5 sonuçtan 1 ile 5 arası

  1. #1
    ABDULLAH şimdi çevrimiçi Forum Yöneticisi
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nereden Yer
    Gurbet eller
    Mesajlar Mesajlar
    9.213
    Blog Blog Girişleri
    61
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 808 + 40478


    Mezheblerin Farklılığı

    Mezheblerin Farklılığı

    İslam düşmanları tarafından işletilen mevzulardan biri de “mezhep” meselesidir. Mezhep meselesi bir taraftan İslam'da bir ihtilaf unsuru gibi gösterilmeye çalışılırken, diğer taraftan bir takım demagojilerle saf zihinler bulandırılmak istenmektedir. Meselenin üzerine biraz eğildiğimiz zaman mezheplerin bir ihtiyaçtan doğduğu, hiç bir zaman ihtilaf unsuru olmadığı anlaşılacaktır.

    İtikat ve amel diye iki kısımdan meydana gelen İslam dininde, mezhepler, ameli (pratikte yaşanan) kısımları mevzu olarak ele alır. Birden fazla mezhebin meydana gelmesi, nazari prensiplerin mezhep imamlarınca farklı anlaşılmasından ileri gelmiştir. (Mektubat, 449 )

    Mesela Hz. Peygamber (a.s.m.) efendimiz namaz kılarken mübarek alınlarına taş batar ve alınları kanar. Hz. Aişe (r.a.) validemiz taşı Peygamber (a.s.m.) efendimizin alnından alarak yere atarlar. Peygamber (a.s.m.) efendimiz yeniden abdest alarak namazlarını kılarlar. Peygamber (a.s.m.) efendimiz yeniden abdest aldıklarına göre abdestleri bozulmuştur. Hanefi mezhebi imamı, İmam Azam Ebu Hanife hazretleri ile Şafii mezhebi imamı, İmam Şafii hazretleri abdesti bozan meseleleri ele alırken bu meseleyi değerlendirirler. İmam-ı Azam hazretleri, “Peygamber (a.s.m.) efendimizin alnına batan taş kan çıkardığı için Resulullah (a.s.m.) efendimiz abdest almıştır” hükmüne varırken; Şafii hazretleri abdestin bozulmasını Hz. Aişe (r.a.) validemizin Peygamber (a.s.m.) efendimizin alnına dokunmasına bağlamıştır. Böylece Hanefi mezhebinde az bir kan abdesti bozan sebeplerden biri olurken, Şafii mezhebinde kadının temasıyla abdestin bozulması kaide olarak benimsenmiştir. Görüldüğü gibi her iki hüküm de doğrudur ve haklı bir gerekçeye dayanmaktadır.

    Mezheplerin doğuşu

    Peygamber (a.s.m.) efendimize kadar itikadi noktalarda aynı olan şeriatlar teferruat kısımlarında değişerek gelmiş, hatta bir asırda ayrı ayrı kavimlere ayrı şeriatlar gönderilmiştir. Ancak Peygamber (a.s.m.) efendimizle birlikte daha başka şeriatlara ihtiyaç kalmamış ve O'nun dini bütün asırlara kafi gelmiştir. Fakat teferruat meselelerde bir takım mezheplere ihtiyaç kalmıştır. Cenab-ı Allah tarafından vazifeli olarak gönderilen hak mezheplerin imamları bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmişler ve insanoğlunun bütün ihtiyaçlarına cevap vermişlerdir. Peygamber (a.s.m.) efendimiz bir mucize olarak bu imamların geleceklerini ve büyük bir vazife yapacaklarını daha bunlar gelmeden haber vermiş (Mektubat, 108) ve bu mümtaz şahsiyetler de yapmış oldukları hizmetlerle Resulullah (a.s.m.) efendimizi fiilen tasdik etmişlerdir...

