2 sonuçtan 1 ile 2 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Nereden Yer
    Zaman ve mekânın ötesinde, Allâh�ın ilminde�
    Mesajlar Mesajlar
    4.761
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 575 + 31822

    Üstadın mektup başlıklarındaki hikmet


    Aziz Üstadımız, kendine has ifadelerle yazmış olduğu bu mektup başlıklarında, sanki günümüze ve bizden sonra gelecek olan Nur talebelerine sesleniyormuş gibi bir intibâ oluşuyor. Şahsen ben öyle bir duyguya kapılıyorum.

    Ayrıca çoğu mektubuna “Aziz ve sıddık kardeşlerim...” diye başlamasının bir hikmete binâen olduğu kanaatindeyim.

    Meselâ; “Sadakatli, ihlâslı, vefakâr, sarsılmaz, metanetli ve kahraman kardeşlerim!” veya bazan “Aziz, sıddık, sarsılmaz, telâş etmez, âhireti bırakıp fani dünyaya dönmez kardeşlerim...” başlıkları tek başına birer mesajdır bence.

    Üstad, talebelerine niçin bu şekilde hitap etmiştir? Bu vasıflar rastgele mi verilmiştir? Bu sözlerin önemini kavrayabilmek için o mektupların yazıldığı devirlere hayalen gitmemiz gerekir.

    Mektupların yazıldığı o günlerde, Üstadın hayatı hep tecrit içinde ve gözetim altında geçmekteydi. Hücre hapislerinde çoğu kez zehir verilerek ortadan kaldırılmak istenilmiş, ancak buna muvaffak olunamamıştır.

    Yaşı yetmişin üzerinde olan bu şefkatli gönül sultanı, son olarak hapisten çıktıktan sonra yine rahat bırakılmamış, Kastamonu’da karakolun karşısındaki bir evde ikamete mecbur edilmiştir.

    Ayrıca; kimseyle temas kurmasın diye kapısına nöbetçi konulmuştur. Pencereden dışarıya bakmaması için, pencere ışık almayacak şekilde kapatılıp mıhlanmıştır.

    Kendisine ekmek veya bir tas çorba getirenlere işkence edilmiş, yoldan geçerken ona selâm verenler sorguya çekilmiştir.

    Bütün bu baskılara, zor şartlara rağmen Üstadın kahraman talebeleri yılmamış ve ona hizmetten geri kalmamışlardır. Kimi ziraatini, kimi ticaretini bırakmış, kimi de memuriyetini terk etmiş ve dâvâları uğruna hapishaneleri kendilerine mesken edinmişlerdir.

    Şu anda rahat koltuğumuzda okuduğumuz Risâle-i Nur eserleri, o zamanlar elle yazılıp çoğaltılıyordu. Gönüllü Nur postacıları onları, yaya olarak veya merkep sırtında beldeden beldeye, ilden ile ulaştırmaktaydı.

    Maddî ve manevî işkencenin had safhada olduğu o günlerde Üstad, talebeleriyle olan iletişimini bu mektuplarla sürdürmekteydi. Ve bu mektup başlıkları Nur Talebelerine bir âb-ı hayat, bir moral kaynağı oluyordu.

    Çünkü o sıkıntılara göğüs gerebilmek ve tahammül edebilmek ancak bu vasıflara sahip yiğitlerin işi olabilirdi. Üstadın deyimiyle ancak ihlâslı, çok sadakatli, azimli, vefakâr, sarsılmaz ve metanetli olmak gerekirdi.

    Peki günümüz Nur talebelerinin bu vasıflara ihtiyaçları yok mu? Dünyevîleşme hevesinin Müslümanları gaflete düşürdüğü; servet, şöhret ve makam aşkının insanların gözlerini kamaştırdığı bu fitne-yi ahirzamanda, bu vasıflara o kadar çok ihtiyaç var ki!..

    Aslında geçmişteki Nur talebelerine yazılmış gibi görünen bu hitaplar, günümüzün Nur talebelerine de ‘böyle olmanız gerekir’ diye bir mesajdır.

    Acizâne şahsım olarak ben nefsimi buna çok muhatap kabul ediyorum.

    Cenâb-ı Allah bizlere o hitaplara uygun, o vasıflara lâyık bir hayat yaşamayı nasip etsin. Âmin.

    İbrahim SAYAN
    Yeni Asya




    Benzer Konular
    Nurcu Hikmet ile Gomonist Hikmet'in kesişen yolları
    Nurcu Hikmet ile Gomonist Hikmet'in kesişen yolları Nurcu Hikmet ile Gomonist Hikmet'in kesişen yolları kahramanları Ahmet Tezcan Devami...
    Hikmet-i felsefe ile hikmet-i Kur
    Hikmet-i felsefe ile hikmet-i Kur Devami...
    Üstadın Vefası
    Üstadın Vefası Vefa imandandır, vefası olmayanın imanı olmaz demiş söz sahibi, ‘kıyamet gününde her vefasızın başına bir bayrak dikilir, bu vefasızlık etmiştir diy
    üstadın mudefası
    üstadın mudefası Ey efendiler! Ben, herşeyden evvel Müslümanım ve Kürdistan'da dünyaya geldim. Fakat, Türklere hizmet ettim ve yüzde doksan dokuz menfaatli hizmetim Türklere olmuş ve en çok hayatım Türkler içinde geçmiş ve en sadık ve
    Üstadın Son Dersi-1-
    Üstadın Son Dersi-1- Aziz kardeşlerim! Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlahîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlahiyeye
    Yazar : Risale Forum
    Varsin ! var kalacaksin!


  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar Mesajlar
    1.396
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 131 + 1378

    Üstadın mektup başlıklarındaki hikmet

    Aziz, sıddık, müdakkik âhiret kardeşim, hizmet-i Kur’âniyede arkadaşım,
    Evvelâ: Mektubunuzda, benim her mektubumun başında "Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin." yazılmasının hikmetini soruyorsunuz. Bunun hikmeti şudur ki:
    Kur’ân-ı Hakîmin hazâin-i kudsiyesine, bana açılan en birinci kapı o olduğudur. En evvel, hakaik-i âliye-i Kur’âniyeden şu âyetin hakikati bana zahir olmuş ve ekser risalelerde, o hakikat sereyan etmiştir.

    Hem bir hikmeti şudur ki: İtimad ettiğim mühim üstadlarımın mektuplarının başlarında istimal etmeleridir.
    Hem mektubunuzda yedi kebâiri soruyorsunuz. Kebâir çoktur; fakat ekberü’l-kebâir ve mûbikat-ı seb’a tâbir edilen günahlar yedidir: Katl, zina, şarap, ukuk-u vâlideyn (yani kat-ı sıla-i rahim), kumar, yalancı şehadetlik, dine zarar verecek bid’alara taraftar olmaktır.
    Yazar : Risale Forum
    [color=#c400ff][size=11pt][b]Ya Rasulullah,nasıl olur ki Ashab-ı&nbsp; kehfin köpeği,senin ashabınla beraber cenete girsin?<br />O cennette ben cehennemde reva mıdır bu?<br />Oysa ki o ashab-ı kehfin köpeği,bense senin ashabının...

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •