Hizmet Sabır ve Cesaret İster

Allah yolunda çekilen çilelerin karşılığı cennet ve ilahi rızadır. Hizmet esnasında önümüze çıkan zorluklar, daha fazla sabır gösterip sevap kazanmamız içindir. Kolay elde edilen şeyler kalıcı olmaz. Hak yolunda koşan bir insanın en büyük hizmeti kendisinedir. Hizmetteki ilk fayda hizmet edene aittir. Bunun için Allah rızası için yola çıkan bir kimse, bu yolda bütün çileleri baştan kabul etmelidir.

Halkın çilesini çekmek bütün peygamberlerin en başta gelen sünnetidir. Onlar, Allah rızası için hayatları boyunca halkın içinde olmuşlar, dertleri ile dertlenmişler, onların zahmet ve yükünü çekmişlerdir. Peygamberlerin sultanı Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimiz, yeri Arş-ı A’la ve cennet iken yeryüzündeki insanların arasında zahmet çekmeyi tercih etmişti. Onun insanlar tarafından yerli yersiz rahatsız edildiği gören amcası Abbas (r.a) bir gün Efendimizin huzuruna gelip:

-Ya Rasulellah! Görüyorum ki şu insanlar size çok eziyet veriyorlar, çıkardıkları tozlar zat-ı alinizi rahatsız ediyor. Kendinize yüksekçe özel bir yer yaptırsanız da onlarla oradan konuşsanız! diye üzüntüsünü dile getirdi. Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimiz’in cevabı şu oldu:

-Hayır! Allah beni içlerinden alıp huzuruna kavuşturana kadar onların arasında duracağım. Varsın ökçelerime bassınlar, elbiselerimi çeksinler, bir şey olmaz.”141

Arifler: “canı değerli olanın dini değersiz olur.” demişlerdir. Yani insanlardan, fakirlikten, kınanmaktan, gelecekten korkarak Yüce Allah’a dostluk ve güzel kulluk yapılamaz. Korkunun çaresi korkmamaktır. Çilenin çaresi, sevgilinin hatırına çileyi sevmektir. Maldan ve candan fedakarlık etmeden sevginin tadı nasıl tadılacak ve cennete nasıl adım atılacaktır?

Seyyid Abdulbaki Hz.leri (k.s) sık sık: “Korkmayın, eğer illa korkacaksanız Allah’tan korkun.” diyerek insanlara cesaret vermektedir.