    İslam mezhepleri -bir iki cüz'i mesele hariç- hiç bir zaman iç harp ve karışıklıklara yol açmamış (Mektubat, 449) ve bu mezheplerin imamları da birbirine daima saygılı olmuşlar, birbirlerini red ve inkar etmemişlerdir. Ayrıca bir mezhep tesis etmek niyetiyle ortaya iddialı bir şekilde çıkmamışlar, daha sonra bir araya toplanarak bir mezhep haline getirilen içtihatlarını zaman ve ihtiyaç anında ortaya koymuşlardır.

    Mesela: İmam-ı Azam (H. 80-150) bir hadise ile ilgili olarak fetva verdikleri zaman, “Bu Numan bin Sabit'in (İmam-ı Azam) reyidir. çıkarabildiğimiz reylerin en güzeli budur. Kim bundan daha güzelini ileri sürerse, doğruya daha yakın olan odur.” derdi.
    İmam Malik (Maliki mezhebi kurucusu. H.93-179), “Ben bir beşerim. Bazan hata, bazan da isabet ederim. Bu sebeple benim rey ve içtihadımı tetkik ediniz. Kitap veya sünnete uygun bulursanız, kabul ediniz, bulmazsanız reddediniz.” demiştir. (Hayreddin Karaman, Fıkıh Usulü, 33)

    Hanbeli mezhebi kurucusu İmam-ı Hanbeli (H. 164-241) ve İmam-ı Şafii hazretleri (H. 150 - 204) de hiç bir zaman iddialı konuşmamışlar ve meslektaşlarını rencide edici sözler söylememişlerdir. Daha sonra bu büyük insanların rey ve içtihatları talebeleri ve alimler tarafından bir araya getirilerek Müslümanların gönül huzuru içerisinde ibadet yapmaları temin edilmiştir.

    Hak birden fazla olur mu?

    Bir zamanlar gazete sütunlarından Müslümanlara meydan okurcasına sorulan ve halen köşe bucak tekrarlanan bir soru vardır: “Hak bir olur; nasıl böyle dört mezhebin ayrı ayrı, bazan birbirine zıt hükümleri hak olabilir?”

    Bu soruya Bediüzzaman Said Nursi hazretleri özetle şu cevabı verir: “Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... İşte burada hak taadüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. “Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.” denilebilir mi?

    İşte bunun gibi İlahi hükümler mezheplere uyanlara göre değişir. Hem hak olarak değişir ve her biri de hak olur, maslahat olur... Mesela, bugün bile Şafii mezhebine mensup olanların genel karakteri köylülüğe ve bedeviliğe daha yakındır. Cemaatı bir vücut haline getiren hayat-ı içtimaiye de (sosyal hayat ta) eksik olduğundan her biri namazda imam arkasında fatihayı ayrı ayrı okuyarak, Cenab-ı Allah'a kendi dertlerini bizzat söylerler ve O'ndan ne istediklerini ifade ederler. İmam-ı Azam'a tabi olanlar ise genellikle medeniyete ve şehirliliğe daha yakın ve içtimai yaşayış da müsait olduğundan bir cemaat bir şahıs hükmüne girip bir tek adam herkes namına söyler, ona uyanlar kalben onu tasdik ettiklerinden ve onun sözü herkesin sözü hükmüne geçtiğinden Hanefi mezhebi mensupları imam arkasında fatiha okumazlar...

    Birbirinden farklı gibi görünen mezheplerdeki teferruat meselelerinin hangisini ele alsak, imamların dayandıkları noktaların hak ve hakikat olduğunu görebiliriz. Bu hususta İmam Şarani hazretleri “Mizan” isimli bir eser yazmış, mezhep imamları arasında bir mukayese yaparak hangi hükmü nasıl anladıklarını ortaya koymuştur. (Sözler, 513)

    Bir misal:
    Mezhep imamları İslami meseleler de değil uygulanış tarzında kendilerine göre haklı sebeplerle ihtilaf etmişlerdir. Mesela abdest alırken başa meshetmekte bütün imamlar ittifak etmişlerdir. Ancak meshin tarzında ve miktarında ihtilaf etmişlerdir.

