Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

2 sonuçtan 1 ile 2 arası

  1. #1
    ABDULLAH çevrimdışı Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.228
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 813 + 40528


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Maksat Bilmek Değil, İlmin Hakkını Vermektir

    Maksat Bilmek Değil, İlmin Hakkını Vermektir


    İlim dünyada en faziletli ve en şerefli bir sıfattır. Bununla birlikte sorumluluğu en ağır bir emanettir. Onun hakkını verenler, Yüce Allah’ın rızasına ererler. İlmin hakkı hedefine uygun kullanılmasıdır.

    İlmin hedefi, Allahu Teala’nın varlığını ispat ve rızasına ulaşmaktır. İlmin Allah için okunması ve rızasına giden yolda kullanılması şarttır. Yoksa ilim rahmet değil, zahmet olur.

    Farz olan ilimden kaçana cehaletinin hesabı, kendisine ilim verilen kimseye ise, ilminin hakkı sorulacaktır. Sevgili Peygamberimizin şu uyarısı her insanı yakından ilgilendirmektedir:

    “İnsan şu dört şeyden hesaba çekilmedikçe, kıyamet günü hesap yerinden ayrılamayacaktır:

    1-Ömrünü nerede harcadığı

    2-İlmiyle ne yaptığı

    3-Malını nereden kazanıp nereye sarf ettiği

    4-Bedenini nerede eskittiği." 201

    İlmin faydalı olmayanı da vardır. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz böylesi bir yükten korkarak, Yüce Allah’a şöyle sığınmıştır:

    “Allahım! Fayda vermeyen ilimden sana sığınırım.”202

    Allahu Teala, ilim ehlinden takva istemektedir. Çünkü takva ancak ilimle elde edilir. Bu hususta ayeti kerime meali şöyledir:

    “Allah’tan, kulları içinde ancak ilim ehli olanlar korkar.”203

    Şu halde takva sahibi olmayan kimse, gerçek âlim değildir. Yüce Allah’ı tanıyan ve O’na isyan etmekten korkana cahil denemez.

    Rasulullah (s.a.v) Efendimizin belirttiği gibi, Allah rızası unutulup sırf dünyalık elde etmek için kullanılan bir ilim, kendisini taşıyana Cennetin kokusunu koklatmayacaktır.204

    İlim bazen gizli bir perde ve çetin bir imtihan olup sahibini Allah’tan uzaklaştırabilir. Bu konuda, Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz hepimizi şöyle uyarır:

    “Şeytan çok defa sizi, ilimle oyalayarak aldatır.” Ashab:

    ‘Ey Allah’ın Rasulü!..şeytan bizi ilimle nasıl aldatır?, diye sorduklarında Allah Rasulü (s.a.v)şu cevabı vermiştir:

    “Şeytan size ‘Sen ilim öğrenmeye bak, iyice öğreninceye kadar amele bakma!’ der. İnsan da şeytanın bu sözüne aldanır. İlmî konularda durmadan konuşur durur, ameli hep sonraya bırakır ve nihayet amel edemeden ölür gider.”205

    Ashabtan İbnu Mesud (r.a) Efendimiz şöyle der:

    “İlim çok şeyler öğrenip nakletmek değildir. İlim Allah’tan gereği gibi korkmaktır.”

    Hasan el-Basrî (rah.) ise şöyle demiştir:

    “İstediğiniz kadar ilim öğrenin. Vallâhi, öğrendiklerinizle amel etmedikçe, Allah size sevap vermez. Aklı zayıf kimselerin bütün gayreti, sırf ilim nakletmekle meşgul olmak; gerçek âlimlerin gayreti ise, amel ederek ilmin hakkını korumaktır.”206

    Hasan el-Basrî Hazretleri de şöyle diyor:

    “Allahu Teala, sırf ilim nakleden kişiye önem vermez. Ancak ilmi, güzel anlayan ve hükmü gereğince yaşayana kıymet verir.”207

    Arifler şöyle demişlerdir:

    Bütün varlıkların yaratılması ve ilimlerin okunması kulları, Lâ ilâhe illallah tevhidinin hakikatine ulaştırmak içindir. En faziletli ilim yakîn ilmidir.

    Bu ilmin ilme’l-yakîn, ayne’l-yakîn ve hakka’l-yakîn dereceleri vardır. Ama hepsinin sonu, müşâhede ve ihsan makamıdır. Hadis-i şerifte belirtildiği gibi:

    “İhsan Allahu Teala’yı görüyormuş gibi O’na kulluk yapmaktır.”208

    Canlı-cansız bütün varlıklarda ilâhi bir tecelli ve ilim gizlidir. Bu sırları okuyanlar ve anlayanlar oldukça azdır. Bu durumu büyük veli Sehl et-Tüsterî şöyle dile getirir:

    “Nice insanlar vardır: Bir ömür boyu bu alemin içinde ilâhi ilim ve tecellilerle iç içe yaşar. Geceyi gündüzü görür, yerin ve göğün nimetlerini kullanır: Ne yazık ki bütün bunları sevk eden ve ihsan eden Yüce Allah’ı hiç tanımadan cahil ve gafil bir halde ölür gider.”209

    Şu herkesin kabul ettiği bir gerçek değil mi?

