Risale-i Nur dahilî ve haricî, menfi ve yıkıcı cereyanların etkisinde midir? Onların yörüngesine girip, onlara âlet ve tâbi olabilir mi?
Bediüzzaman Said Nursî, hak ve hakikat, din ve adalet hesabına olmayan, belki inat, asabiyet-i milliye ve menfaat-i cinsiye ve nefsin enaniyetine dayanan, dünyada emsali görülmeyen bir zulüm hesabına çalış an cereyanlara, değil taraftar olmak; hattâ, merakla o cereyanları takip etmenin, onların yalan ve aldatıcı propagandalarını dinlemenin ve zulümlerine bakmanın caiz olmadığını ifade etmektedi Çünkü, zulme rıza zulümdür; taraftar olsa zalim olur Meyletse-"Velâ terkenû ilellezîne zalemû fetemessekümünnar âyetine mazhar olur"13 demektedir
Bediüzzaman'ın bu konudaki şu tespitleri fevkalâde dikkat çekicidir:
"İşte böyle hiçbir kanun-u adalete ve insaniyete ve hiçbir düstur-u hakikate ve hukuka muvafık gelmeyen boğuş malardan, elbette âlem-i İslâm ve Kur'ân teberrî eder, Yardımcılıklarına, tenezzül edip tezellül etmez,Çünkü onlarda öyle dehşetli bir firavunluk, bir hodgâmlık hükmediyor, değil Kur'ân'a, İslâm'a yardım; belki kendine tâbi ve âlet etmekle elini uzatır,Öyle zalimlerin kılıçlarına dayanmak, hakkaniyet-i Kur'âniye elbette tenezzül etmez Ve milyonlarla masumların kanıyla yoğrulmuş bir kuvvet yerine, Hâlik-ı Kâinatın kudret ve rahmetine dayanmak, ehl-i Kur'ân'a farz ve vaciptir,"14
Bu zamanda ehl-i gaflet, dalalet ve dinini dünyaya satan ve bâki elmasları şişeye bilerek tercih eden gafil insanların nazarında bu kudsî hizmet-i imaniyeyi hiçbir cereyana tâbi ve âlet etmemek, bu Kur'ân hizmetini umumun nazarında tenzil etmemek için âfâkî, hâricî meselelerle meşgul olmadığını söyleyen Bediüzzaman, bunun sebebini soranlara karşı şöyle demektedir:
"Tâ ki, kudsî hizmetimize zarar gelmesin Bunun sebebi şudur ki: İman hizmeti, iman hakaikî,bu kâinatta herşeyin fevkindedir, hiçbir şeye tabi ve âlet olamaz"15
"Bu zamanda ehl-i iman öyle bir hakikate muhtaçtırlar ki, kâinatta hiçbir şeye âlet ve tâbi ve basamak olamaz ve hiç bir garaz ve maksat onu kirletemez ve hiç bir şüphe ve felsefe onu mağlûp edemez bir tarzda iman hakikatlerini ders versin,Umum ehl-i imanın, bin seneden beri teraküm etmiş dalâletlerin hücumuna karşı imanları muhafaza edilsin
"İşte bu nokta içindir ki, dâhilî ve hâricî yardımcılara ve ehemmiyetli kuvvetlerine, Risale-i Nur ehemmiyet vermiyor, onları arayıp tâbi olmuyor Tâ avâm-ı ehl-i imanın nazarında, hayat-ı dünyeviyenin bazı gayelerine basamak olmasın ve doğrudan doğruya hayat-ı bakiyeden başka hiçbir şeye âlet olmadığından, fevkalâde kuvveti ve hakikati, hücum eden şüpheleri ve tereddütler izale eylesin"