    Abdesti bizlere farz kılan Rabbimizin, “başınıza meshediniz” emri “bi ruusikum” ibaresiyle gelmiştir. Dillerin en zengini olan Arapça'da çeşitli kelimelerin başına gelen 'b' harfi, bazan “güzelleştirmek”, bazan “bazı” manasını vermek, bazan da “bitiştirmek” manasını vermek için gelir. Abdest ayetinin “ruusiküm” kelimesinin başına gelen 'b' harfini mezhep imamlarının her biri ayrı manada anlamışlar ve bundan farklı bir uygulama ortaya çıkmıştır. Buradaki 'b' harfi her üç manaya da gelir.

    Bunun içindir ki İmam-ı Malik hazretleri: “Başa meshederken, başın tamamı meshedilmelidir. Zira buradaki 'b' harfi kelimeyi güzelleştirmek için gelmiştir. Kendi başına bir manası yoktur” der.

    İmam-ı Ebu Hanife hazretleri ise: “Bu 'b' bazı manasına gelen 'b'dir. Başın bazısına meshedilse kafi gelir” der.

    İmam-ı Şafii hazretleri ise: “Bu 'b' bitişmek manasına gelen 'b' dir. Sadece elin başa bitişmesi, birkaç kıla değmesi kifayet eder, mesh tamam olur” der. Hal böyle olunca mezhep imamlarının her birinin hak yolda oldukları, teferruattaki ayrılık gibi görünen hükümlerin bir ihtilaf konusu olmadığı kendiliğinden ortaya çıkar ve kötü maksatlı olanların iddialarını havada bırakır... (Ahmed Şahin, Hayat ve Biz, 235)

    Bu arada kanun maddesi bir olduğu halde anlayış farklarından aynı meselede çeşitli mahkemelerden birbirine yüzde yüz zıt ve farklı hükümler ortaya çıkmaktadır. Birisi ortaya çıkıp da “bu neden böyle oluyor?” diyemezken mezhep meselesinin dile dolanması iyi niyetle ve gerçekçilikle uyuşmaz.

    Mezhepten Mezhebe Geçmek Caiz midir?

    O halde herkes kendine kolay geleni hak mezheplerden birini seçebilir. Ancak seçeceği mezhebin ilmihâlini bilmesi gerekir. Başka bir ameliyeye lüzum yoktur.

    Ayrıca mezhepler arasında bir ayrım yapmak da doğru değildir.Çünkü mezhep kurucularının hepsi de mutlak müctehidlerdir. Hatâ bile etseler, sırf ictihad ettikleri için sevap kazanmışlardır. Falan imam filân imamdan daha üstündür veya daha çok bilgilidir, gibi yersiz övgülerde bulunmak, imamların ruhunu ta'ciz eder ve kimselere bir şey kazandırmaz. Hepsi de kadri yüce ilim adamlarıdır. Allah (C.C.) için yine Allah'ın kendilerine vermiş olduğu üstün zekâ ve hafızayla bütün bir ömürlerini bu yolda harcamışlardır. İslâm tarihinde bilhassa dört mezhep imamlarının benzerleri pek yetişmemiştir. Allah (C.C.) bu dini korumak, azizliğini muhafaza etmek, yanlış ve maksatlı görüşlerden uzak bulundurmak için böylesine güçlü ilim adamları yaratmıştır. Hicrî birinci asırla dördüncü asır arası, mücehid imamların en çok yetiştiği bir devredir. Ondan sonra, yetişen müctedihler ayarında pek müctehid yetişmemiştir.

    Sonuç olarak diyoruz ki : İnkıraz bulan hak mezhepler dahil yaşamakta olan dört mezhebe ve imamlarına ayni sevgi ve saygıyı beslemek Müslümanlığımızın gereğidir.