    Bugün Allah Rasulünden (s.a.v) bize miras kalan marifet ve ahlak ilminin gerçek varisleri çok azdır. Ancak her dönem var olmuştur. Bu vârisler, mukarrebun makamına çıkmış kamil müminlerdir.

    Bu kamillerin bir kısmı, Cenab-ı Hakk’ın yardım ve tercihi ile velâyet mertebelerini kat etmiş ve hidayet yolunda kendilerine tâbi olunma sıfatını elde etmiştir.

    İşte bu tür kamil müminlerin işi kulları irşat etmektir. Çünkü Allahu Teala kendilerini özel bir şekilde desteklemiştir. Onlar vasıtasıyla kalpleri ihya etmiştir. Onlar Yüce Yaratıcının varlığına ve birliğine en canlı şahittirler. Yüce Mevla gerçek alimleri, melekleriyle birlikte varlığına şahit tutmuştur.210

    Bu ilim ehli velilere Rabbânî alim de denir. Onun yüzüne bakılsa Allah’ı hatırlatır. Ahlâkî özellikleri Hz. Rasulullah’ın ahlakını aksettirir. Bir bakışı kalpte Allah sevgisini meydana getirir.

    Allah’ın dostluğu gerçek hâliyle onlarda zuhur ettiğinden, Ümmet-i Muhammed onlara bakıp peygamberlerin geliş gayesini, dinin hakikatini, Kur’an-ı Hakim’in sırrını, ibadetin tadını, kulluğun aslını, güzel ahlakı, kainatın ve varlığın sebebini kavrayabilir.

    Ariflerde ilim amele, amel hikmete, hikmet marifete, marifet ilâhi muhabbete dönüşür. Kamil insan yeryüzünde Allahu Teala’nın halifesi olduğundan, kendilerine, kullar ve kalpler üzerinde tasarruf yetkisi verilmiştir.

    Arifler Cenab-ı Hakk’ın isimlerinin özel tecellilerine mazhar olmuşlardır. Bu sayede özel bir ilme, farklı bir kalbe, ayrı bir şahsiyete sahiptirler.

    Bu yüzden gerçek ilim onlarla ayakta durur. Din onların hayatında yaşanır, isteyenlere hayat olarak sunulur. Bir insan, samimi olarak onların halkasına girse ve sadece kendilerini taklit etse bile, bu sayede pek çok ilim ve edep kazanır.

    Bu kamil mürşitler içinde Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) pâk neslinden gelip, hem nesebine hem de edebine vâris olan seyyid mürşitler de vardır.

    Onlar tarih boyunca bu ümmetin yüz akı, medarı iftiharı ve feyz kaynağı olmuşlardır.

    Seyyid olan alim ve mürşitlerin yaratılışlarındaki Muhammed î nur, daha hızlı inkişaf ettiğinden onlar, bu dini ve ilmi en mükemmel şekliyle temsil ve tatbik etmektedirler.

    Onların hânesi, ilâhi edep ve sünneti yaşamada diğer bütün müminlere örnek olmuştur.

    Onları görenler ve candan sevenler, sanki Rasulullah (s.a.v) Efendimiz ile karşılaşmış ve tanışmış gibi huzur duyarlar.

    Onların meclisine girenler, Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) saadetli yüzüne nazar etmiş gibi haz alırlar.

    Onların elinden tutanlar, Rasulullah Efendimizin (s.a.v) mübarek elinden tutmuş ve onu öpmüş gibi olurlar.

    Onlar her devirde ümmetin önünde edep önderi, takva imamı, irşat kutbu olmuştur.

    Seyyid olan mürşitlerin, müminlerin kalbinde ayrı bir sevgisi olmuştur. Onlar imanlı ve samimi kalpler tarafından kolayca sevilmiş, rahatça kabul edilmişlerdir.

    Ümmeti Muhammed onlar sayesinde nispeten Hz. Rasulullah’ın (s.a.v) hasretini gidermiştir.

    Seyyid Abdulkâdir Geylânî (k.s)

    Seyyid Muhammed Bahâüddin Nakşıbend (k.s)

    Seyyid Ahmed şehîd (k.s)

    Seyyid Abdülhakim el-Hüseynî (k.s)

    Seyyid Muhammed Râşid el-Bilvânisî (k.s)...

    Ve...Daha niceleri...

    Bu büyükler gibi her devri süsleyen nice Muhammed î güller vardır. O güller, temiz gönüllere koku verirler. Onlar Yüce Allah’ın boyası ile boyanmışlardır.

