Gözlerin Hıyâneti



Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Mü’min, 19)


Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Ya Rab! Gizli şehvetten sana sığınırım” (İbn Mâce, Zühd, 21; Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, nr. 2193)

Göz, kalbin kapılarından biridir. Göz, kalbin haz alacağı bir şey gördüğünde, nefis onu bilir ve ondan haz almak ister. Kalbden de göze doğru bir kapı vardır. Bu kapı, altındaki nefsânî kıpırtıların hareketini göze iletir ve onun baktığında belli bir nasip alacağı bir takım şeylere bakmasını sağlar. Bu kesin olduğuna göre, “gözlerin hâinliği”nin “kalplerin gizlediği” şeye bağlı olduğu ortaya çıkar.

Şayet ârif nefsini tanımışsa, uzun riyâzatlarla onu zayıflatıp birçok mücâhedelerle onu temizlemişse; ayrıca onu ilâhî korku ve şer’î edep yularıyla dizginlemişse o takdirde nefis hazlarından arınmış olur. Ancak “sırrındaki şehvet”e ilgi üzere yaratılış bâki kalır ve sırrında nefsâni haz talebi her an devam eder. Bununla birlikte nefis, bu hazları gerek akıl gerekse ruh sayesinde, yâni bunlardan korkusundan dolayı gizleyip örter. Fakat fırsatını bulduğu anda gözün harekete geçip arzu ettiği; bakılması haram olan şeylere bakarak haz almasını sağlar ki bakış da şehvet de gizlidir. (İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, 17.Cilt,Erkam Yay.)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

el-Azîm: Pek azametli, pek büyük, zatının ve sıfatının mahiyeti çok yüce olan, aklın, hakîkatinin künhünü ihâtadan âciz kaldığı Yüce Zât demektir.

Kısa Günün Kârı

Gözün hıyâneti, harama bakmaktan sakındırılmaması ve heves edilip arzulanacak şeylere karşı serbest bırakılmasıdır.