Bela ve Musibetler


Bir kulun kesintisiz sevinç ve huzur içinde olmasının, onun için musibet olduğundan endişe edilir. Allah sevdiğine bela, kaza, hastalık, musibet vererek onu gafletten kurtarır. Eğlenceye dalıp hakikati unutmasını engeller. Bediüzzaman hazretleri demiştir ki, bela ve musibetin ulaşmasıyla kulun bir saat sabır göstermesi, kabul olmuş bir günlük ibadet yerine geçer. Öyle ağır bela ve musibetler de vardır ki, bir gün sabretmekle iki senelik sevap kazanılır.

İnsana bela en çok sevdiklerinden gelir, en çok ıstırabı sevdiği şeylerden çeker. Belanın şiddeti sevginin derecesine göre artar. Çok sevilenin az bir belası insana çok, sevilmeyenin çok belası az görünür.

Ey derde, hastalığa düçar olan! Allah’ın rıza ve terbiyesine girmek istiyorsan O’nun her şeyin yaratıcısı olduğunu bil. O zaman bela safa olur, her geleni gönül rahatlığıyla karşılarsın. Bela bela olmaktan çıkar, kurtulursun. Belayı vereni bilmedinse, işte o bela içinde bela olur.

İmam Şa’ranî k.s. hazretleri buyuruyor ki: “Ne zaman Allah’a isyan edip gaflette bulunsam, eşeğimden horozuma, kedimden köpeğime kadar bana kızıp düşman olurlardı. Aslında itaatkâr olan hanımım ve çocuklarım bana sert çıkarlardı. Ben eğri isem ev halkı da eğri, ben doğru isem alem dosdoğru olurdu.”

Mümine gelen musibet günahlarına kefaret olur. Günah kapısını kapatmayan bela ve musibete hazır olsun. Rasulullah s.a.v.: “Ademoğluna isabet eden bir değnek ucu kadar ya da bir ayağının kayması olsun, muhakkak bir günahının sebebiyledir.” buyurmuşlardır. Kur’an-ı Kerim’de de Allah Tealâ: “Kim bir kötülük işlerse onun cezasını görür.” (Nisa, 123) buyurmuşlardır.

Bu ayet nazil olunca çok korkan Hz. Ebubekir r.a. Rasulullah s.a.v. Efendimiz’e sordu:

– Ya Rasulallah, nasıl kurtulacağız?

– Cenab-ı Hak seni mağfiret etmiştir Ebu Bekir. Sen Allah’ın huzurunda niyazda bulunmuyor musun? Günahlarına üzülmüyor musun? Sana hiçbir bela ve sıkıntı gelmiyor mu?

– Evet ya Rasullallah.

– İşte bu sıkıntılar, darlıklar ve zorluklar cezalardan sayılır ve günahlarına kefarettir. Bir de yüzünü Allah’a çevirmen içindir.

Beladan kaçmak mümkün değildir. Allah’ın mülkünden çıkılmaz. Allah yeniden huzuruna getirip hesaba çeker. Şu halde Allah’tan nereye kaçılabilir ki? Ancak gaflet ve benliğe!..

İmam Kastalânî rh.a. hazretleri “Mevâhib-i Ledünniye”de şöyle buyuruyor: “Allah hastalıklarınız üzerine devalarınızı galip kılmıştır. Ancak sizin en önemli hastalığınız günah, devanız ise Allah’tan af dilemektir.”

Ey bela ve musibete uğrayan, oğlundan kızından çeken, malından şikayet eden, Allah’a dön! Bediüzzaman hazretleri bu başa gelenlere “şefkat tokadı” diyor. Baba, yaramazlık yapmasın diye oğlunun kulağını çeker. Bu çekiş ıstırap vermek için değil, tenbih içindir. Allah kulunun kulağını böyle çeker.

Kulağı çekilen kulların da akıllarını başlarına toplaması, Allah Tealâ’yı kullara şikayet etmemesi gerekir. Yaratan yaratılanlara şikayet edilir mi hiç? Saltanat O’nun, mülk O’nun, vücudumuz, her şeyimiz O’nundur.


Mehmet ILDIRAR