın eli, bu durumda ona musallat olur. Neredeyse tırnaklarıyla vücudunu parçalarlar. Dilleri ırzına malına dokunur. İlk halinden bazı şeyler anlatmak isterse, diyemez. Evvelce gördüğü nimete karşı, şimdiki belayı hoş görse yapamaz. Bu halde, nefis onu böyle yok eder.

    Heva, şahsi arzu onu ilk halden alıkoyar. Manevi yolculuğu tükenir. Oluşlar durur. Manevi hal kapanır. Daimi bir telaş içinde kalır. Her gün sıkıntısı üzüntüsü çoğalır.

    Bu haller devam ederken haberi olmadan manen yükselir. Birden kapı açılır, bu açılış ani olur, açılışla beraber maddi ve manevi varlık yok olur, yalnız ruh kalır.

    İşte bu halde işler başka olur. Batıni deruni sesler işitir.

    İlk söz; Hz. Eyyub’a olduğu gibi tecelli eder:

    - “ İşte sana, tatlı su, iç ve şifa olduğunu bil, yıkan!.. Ayağını vur, o çıkar...”

    Kalbinde rahmet çeşmeleri akmağa başlar. İlâhi rahmet ve şevkat onu diriltir, ona hakikat kapıları açılır. Gönül yolları gösterilir. Her kuvvet karşısında söner. Her varlık hizmetine koşar. Diller onu över. Her canipten onun ziyaretine koşarlar.

    Şah diye geçinen, kendilerini yaratıcı olarak tanıtanlar, onun kapısında köleye benzerler.

    O, insan olmuştur. Rahmet onun yüzünden okunur. İlâHİ NUR, gözlerinden çıkar. Kendisini de halinden memnun eder. Bu hali hakka varıncaya kadar devam eder.

    Sonra kavuşacağına kavuşur. Dünya gözü onu görmez, buranın duygusu o alemi sezemez. Allah-ü Taâla onlara hazılanan nimetleri anlatırken şöyle buyuruyor.

    -“ Onların mükafatı büyüktür. Buradaki ölçüler ve tartılı bilgi onları bilemez. O göz kamaştırıcı nimetleri hiçbir nefis bilemez.

    Benzer Konular
    Futuhu'l - Gayb Kırk Dokuzuncu Makale Uykunun Kötülüğ
    Futuhu'l - Gayb Kırk Dokuzuncu Makale Uykunun Kötülüğ UYKUNUN KÖTÜLÜĞÜ Uyanıklığa götüreni bırakmak iyi olmaz. Her zaman uykuyu değil, biraz da uyanıklığı aramak lazım. Ayık olmak varken gaflet yolunu seçmek, noksanı ve azı, çoğa, iyiye tercih sayılır. Ayıklığı icap et
    Futuhu'l - Gayb Kırk Yedinci Makale Allah'a (c.c) Yakınlık Üzerine
    Futuhu'l - Gayb Kırk Yedinci Makale Allah'a (c.c) Yakınlık Üzerine ALLAH'A (C.C.) YAKINLIK ÜZERİNE Rüya gördüm, bir ihtiyar bana sordu: - “Kul için Allah’a (CC) yakınlık nasıl olur?” Cevap olarak:
    Futuhu'l - Gayb Kırk Beşinci Makale İptila ve Nimet
    Futuhu'l - Gayb Kırk Beşinci Makale İptila ve Nimet İPTİLÂ VE NİMET İnsanları iki şahıs olarak görürüz. Biri iyilik içindedir.. Nimet içindeki adam sıkıntıdan ve kederden kurtulamaz. Sebebi, nimetin bolluğu ve bunların icabı maddi sıkıntıdır. Mal, mülk, her
    Futuhu'l - Gayb Kırk Üçüncü Makale Dilenciliğin Kötülüğü
    Futuhu'l - Gayb Kırk Üçüncü Makale Dilenciliğin Kötülüğü İnsan, kendisi gibi âcizden bir şey isteyemez. Yalnız cahil olduğu için ister. İmanı zayıf olduğu için bu yolu tutar. Marifeti yoktur, yakin derecesine varmış imanı yoktur. Sabrı yok denecek kadar az olduğu için b
    Futuhu'l - Gayb Kırk İkinci Makale Nefsin İki Hali
    Futuhu'l - Gayb Kırk İkinci Makale Nefsin İki Hali https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash3/550753_10150893316067638_1353176227_n.jpg NEFSİN İKİ HALİ Nefsin iki hali vardır. Üçüncüsü yoktur. Biri bela diğeri afiyet... İnsanlar, başlarına bir bela
    Yazar : Risale Forum
    Konu ASHAB-I BEDR tarafından (05-06-2012 Saat 23:38 ) değiştirilmiştir.


    “ Ey Rabbim !

    Beni insanların nazarında büyük, Kendi nazarında da küçük eyleme… ”

    ___ Hz. Ebû Bekir ( R.Anh )


  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Nereden Yer
    Şark
    Mesajlar Mesajlar
    1.377
    Blog Blog Girişleri
    63
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 248 + 16439


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Futuhu'l - Gayb Kırk Birinci Makale Fena ve Keyfiyeti

    "la havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim" yani Türkçesiyle
    la havle: güç yoktur
    vela kuvvete: ve kuvvet yoktur
    illa: ancak
    aliy : yüce
    azim: azametli

    "Yüce ve Azametli olan Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur"
    anlamına gelir. genelde dilimizden düşürmeyiz. düşürmeyizde hemen akabinde sanki biz söylememişiz gibi şunu yaptım bunu yaptım diye başlarız konuşmaya farkında olmadan
    ıncecik bir yol. Hani, sırat köprüsüne “kıldan ince, kılıçtan keskin” derler ya … Öyle bir yol… Öyle bir yoldan geçeceksin, gideceksin de Allah’a vasıl olacaksın. Vuslat… Nereye vuslat? Kendine… Sen aradığını kendinde bulacaksın. Dışarıda aramaya lüzum yok. Kendin olgunlaşacaksın, ne ararsan kendinde bulacaksın. Başka türlü ilmi yok…. Başka türlü zevki yok…. Peygamber Efendimiz; “Ölmeden önce ölünüz” buyuruyor. Ölmeden önce nasıl öleceksin? Ölmeden önce Rabbini bileceksin. ınsan; hep başkasıyla meşgul, hep cihanla meşgul… Halbuki, kendisiyle birlikte bütün cihan zerreden küreye her şey Allah’ın yed-i kudretinde, başıboş hiçbir şey yok. ınsanlar “Ben yaptım” diyor.

    Esas olan; Hak ve hakikat bulmaktır. Hak ve hakikat birdir. Bugün, bir buçuk milyar insan Müslüman. Bunların içinde ehl-i hakikat dediğimiz kişiler ne kadar acaba?..
    Yazar : Risale Forum
    HAYY' dan geldik, HU' ya gideriz...

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222