    Onların gönlü ilâhi aşk ile doludur. O güllerin dallarından sevgi balları akar, hepsi dışa süzülmüş özdeki sevgiyi yayar.

    Onlar dinin gerçek alimi ve Cenab-ı Hakkın şahididir.

    Onlar Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin halifesi ve varisidir. Onun ümmetinin ise göz aydınlığıdır. Herkes için rahmet kapısı, muhabbet kaynağıdır.

    Onlar insanlığın önünde ve kulluk mihrabında, her beşer adına Yüce Allah’ı tesbih ve takdis ederler.

    Onlar Ümmet-i Muhammedi kendilerinden bir parça olarak görür ve Allah için onları çok severler.

    Zira onlar, gözlerimizin nuru Hz. Fatıma (r.a) Validemiz ile kâinata yayılan nurlu silsilenin evlatlarıdır.

    Ve...Onlar, Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimizin nübüvvet bahçesinin solmayan gülleridir.

    Yüce Allah, Habibi hürmetine bizleri dünya ve ahirette o güllerden ayırmasın...

    Amin.



    201) Tirmizî, Kıyâme, 1.
    202) Müslim, Zikr, 73; Ebû Dâvud, Vitr, 32; Tirmizî, Deavât, 68.
    203) Fâtır 53/28.
    204) Ebû Dâvud. İlim, 12;, İbnu Mâce, Mukaddime, 23; Ahmed, Müsned, II, 338.
    205) Hatib el-Bağdâdî, el-Câmi’ li Ahlâki’r-Râvî, I, 132; el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb, I, 130; Zebîdî, İthâfu’s-Sâde, I, 616.
    206) el-Mekkî, Kûtu’l-Kulûb, I, 133.
    207) Sühreverdî, Gerçek Tasavvuf, 48.
    208) el-Mekkî, Kûtul’-Kulûb, I, 131-138; Gazzâlî, İhyâ, I, 107-113; Sühreverdî, Gerçek Tasavvuf, 49-53.
    209) Sülemî, Tabakâtu’s-Sûfiyye, 207.
    210) Âl-i İmrân 3/18.


    Dr.Dilaver Selvi
    Kaynaklarıyla Tasavvuf

    Benzer Konular
    Palandöken: 'Vatandaş hakkını bilip, hakkını aramalıdır'
    Palandöken: 'Vatandaş hakkını bilip, hakkını aramalıdır' Palandöken: 'Vatandaş hakkını bilip, hakkını aramalıdır' Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Malın satış fiyatı ile kasa
    Maksat Üstada pot-put kırdırmak değil anlamak!
    Maksat Üstada pot-put kırdırmak değil anlamak! Maksat Üstada pot-put kırdırmak değil anlamak! Bu yazılardan maksadımız -haşa- Üstad hazretlerine ne pot, ne de put kırdırmaktır. Sadece ve sadece O?nun ne dediğini anlamak; Ris
    Allah’ı bilmek,ilahiyat tartışmalarıyla değil...
    Allah’ı bilmek,ilahiyat tartışmalarıyla değil... Hak Yolun Kılavuzları Mehmet ILDIRAR • Allah Tealâ, rızasına giden yolu bizlere bildirmiş ve dinini tamamlamıştır. Dinin hükümleri açık bir şekilde ortaya konulmuştur. Geriye bu yüce dini yaşayarak olgu
    Yağmurun Vaktini Bilmek Gaybı Bilmek midir?
    Yağmurun Vaktini Bilmek Gaybı Bilmek midir? ÜÇÜNCÜ SUALİNİZ: Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın Deccalı öldürmesi, hem Birinci Mektupta ve hem On Beşinci Mektupta gayet muhtasar ve size kâfi bir cevap vardır.
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nereden Yer
    ANKARA
    Mesajlar Mesajlar
    2.584
    Blog Blog Girişleri
    109
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 584 + 43761


    Cevap: Maksat Bilmek Değil, İlmin Hakkını Vermektir

    İlim bazen gizli bir perde ve çetin bir imtihan olup sahibini Allah’tan
    uzaklaştırabilir. Bu konuda, Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz hepimizi
    şöyle uyarır:
    “Şeytan çok defa sizi, ilimle oyalayarak aldatır.” Ashab:
    ‘Ey Allah’ın Rasulü!..şeytan bizi ilimle nasıl aldatır?, diye
    sorduklarında Allah Rasulü (s.a.v)şu cevabı vermiştir:
    “Şeytan size ‘Sen ilim öğrenmeye bak, iyice öğreninceye kadar amele
    bakma!’ der. İnsan da şeytanın bu sözüne aldanır. İlmî konularda
    durmadan konuşur durur, ameli hep sonraya bırakır ve nihayet amel
    edemeden ölür gider.”
    Yazar : Risale Forum

    Kalbini bir mescit yap. Orada, Allah’tan başka hiçbir şeye yer verme.

    Abdulkadir Geylani


Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222