    Benzer Konular
    Kültür farklılığı ile DNA da değişiyor
    Kültür farklılığı ile DNA da değişiyor Kültür farklılığı ile DNA da değişiyor Araştırmacılar sonuç olarak genetik farklılıkların çevresel koşullara ve deneyime bağlı olarak şekillendiği sonucuna vardı Devami
    Risale-i Nur Eğitim Programı-13: İnsanın Farklılığı
    Risale-i Nur Eğitim Programı-13: İnsanın Farklılığı Risale-i Nur Eğitim Programı-13: İnsanın Farklılığı Devami...
    Bir müslümanın farklılığı
    Bir müslümanın farklılığı Bir müslümanın farklılığı Devamı İçin Tıklayınız... Devami...
    Irk Farklılığı Evliliğe Engel Olur Mu?
    Irk Farklılığı Evliliğe Engel Olur Mu? Müslüman bir insanın evleneceği kişiyi Türk’tür, Çerkez’dir, Kürt veya Laz’dır diye etnik kökenine bakmaları İslami açıdan ne kadar doğrudur? Böyle durumlarda Müslüman (veya dindar) olup olmadığına bakmak gerekiyor mu?
    Mezheblerin Ortaya Çıkma Sebebi ve Hikmeti Nedir?
    Mezheblerin Ortaya Çıkma Sebebi ve Hikmeti Nedir? Asırlara göre şeriatlar değişir; belki, bir asırda kavimlere göre ayrı ayrı şeriatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtemü’l-Enbiyâdan sonra, Şeriat-ı Kübrâsı her asırda, her kavme kâfi geldiğinden, muhteli
    Yazar : Risale Forum
    “Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir (Riyâzu’s-Sâlihîn, 211)


  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Nereden Yer
    bursa
    Mesajlar Mesajlar
    3
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 32 + 18


    Cevap: Mezheblerin Farklılığı

    şafii mezhebi ile ilgili herşeyi bulabileceğim bir site önerebilir misiniz....
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.214
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61860


    Cevap: Mezheblerin Farklılığı

    Alıntı gülsüm özmen Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    şafii mezhebi ile ilgili herşeyi bulabileceğim bir site önerebilir misiniz....
    internette bulunan kaynakların çoğu öncelikle Hanefi mezhebine ait içtihadları aktarmaktadırlar. Şafi mezhebine ait içtihadları ise vurgulayarak belirtirler ki karıştırılmasın. [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.] sitemizde şafi mezhebine ait içtihadları bulabilirsiniz. Ama bununla beraber şafi mezhebine ait ilmihal bilgisi sahibi olabilmek için şafi mezhebine ait ilmihalden almanızı tavsiye ederim.
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  4. #4
    tebliğ çevrimdışı Vefasız
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 456 + 32164


    Cevap: Mezheblerin Farklılığı

    Allah (c.c) razı olsun hacıı abim;

    Toplumumuzda bilgi bakımından belkide enaz bilinen konulardan biri mezhep farklılıkları dır;Bu konuda hatta şuurlu müslüman kerdeşlerimizden bazılarıda bilgi eksikliğinde;Okumak lazım araştırmak lazım..Dört mezhepte aynı menzile gider..Tek fark yaşanılan bölge itibariyle yapılan kolaylıklardır..En özetle böyle açıklayabiliriz..Mesala son paragrafınızdada değinmişsiniz (MEZHEBTEN MEZHEBE GEÇİŞ OLABİLİRMİ )evet güzelcede anlatılıp izahat edilmiş.Maalesefki, toplumumuzda bazı cahil insanlar mezhep yarışına gitme acizliğinde bile bulunurlar zaman zaman;Olmamalı ..dediğiniz gibi dört mezhep imamıda asırlarının alim ve velileriydi..

    Müsade ederseniz mezhep farklılığıyla ilgili küçük bir anımı anlatayım..Bana göre traji komik bir yaşadığım olay;

    Efendim ben doğu kökenliyim..Haliyle bu bölgede yaygın olan mezhep Şafii mezhebidir..Lise eğitimim bitene kadar doğuda kaldım..memleketimde okudum..Ve ibadetlerimizde mezhebimiz şafii mezhebi üzereydi;

    Sonra ünüversiteyi İstanbul;da okumak üzere gittik..Gittik gitmesine;

    bir gün Ramazan ayıydı;O gün ders yoktu fakültede..bende öğlen namazı için Sultan ahmet camisine gitmeye niyetlendim..Cemaatle kılınan namaza gecikmiştim..gittiğimde cemaat tesbihat ve duaya geçmişti..köşede namazımı kılmaya başladım;

    Tahhiyat oturuşuna gelince şaffii mezhebindeki kardeşlerimiz bilir,ettehyatu duası okunurken sağ elimizin şahadet parmağını kaldırırız..Ben kaldırıyorum yanımda ki müslüman elimi düzeltiyor..namazıda bozamıyorum..ben parmağımı şahadete kaldırıyorum yanımdaki düzeltiyor..İçimden lahavle vela kuvvete diyesim geliyor ama ne çare NAMAZDASIN!!!!

    Neyse ben elimi düzeltiim tamamaladım namazı..ben bitirir bitirirmez..yanımdaki müslüman (sen namaz kılmayı bilmiyormusun..bu ne biçim hareket..git adam gibi namazı öğren gel dedi..sesinin şiddeetini biraz artırarak..

    Gülümsedim.( kardeş ben şafii mezhebindenim dedim bu mezhebin kurallarındandır dedim..)ürkütmeden anlatmaya çalıştım ama..genede pek ikna olmadı ama...gülümsedim..okuyup araştırın dedim..;

    Ayrıldım oradan sonradan ne mi oldu ben fakültedede zorlanınca bazı kaidelerde mezhep değişikliği yapıp hanefi mezhebine geçtim..çünkü karşı cinse eliniz kazarada değse şafiide abdest bozulur hemen..buda sıkıntı oluyordu bana..zorlanıyordum..ve değiştik..o gün bugundür Hanefi mezhebi üzerine ibadet ediyoruz..Yani diyeceğim o ki islam kolaylık dini müslümanın yaşam şartlarına göre elbetteki değişebilir mezhebini bunda bir sıkıntı yoktur inşaAllah..Mesala hacc ibadetinde bile yeri geldiğinde dört mezhebide uygulamaya fetva verilmiştir..zorluk yokttur inşl;Yeterki yüreklerde ihlas olsun ..islam şeklen değil kalben olana itibar eder;

    gülsüm özmen kardeşimizde şu sıra Ravza yayınlarının son çıkan ;

    DELİLLERİYLE BÜYÜK ŞAFİİ İLMİHALİ(NİZAMETTİN ERSÖZ )TARAFINDAN TERCÜME edilmiş kitaptan faydalanabilirsiniz..gayet güzel bir şekilde yazılmış..inşl istifaede edersiniz kardeşim..selametle..
    Yazar : Risale Forum
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

  5. #5
    tebliğ çevrimdışı Vefasız
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 456 + 32164


    Cevap: Mezheblerin Farklılığı

    Hak birden fazla olur mu?

    Bir zamanlar gazete sütunlarından Müslümanlara meydan okurcasına sorulan ve halen köşe bucak tekrarlanan bir soru vardır: “Hak bir olur; nasıl böyle dört mezhebin ayrı ayrı, bazan birbirine zıt hükümleri hak olabilir?”


    Bu soruya Bediüzzaman Said Nursi hazretleri özetle şu cevabı verir: “Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre beş hüküm alır. Önemli miktarda su kaybeden bir hastaya su içmesi vaciptir, şarttır. Yeni ameliyattan çıkmış bir hastaya zehir gibi zararlıdır. Tıbben ona haramdır. Diğer bir hastaya kısmen zararlıdır; su içmek ona tıbben mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir, tıbben ona sünnettir. Diğer birisine de ne zarardır ne de menfaattır. Tıbben ona mübahtır afiyetle içsin... İşte burada hak taadüt etti, birden fazla oldu. Beşi de haktır. “Su yalnız ilaçtır, yalnız vaciptir, başka hükmü yoktur.” denilebilir mi?

    ancak bu kadar güzel izahat edilebilir bir mes'ele..Rabbim üstadın mekanını firdevsi al'a eylesin inşl..
    Yazar : Risale Forum
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222