Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

Sayfa 1/6 12345 ... SonSon
53 sonuçtan 1 ile 10 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 524 + 37882


    15 üyeden 15 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    2012 - Kutlu Doğum Haftasına Özel Yarışmamız Başlıyooor !










    بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

    وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّلْعَالَمِينَ



    (Resûlüm!) Biz seni âlemlere ancak rahmet olarak gönderdik.

    (Enbiya Suresi 107)




    Esselamü Aleyküm RisaleForum.net Ahalisi...



    Malumunuz şu günlerde Kutlu Doğum tüm müslümanlarca coşkuyla kutlanmaya başlandı.Yönetim olarak istedik ki; Tüm forum ehlince bu manidar günleri kutlayalım.Efendiler Efendisine (sav) sevgimizi, hasretimizi ,bağlılığımızı ve aşkımızı yüreğimizden gelen duygularla dillendirelim...


    Yarışma modunda kutlayalım şu güzide günleri.


    Bir ortam oluşturalım istedik. Sanki O'nunla birlikteliği başarmış bir ortam.
    Sanki birkaç gün sonra evlerimize konuk olacakmış gibi...
    Sanki aynı çağı yaşıyormuş gibi...
    Sanki elinden tutuyormuş gibi...
    Sanki ilk defa bize İslam'ı anlatıyor ve bizler ilk defa kelime-i şahadet getiriyormuşuz gibi...
    Bir kutlu yolculuğa birlikte çıkıyormuşuz gibi...
    Ellerimizi, gözlerimizi, dilimizi, kalbimizi, dimağımızı yeniden süzüyormuşuz gibi...
    Ebediyyet ikliminde aynı sancak gölgesini paylaşıyormuşuz gibi...


    "Yüreğine bak", derdi değil mi? Ellerine bak, kirli olmasın...
    Gözlerine bak, gözlerin kirlenmesin.


    Dimağın sağlıklı çalışıyor mu, diye sorardı değil mi?
    Acaba ellerimizi göstermekten utanır mıydık? Kalbimizdeki-dimağımızdaki kırılmalara tanık olmasından...
    İşte böyle bir iklim paylaşımı... 14 asrı aşıp, bir kutlu anı paylaşmak...




    Haydi, elele verip Efendimiz'in rahmetini, merhametini taşıyalım çağımıza...

    Kainatın Efendisini selamlamaya, gönlümüzden çoşan heceleri paylaşmaya var mıyız ?







    Not

    Yarışmamız Şiir, Makale ve Görsel çalışmalar ( Slayt, klip, Duvar kağıdı ) olmak üzere 3 kategoriden oluşacaktır.
    27 Nisan tarihine kadar çalışmalarımızı bu sayfaya göndereceğiz.
    Yarışma sonunda her çalışma kendi kategorisinde değerlendirilerek anket sistemiyle derecelendirme yapılacaktır.
    Yarışmaya birkaç alanda birden katılabilirsiniz.
    Yarışmamız ödüllüdür.




    Sizlerinde katılımınızı bekliyoruz...

    Benzer Konular
    Kutlu Doğum haftasına çelme takmak niyedir, niye?
    Kutlu Doğum haftasına çelme takmak niyedir, niye? Kutlu Doğum haftasına çelme takmak niyedir, niye? Ahmet Taşgetiren, "Diyanet'le bir hesaplaşmanız var da, FETÖ'yü malzeme olarak mı kullanıyorsunuz?" diye sordu
    Kutlu Doğum'a özel hadisler
    Kutlu Doğum'a özel hadisler Kutlu Doğum'a özel hadisler Tüm dünyayı, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) anmak için, kutlu doğum haftası heyecanı sardı Devami...
    2013 - Kutlu Doğum Haftasına Özel Yarışmamız Başlıyooor !
    2013 - Kutlu Doğum Haftasına Özel Yarışmamız Başlıyooor ! بِسْمِ اللّٰ&
    Kutlu Doğum'a özel hadisler
    Kutlu Doğum'a özel hadisler Tüm dünyayı, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) anmak için, kutlu doğum haftası heyecanı sardı Devami...
    Kutlu Doğum Haftasına Kadar Her Gün Salat-ı Şerif Okurmusunuz?
    Kutlu Doğum Haftasına Kadar Her Gün Salat-ı Şerif Okurmusunuz? Bir haftadır başlattığımız Salat-ı Şerifi okuyanlar... Hülya = 197.500 Tülay = 10.000 Nurhan = 50.000 Birgül = 1.000.000 Ferhan = 50.000 Emine = 50.000 Zeynep = 50.000 Sevgi = 25.000
    Yazar : Risale Forum
    Konu TaLHa tarafından (11-04-2012 Saat 08:33 ) değiştirilmiştir.
    S-Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?
    C-
    Doğruluk.

    S-Daha.
    C-
    Yalan söylememek.

    S-Sonra.
    C-
    Sıdk,sadakat,ihlâs,sebat,tesanüddür.

    NOT : Anlamını bilmediğiniz kelimelerin üzerine çift Tıklayınız..

  2. #2
    memluk çevrimdışı Hatim Sorumlusu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nereden Yer
    biryerde sabit kalmıyorumki her yerden
    Mesajlar Mesajlar
    6.192
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 1449 + 115882


    Cevap: 2012 - Kutlu Doğum Haftasına Özel Yarışmamız Başlıyooor !

    Aleyküm selam hocam maşallah çok güzel bir organizasyon inşallah bizde varız.
    Yazar : Risale Forum
    İnsanın Cenab-ı Haktan hiçbir hakkı talep etmeye hakkı yoktur.
    Bilâkis dâima şükretmeye medyundur. Çünkü, mülk Onundur, insan Onun memluküdür.
    Eğer Mâlik-i Mülke memlûk isen, Onun mülkü senindir, gör.

    Bizi düşmanın attığı taş değil
    Dostun attığı gül yaralar


  3. #3
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nereden Yer
    Dünyanın bir köşesi
    Mesajlar Mesajlar
    262
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 135 + 8422


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 2012 - Kutlu Doğum Haftasına Özel Yarışmamız Başlıyooor !

    Aleyküm selam hocalarım abilerim ablalarım bende bu çalışmada olmak istiyorum .
    Yazar : Risale Forum
    ...DeLİYiZ MeLİyiZ AmA YüRekLİyİZ NeDe OlsA ''SİVASLIYIZ'' ...

  4. #4
    tebliğ çevrimdışı Vefasız
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 459 + 32174


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 2012 - Kutlu Doğum Haftasına Özel Yarışmamız Başlıyooor !

    Aleyna ve aleykum selam;

    Hayırlı olsun ,hayırlara vesile olsun bu manidar etkinlik..tüm kardeşlerimiz bu yarışmamıza davetlidir...Yarışmamız bu günden itibaren başlamıştır..
    Yazar : Risale Forum
    Konu tebliğ tarafından (10-04-2012 Saat 10:17 ) değiştirilmiştir.
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 524 + 37882


    Cevap: 2012 - Kutlu Doğum Haftasına Özel Yarışmamız Başlıyooor !

    Alıntı memluk Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Aleyküm selam hocam maşallah çok güzel bir organizasyon inşallah bizde varız.
    Alıntı Furkan_-_ Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Aleyküm selam hocalarım abilerim ablalarım bende bu çalışmada olmak istiyorum .

    Makale, şiir ve görsel çalışmalarınızı bu sayfada paylaşabilirsiniz.
    Merakla bekliyoruz.
    Yazar : Risale Forum
    S-Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?
    C-
    Doğruluk.

    S-Daha.
    C-
    Yalan söylememek.

    S-Sonra.
    C-
    Sıdk,sadakat,ihlâs,sebat,tesanüddür.

    NOT : Anlamını bilmediğiniz kelimelerin üzerine çift Tıklayınız..

  6. #6
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Mesajlar Mesajlar
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 31 + 60


    5 üyeden 5 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    kutlu doğum yarışmasıyla ilgili makalemi gönderiyorum

    Yazar: Yusuf KARAGÖZOĞLU
    HZ. MUHAMMED’İN(S.A.V) ÖRNEKLİĞİ VE NEBEVİ SÜNNETİN BAĞLAYICILIĞI
    Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Bizi eşrefi mahlukat olarak yaratan, bize hidayeti bahşeden, bizi rızıklandıran, bize akıl nimeti verip irade sahibi yapıp ilahi hitaba muhatab kılan, bize islamı din olarak şeriat yapan, beşerin sapmaması için onlara acıyıp peygamberler ve kitaplar gönderen alemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun. Hatemul’Enbiya, insanlığın Son Elçisi ve Önderi Hz. Muhammed Mustafa(S.A.V)’ya salat ve selam olsun. O’nun pak ve temiz Ehl-i Beytine, güzide Sahabelerine, Selef-i Salihine ve kıyamete kadar hidayete tabi olan müminlere de selam olsun.
    Allah’ın mükerrem kıldığı insanoğlunu yeryüzünde başıboş bırakmamış, bilakis tüm insanları ve cinleri kendisine kulluk için yaratmıştır( Zariyat Sûresi / 56). Kendisine kulluk yapmak için de onu birtakım emir ve yasaklarla mükellef tutmuştur. Bu mükellefiyetler nebi veya resul denen peygamberler aracılığıyla insanlara ulaştırılmıştır. Cebrail meleğinin peygamberler Allahtan getirdiği mesajlara vahiy, peygamberlerin aldıkları de bu mesajları insanlara iletmesine tebliğ denir.
    Nice büyük krallar, savaşçılar, fatihler, kanun adamları, şairler, ve kumandanlar bu dünyadan gelip geçtiler. Böyle adamların kimisi insan hayatını bazı yönleriyle etkileyebilmişlerdir. Fakat hiçbiri insan hayatını her yönüyle tamamen etkileyip kalıcı etki bırakmamıştır. Hayatı bütünüyle etkileyen sadece Allah’ın rasulleri olmuştur. Resuller içerisinde iki cihan güneşi Hz. Muhammed dışında hatta Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa gibi tarihi değiştiren ve insanlığın hayatını tevhidi dinleri ve şahsi örnek hayatlarıyla etkileyen peygamberlerin dahi hayatlarından gelecek nesillere bıraktıkları bilinen fazla şey yoktur1. Ama tarihte hayatı tamamıyla kaydedilen tek şahsiyet Peygamberimiz’dir (A.S). Ömrünün doğumundan vefatına kadar tamamı günlük hayatı siyer kitaplarına geçmiştir. Getirdiği din orijinal haliyle kuranda, söz ve davranışları ise hadis kaynaklarında mahfuzdur.
    1400 sene önce yaşamış olan peygamberin hayatı müslümanlar açısından başvurulması gereken kılavuz kitabı, ehemmiyetle takip etmesi gereken ölçüler ve kaidelerle doludur. Ümmet-i Muhammed olmamız bile onun şanlı şerefli adıyla kaim olmuştur. Vasat ümmet nitelemesiyle ilgili Bakara Suresi 143.ayette Allah Muhammed ümmetini, din ve dünya konusunda her türlü aşırılıklardan uzak, akıl¬lı, itidalli, adaletli ve dengeli bir ümmet kılmış; bu ölçülere göre oluşmuş görüş ve inançlarıyla, fıtratı bozulmamış her insanın kolaylıkla takip edebileceği sadelikte¬ki güzel ahlâk ve yaşayışlanyla onları bütün insanlara örnek bir nesil oluşturmuştur. Kuşkusuz idealde bütün insanlar ve realitede bütün müslümanlar için -din ve dünya işleri hu¬susunda doğru, adaletli ve en üstün örnek, ölçü ve önder Hz. Muhammed olduğu için âyetin devamında Peygamber'in de müslümanlar hakkında bir şahit2, yani en iyinin ölçüsü, örneği ve kanıtı olduğu ifade buyurulmuştur.
    Resulullah’ın örnek hayatı, sadece kendi dönemindeki ashabı için değil bugün ve kıyamete kadar gelecek olan tüm Müslümanlar için bağlayıcıdır. O yeryüzündeki en kamil insan Allah’ın en sevgili kulu, rahmeten lil alemindir. Muhakkak ki O’nun sözleri, fiilleri ve hareketleri kulluk yaşantımızda bizim için ölçüdür. O’nun mübarek izinden gidenler, ona yaraşır şekilde ümmet olmaya çalışanlar Allah’ın rızasına ereceklerdir. “Andolsun ki, sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Rasûlullah en güzel örnektir.” ( Ahzab Sûresi / 164) ayetinde belirtildiği üzere ahiret kaygısı taşıyanlar, Allah’ı çokça zikredenler sünnete dört elle sarılmalı, ayakları şişene kadar namaz kılan, gelmiş ve geçmiş günahları bağışlandığı halde günde yetmiş defadan fazla tevbe eden, ayak topukları şişene kadar namaz kılarak kullukta zirve yapan, sofrada oturduğunda doymadan yemekten kalkan, zulme karşı çıkıp mazlumdan yana tavır koyan, zevk ve konforu terkeden vücudunda yattığı hasırın izi kalan, taifte kendisini taşlayanları onlar cahiller bilmiyorlar deyip affeden, kainatın efendisini her zaman ve her yerde örnek ve önder kabul etmeliler.
    Biz O’nun ümmeti olduğumuz için ne kadar şükretsek azdır. O’nun yaşadığı çağ altın çağ ve O’nun ashabı altın nesildi. Bize düşen vazife onun ve ashabının yaşadığı gibi sünneti yaşamak, doğru yoldan sapmamak için sünnet mirasına sımsıkı sarılmaktır. Öyle bir Peygamberin ümmetiyiz ki, O’nu tarif etmeye, anlatmaya kelimeler kifayet etmez. Kısaca O’nu en önemli özelliklerinden bahsetmek istiyorum. Peygamberimiz (S.A.V) bütün arap yarımadası peygamberliği önünde divan durduğu halde zerre kadar kibir ve gurura kapılmamış, önünde dağlar büyüklüğünde mal biriktiği halde dünyalığa tenezzül etmemiş, kendisinden çekinip haya eden insanlar, yanına geldiklerinde onlara : "Rahat olunuz; çünkü ben, Mekke'de kuru et yiyen bir kadının oğlu¬yum." diyecek kadar mütevaziydi. Cemaatinden üzerinde hakkı olan var düşüncesiyle hakkını almak isteyenler yönelip ağ¬layarak: "Kimin sırtına vurmuşsam, işte sır-tım, gelsin vur¬sun. Kimin malını almışsam, işte ma¬lım, gelsin alsın." diyecek kadar samimi ve içtendi. Kureyşin büyüklerinin Onu davasından vazgeçirmek için ortaya arttıkları isteklerine şöyle cevap verdi :"Ey amcam!..Allah'a yemin olsun ki, bu davayı terk et¬mem karşılığında güneşi sağ eli¬me, ayı da sol eli¬me koysalar, asla terk etmem..." Düşmanları onun dinine silahlarıyla saldırmış ve Onu öldürmek için elinden geleni ardına koymamışken O, Mekke fet-hedildiğinde bütün bunlara karşılık eski düşmanlarına: "Gidiniz, hepiniz hür¬¬¬sü¬nüz!" diyecek kadar affedici ve merhametliydi. O, İbadeti ve cihadı, tebliğ ve hicreti, zühd ve takvası, ahlak ve terbiyesi, ihlas ve samimiyeti dürüstlük ve sadakati ile eşsiz bir numune-i imtisal, usvetul hasenedir.
    O bir kere yalan söyledi mi, ihanet etti mi, alçaldı mı, bir insana zu¬lüm etti mi, terbiye dı¬şı davrandı mı, ahdini boz¬du mu?. Akrabalığı kesti mi, halkını ihmal etti mi, insanlığı terk et¬ti mi, bir kimseye sövdü mü veya bir puta yöneldi mi?..bütün bu güzel özellikleri olan bir peygambere ittiba edilmezse helak olunmaz mı? Sünnet üzere yaşamayan bidat üzere yaşamış olmaz mı? Allah’ın bizi sevmesi ve bağışlaması Peygambere uymakla mümkün olduğunu aşağıdaki ayetten anlıyoruz. “ De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.” ( Âl-i İmrân Sûresi / 31)
    Niçin peygambere uyalım sorusuna verilecek cevap bellidir. Çünkü peygamber vahiyden başkasını konuşmaz “ Batmakta olan yıldıza and olsun ki, Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.O, kendilğinden konuşmamaktadır. Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir. ”
    Burada "Kur'ân'ı kendi uydurdu." diyen Kureyş ve benzerlerine bir reddiye vardır. Zira kuranda mükemmel belağati, icazı, içindeki sanat uslübuyla insanları mesteden benzerini getirmekte beşeriyeti acze düşüren bir kitaptır. Kur'an'a "insan sözüdür" diyenler onun ilâhî yapısı karşısında acze düşmüşler, iddialarını ispata çağrıldıkları halde buna cesaret bile edememişlerdi: "Kulumuz Muhammed'e indirdiğimizden şüphede iseniz, onun benzeri bir sûre meydana getirin. Eğer iddianızda samimi iseniz, Allah dan başka şahitlerinizi de çağırınız" (Bakara Sûresi / 23).
    "O, kendiliğinden konuşmaz" (Necm Sûresi / 3) âyeti, sadece Kur'an âyetlerinin değil, Rasulullah (s.a.s)'in kendi söz, fiil ve davranışlarının da Allah Teâlâ’nın yönlendirmesi ve kontrolü dahilinde cereyan ettiğini ortaya koymaktadır. Bunun içindir ki, İslâm hukukçuları, Sünneti teşriin ikinci kaynağı olarak kabul etmişlerdir3. Peygamberin söylediği her söz, yaptığı her iş ve onayladığı her davranış, müslümanlar için örnek alınıp, uyulması gereken kuralları ihtiva eden, teşriin kaynaklarından birer kaynaktırlar. “ Peygamber size ne vermişse onu alın ve size neyi yasaklamışsa ondan kaçının. .” ( Haşr Sûresi / 7) Bu ayette açık ve net bir şekilde Allah peygambere dinde emretme ve yasaklama yetkisi vermektedir. Hiç şüphesiz ki, kuran-ı kerim islamın birincil ana kaynağıdır, onu tebliğ eden kapalılıklarını açıklayan, pratik hayata aktaran ise Resulullah’tır. Kur'ân-ı Kerîm'de genel hatlarla anlatılan namaz, oruç, hac, zekât gibi ibâdetlerin ve benzeri hükümlerin geniş ve ayrıntılı açıklamalarını Sünnette bulmak mümkündür. Örneğin fıtır sadakası, vitir namazı, zekatın hangi mallar içn olduğu ve miktarı, evli kişilerin zinalarının cezası, bir kadının üzerine hala ve teyzesini almanın haram oluşu, erkeklere ipek ve altının haram oluşu, soy ve nesepten dolayı haram oluşun süt emmeyle de haram olduğu, ehlî eşek etinin haram olması, ramazan orucunu kasten ve mazeretsiz bozan kimsenin yerine getireceği keffâret vb. yüzlerce örnekleri verilebilir…
    Resul-i Zişan Yaşayan Kuran O’nun Sünneti de Kuranı anlamada bizim için rehber, İslamın ikincil ana kaynağıdır. Sünnetin aynen Kuran gibi korunduğunun delillerinden birisi, “Zikri biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz, biz!” Hicr Sûresinin 9. ayetidir. Bu ayet Allah’ın zikri koruyacağına dair kesin bir vaadidir. Peki Zikir nedir? Hiç şüphe yok ki zikri öncelikle Kuran ve sünnet olarak anlamak mümkündür. “Sana zikri indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın...” Nahl Sûresinin 44 ayetine dayanarak Resul’ün dindeki sözleri Allah tarafından bildirilmiş vahiydir diyebiliriz. Allah tarafından bildirilen her vahyin “indirilmiş zikir” olduğunda ihtilaf yoktur. Sünnet denilince ilk akla gelen peygamberimizin hadisleridir. Hadislerin günümüze kadar ulaşmasında sahabe-tabiun-tebeuttabiun üçlü zincirin gözardı etmemek lazım. Peygamber döneminde sahabenin titizlikle hadisleri ezberleyerek yazmaları, ayrı kaynaklarda konularına göre derlemeleri, hadislerin sened ve metinlerine riayet etmeleri, özellikle hadisin rivayet zincirinde ravilerde adil ve doğru sözlü olma aramaları, sözlü rivayetlerde hadisi zabt altına almadan önce rıhle denilen hadis yolculukları yapmaları hadislerin güvenirliği hakkında bize malumat vermektedir. Rabbimiz insanlığa her noktada örneklik teşkil etmesi için onu seçip göndermiştir. Resullulah’ın(s.a.v) ve Ashabı’nın(r.a) Kuran’ın gaye ve delaletleri doğrultusunda Allah’ın emir ve hükümlerini pratik hayatlarındaki uygulama biçime sünnet denilir. İslamın ilk zamanlarında Nebevi Sünnet’ten anlaşılan anlam bu idi4. Selefi salihin kuranı lafız ve manasıyla beraber vahy-i metluv (okunan), sünnet ise manasıyla vahy-i gayri metluv (okunmayan) olarak algılamıştır. Bize düşen de selefi salihin yolundan gitmektir.
    “ And olsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, on¬ları arındıran, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar, apaçık bir sapkınlık içinde bulunuyorlardı. ” ( Âl-i İmrân Sûresi / 164)
    İmam Şafii er-Risale adlı eserinde, bu ayet-i kerimelerde Yüce Allah, kitap ve hikmeti zikretmektedir. Kitaptan gaye, Kur'an-ı Kerim'dir. Kur'an ilmini bilen ilim ehlinden işittiğime göre hikmet; Rasülullah (s.a.v.)'ın sünnetidir. Buradaki konumuzda söylenene en yakındır. Doğrusunu ise Allah bilir demiştir. Zira Kur'an-ı Kerim bir zikirdir. Hikmetse Kur'an'a tabi kılınmıştır. Yüce Allah kitab ve hikmeti öğretmekle kullarına verdiği nimeti hatırlatmaktadır. Sonuç olarak Peygamberin(A.S) sünneti bizler için bağlayıcıdır. Sünnetin bağlayıcılığını da üç yönüyle ele alabiliriz:
    1) Takva ve teslimiyet yönüyle örnek ve kaynak
    2) Siyer ve usul yönüyle örnek ve kaynak
    3) Teşrii yönüyle örnek ve kaynak
    Bu üçü de sünnetin içinde mevcuttur. Sünnet olmadan bunları kavramak mümkün değildir. Kutlu nebi her söz ve hareketi ile imam ve önderdir. Ona itaat etmek farz olduğuna göre onun her söz ve davranışı şeriatın ahkamındandır. Bu yüzden Sünnet-i seniyye şeriatın ahkamından olduğundan bizim için bağlayıcı ve hayatımızda rehberimiz kabul ettiğimiz Peygamber Aleyhisselam dinde hüküm koyucudur. Bize düşen islamı kendi yorum ve tevillerimizle değil, islamın saf ve berrak iki kaynağı olan kuran ve sünnete sarılarak yaşamaktır. Bidat üzere değil sünnet üzere, Allah’ın razı olacağı dini Allah’ın kitabı ve kuranı en iyi bilen ve yaşayan ilk müfessir Resulun sünneti seniyyesine göre yaşamalıyız. O’nun sünneti seniyyesiyle taçlanan hayat ne güzeldir! O’nun düsturlarını rehber edinen insan ne bahtiyardır! Allah bizi Sünnet üzere yaşayıp ölenlerden eylesin. Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üze¬rine olsun ey Nebi!...
    KAYNAKLAR
    1)Allah’ın Kulu ve Elçisi Hz. Muhammed / Afzalurrahman / İnkılab Yayınları
    2)Kur’an Yolu Tefsiri: I/142-144 / Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş/ Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları
    3) Bakınız: Necm Suresi 1-4.Ayetlerin Tefsiri /Besairul-Kuran/Ali Küçük
    4)Sorularla Tevhid ve Akaid / Mehmet Alptekin / Çıra Yayınları
    Yazar : Risale Forum

  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar Mesajlar
    6
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 42 + 140


    5 üyeden 5 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 2012 - Kutlu Doğum Haftasına Özel Yarışmamız Başlıyooor !

    Yarışmaya KAtılayım dedim umarım beğenirsiniz :

    SEN OLMASAYDIN YA RESULLAH :'(

    Sen olmasaydın, alemleri yaratmazdım!


    Aşıktan maşuka bir hitaptı bu... En vefalı aşıktan, alemleri hürmetine yarattığı habibine bir hitap... Doğumuyla kainatı şereflendiren, bereketlendiren, aydınlatan güzele, güzeller güzelinden bir sesleniş...

    O kadar ki, Adem aleyhisselam dahi, “Muhammed hürmetine ya İlahi!” diyerek niyazda bulundu da, Rahman olan Allah (c.c.), bu ismi nereden bildiğini sorduğunda ona, o cevaben...

    “Sen ya Rabbi! Sen beni yarattığında, arş-ı ala'da ikinizin ismini bir arada gördüm. Sen, sevmediğin birinin adını, kendi adınla birlikte bulundurmazsın...” dedi.

    Allah, sevmediği birinin ismini, kendi ismiyle birlikte bulundurmazdı evet... O, Muhammed'i sevdi ve ona hitapların en içlisi ile seslendi Kur'anında: Habibim...

    Sevgi, mayasıydı yaratılışın... Aşk, ateşiydi... Kullarını her biri birbirinden başka biçimlerde şekillendiren Hak, bir hamur misali farklı şekiller almaya müsait kıldığı insanı, aşk ile pişirdi.

    “Hamdım, piştim, yandım!” diyen aşıklar, O'nun bu ateşinden nasibini alan bahtiyarlardı.

    Allah, Habibi hürmetine yarattığı her kulunu sevdi. Sevdi de, her birinin kalbine, ismini nakşeyledi. Sevmese, emanet eder miydi lafzını gönüllerimize? Allah, bizi sevdi... Ve aslında, Habibullah'ın gönlünde, bambaşka bir tecelliyle hayat bulan sevda, her bir kulda da ayrı tecellilerle yaşamaya devam etti.

    Sevenler bildiler ki, rehber Rasulullah'tır. Zira Allah, aşkının bir ifşası niteliğinde, herkesi, Sevgilisini sevmeye, O'na uymaya davet ediyordu. Böylece, bir olmanın, sevgilide fani olmanın ilk dersini de veriyordu tüm insanlığa... Vakit gelip de ruhunu teslim alacağı zaman Azraîl, Allah'ın emri ile soracaktı Habibullah'a: Dünyayı mı, yoksa Rahman'ın katındakini mi istersin? Bir kuldu ama, işte, Allah, hayatla ölüm arasındaki tercihi O'na bırakıyor, dilerse al, dilerse orada kalsın diyordu... Dilerse al getir yanıma sevgiliyi... Dilemezse zorlama...

    Seven, sevdiğine karşı gelir mi? Aşık diler de sanki, maşuk dilemez mi vuslatı? Bir aşık ki, bir elime ay, bir elime de güneş verseniz, yine de davamdan dönücü değilim diyecek kadar bağlı... Öyle bir Aşık ki, nefsi için zerre kadar hiddetlenmediği halde, Allah'a ve O'nun hükmüne düşman olanlarla savaşacak kadar celalli...

    Bir yanda, çocuklarımızı öpmeyiz diyen bir bedeviye, “Allah, senin kalbinden merhameti söküp almışsa, ben ne yapabilirim?” diye soracak kadar yumuşak; diğer yanda, “Gözümün nuru Fatıma! Sakın babana güvenip de sapmaya kalkma!

    Hırsızlık yapmış olsan, senin de elini Allah'ın emriyle keserim!” diyecek kadar adil...

    Hira'da, Cebrail ile ilk karşılaşmasının ardından, koşar adımlarla ve titreyerek Hatice'nin sinesine sığınan ve “Beni örtün! Beni örtün!” nidasıyla bir rahatlamaya ihtiyaç duyan da O...

    Durulmuş ve sükunete kavuşmuş gönlü ile Kabe'de namaz kılarken, sırtından aşağı kilolarca işkembe boşaltan zavallıya, hiçbir tepki vermeden, secdesini uzatan da...

    Sen, Rabbimin Habibi!

    Sen, Rahmet peygamberi!

    Sen, hürmetine güllerin ve dikenin yaratıldığı güzel!

    Sen, gönlü buruk yetim!

    Sen, masum ve öksüz!

    Sen, gittiği her yere bereket götüren!

    Sen, altı ciğer paresini de yitirdiği halde, yine de Allah! diyecek kadar razı!

    Sen, gönlünün gülü Hatice'yi, ömrü boyunca unutmayacak kadar hayırlı!

    Sen, Zeyd'in ana- babasına tercih edeceği kadar merhametli!

    Sen, Ebu-Bekir'in gönlündeki güzel!

    Sen, Ömerin kılıcını gül ile parçalayan...

    Sen, gidişiyle Fatıma'nın yüreğini dağlayan!

    Sen, ilk zamanların şaşkınlığını ve ağırlığını atlattıktan sonra, alabildiğine hafiflemiş ve inanmış bir gönülle, Allah için her zorluğa katlanan yüce insan!

    Aşkın ilk demlerinde şaşkın ve korku dolu bir halde durulmayı beklemiş olanlar, Seni seviyorlar.

    Bu da nedir? Bu hal neyin nesidir? diye sorup da, aklın sınırlarını Rahman'ın lutfuyla zorlayıp aşmış olanlar, Sana hayranlar.

    Onlar biliyorlar ki, sıkıntıları yüklenişin, her türlü hakaret, aşağılama ve küfür karşısında, yine de dimdik, onurlu ve sadık oluşun, Allah'ın aşkındandır. Onlar hissediyorlar ki, sırf Seni ve yüceler yücesi Allah'ı sevdikleri için, nice sıkıntı, kapılarındadır. Lakin Sen arkamızdasın ya Rasulallah! Sen, bizimlesin değil mi?

    Bana salat edenin selamını alırım. Sırf bunun için görevlendirilmiş melekler vardır ve ben, selamı gönderenin isminden, halinden haberdar olurum buyuruyorsun ey güzel! Işte sana selam ediyoruz...

    Allah'ın rahmeti, selamı ve bereketi, Senin ve ehl-i beytinin üzerine olsun. Allah'ın selamı ashabının üzerine olsun.

    Ya Rasulallah, Aişe'nin sana selamı var. Gönlü mahzun Senin ayrılığınla...

    Davetini bekliyor...

    Ya Rasulallah, Ömer sana selam ediyor. Eli- kolu bağlı geçim derdiyle, bereket için dua diliyor.

    Fatıma hasretinle buruk...

    Halil'in içi yanıyor...

    Serpil, dertlere derman olan ismini söylüyor...

    Furkan duyurmak için şanını, duymamış gönüllere, çırpınıyor...

    Zeynepler, Fatihler, Mehmetler Senden ayrı ama Seninle...

    Gönlü mahzun, gönlü kırık ümmetin, seni özlüyor ya Rasulallah!

    Biz, açlıktan karnımıza taş bağlamadık henüz... Biz, anamızı, babamızı, eşimizi, evladımızı,amcamızı, dedemizi kaybetmedik. Biz, savaşlarda yaralanmadık... Biz, askere gönderirken bile oğlumuzu, ağladık... Biz, sevdiğimizi askere uğurlarken bile dayanamadık... Halbuki sadece bir seferdi ömürde. Seni sevenler defalarca uğurladılar Seni... Defalarca beklediler dönmeni... Biz, ne Sana, ne de ashabına layık olamadık.

    Beni seven, sıkıntıyı kendine örtü edinsin diyordun ya... Bizi yürekli olmaya, feda etmeye, belki de bu yolda canını vermeye davet ediyordun hani... Oysa biz, Sana layık bir yürek taşımadık hiç... Sadırlarımız sıkışmıştı... Biz, sıkıntısızlığın derdiyle dertlendik sadece. Biz, şükretmemiz gerekirken, nankörlük ettik.

    Sen, geceler boyunca namaz kılarken huzurda, biz, gündüzleri de ziyan ettik. Sen, bir ikazda bulunuyordun... Bundan böyle şeytan, sizin üzerinizde hakimiyet kuramayacaktır. Fakat siz, küçük gördüğünüz işlerde şeytana uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Onlardan da sakınınız diyordun. Sakınmadık...

    Bugün çalsan da kapıyı, şeref vermek dilesen, bilmem ne yapar ümmetin?

    Aniden çıkagelsen, ne olur tavrımız? Senin gibi şerefli bir misafiri kim istemez? Allah'ın Habibini ağırlamak, kimin hoşuna gitmez? Fakat Sen, sırf işlemeli bir perde için, “benim dünya ile ne işim var?” diyerek geri dönmüşken Fatıma'nın kapısından, acep bizim evlerimize girer misin?

    En güzel yemekleri Senin için hazırlamış olsak, en güzel ikramı Sana yapsak, daha ne isteriz ki? Fakat Sen, haramlardan arındıramadığımız lokmalarımıza o güzel ellerini sürer misin?

    Bir gün, evimize doğru gelirken görünüversen uzaktan, ah ne şeref! Ama biz, Senin gelişinden telaşa kapılıp da, bazı gazete ve dergileri toplamaktan, raflarda tozlandırdığımız Kuran'ın tozunu almaktan, televizyonu nereye saklayabileceğimizi, ya da nasıl bir kılıf bulup da savunabileceğimizi düşünmekten, Senin gelişini seyredebilir miyiz?


    Kimbilir, belki de mırıldandığımız şarkıların, sarfettiğimiz kelimelerin, okuduğumuz kitapların, oturduğumuz arkadaşların hepsinden utanacağız.Ve belki, kalmaya karar verirsen, bir haftalık programımızı değiştirmek zorunda kalacağız. Gideceğimiz yerlere Seni götürmekten haya edeceğiz belki. Ve belki gidişinle, rahat bir nefes alacağız.

    Ya Suretimize bakıp "sen ne biçim müslümansın"demezmisin?

    Biz, Senin hiç arzulamadığın yaşam biçimlerini böylesine benimsemişken, yine de ümmetliğe kabul eder misin? Sefilliğimizi yüzümüze vurur musun ya Rasulallah? Ümmetiz deyip de, Sana hakkıyla uyamayışımızı yüzümüze vurur musun?

    Ey rahmet peygamberi! Onları özlüyorum... Kardeşlerimi özlüyorum... Onlar ki, beni hiç görmedikleri halde, yine de severler ve bana itaat ederler buyuruyorsun. Bizi kardeşliğe kabul ediyor musun?

    Sen ki, her bir halimiz Sana ayandır... Sen ki, güller ve bülbüller Sana hayrandır...

    Gitme ey güzel! Muradımız kalmandır gitme! Arzumuz yanımızda olmandır. Gel ki anlam kazansın hayatımız... Gel ki, yolda kaldı hasret yüklü bakışlarımız...

    Sen ey güzel! Sensiz yaşamak ne zor... Senden uzaklarda sevmek Seni... Hiç görmeden tutulmak cemaline ve hiç duymadan vurulmak o şefkat dolu sesine...

    Biz, teselliyi yine Senin sözlerinde bulduk...


    Sen, Yaratanın aşkı için, bedenini kurban etmiş şehid!

    Sen, vefanın hası ile ümmetin dostu olan!

    Sen, ümmeti ümmeti feryadıyla vefanın doruklarında bulunan!

    Sen, garipler babası!

    Sen, ömründe bir kere bile olsun, kahkahayla gülmemiş olan mahzun!

    Sen, fakirlerin yoldaşı, dertlilerin arkadaşı!

    Sen, asırlardır ölmeyen ve kıyamete dek de yaşayacak olan!

    Sen, cennet ve cehennem ehlinin ümidi!

    Sen, kainatın yaratılış sebebi!

    Sen, güllerin hayat veren şebnemi...

    Davetine icabet ediyoruz ya Rasulallah!

    Sen, arkamızdasın!

    ... Ve sen, ey yalan dünya! Sen bizim aşkımıza set olamayacaksın!

    Aşk yolunda, yardan ki geçmişiz, elbet serden de geçeceğiz. Anayı, babayı, evladı, akrabayı, sevgiliyi unutmuş, Seni özlemişsek eğer yine Senin hürmetine... Gösterdiğin yolda, her kim çıkarsa çıksın karşımıza, yine de Senden ayrılacak değiliz.

    Tüm zayıflığımıza ve tüm kusurumuza rağmen...

    Biraz garip, biraz eksik, biraz yaralı...

    Hep seni seveceğiz...
    ÜNAL ÖZDOĞAN
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    tebliğ çevrimdışı Vefasız
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2010
    Nereden Yer
    Şark..
    Mesajlar Mesajlar
    2.557
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 459 + 32174


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 2012 - Kutlu Doğum Haftasına Özel Yarışmamız Başlıyooor !

    Kıymetli müslümanlar;

    Bir konuya açıklık getirmek zorudayız;Bizler bu yarışmayı açarken , başka eserler değilde ;Efendimiz'e (sav) duyduğumuz muhabbet ve aşkın kendi Yüreğimizden geçenlerin kalemimize yansımasıydı..

    Yani kıymetli paylaşımların ,kendimize ait paylaşımlar olması şartıydı..Lütfen bu konuya dikkat edelim inşl...
    Yazar : Risale Forum
    Biz ise hem insancasina,Hem muslumancasina yaşamak istiyoruz.Bediuzzaman..

  9. #9
    MTG
    MTG çevrimdışı
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Apr 2012
    Mesajlar Mesajlar
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 31 + 20


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Mevlid-i Şerife

    sayın Ünal ÖZDOĞAN abı/kardeşim,
    çok muazzam bir duygu seli ile SEN OLMASAYDIN YA RESULLAH....yazınla Kutlu Doğum Haftasına büyük bir hediye sunmuş oldunuz,
    sabah işe gelirgelmez maillerime baktığımıda risaleforum dan gelen bir ileti ile actım ve yazılan yazılardan nasıl bir tavaffuk kı ilk sizin yazdığınız yazıyı okudum....hemen hemen her satırında son noktaya kadar gözyaşları duygularla sel olup aka aka okudum....Allah ebeden razı olsun....ben sızın bu sekıldekı ıfade ve engin kalemşörluğunuzle tanısmak hasbehal olunmak ısterım...maıl ortamında haberlesmek gorusmek uzere...selam ve saygılar...
    Yazar : Risale Forum

  10. #10
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 34 + 30


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: 2012 - Kutlu Doğum Haftasına Özel Yarışmamız Başlıyooor !

    SEN

    Efendim;

    Bülbül alsaydı gül rayıhanı,
    Bir gülün etrafında pervane olmazdı.
    Kays bilseydi seni,
    Bir Leyl'in peşinde mecnun olmazdı
    ve
    Kerem sende arardı aslı/sı/nı.
    Yusuf'u görenler,
    Bir kez görebilseydi seni
    Yusuf'a kör olurdu gözleri
    ve
    Lal olurdu dilleri...
    .
    .
    .
    .
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    yorumlarınıız bekliyorum dostlar
    Yazar : Risale Forum

Sayfa 1/6 12345 ... SonSon

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

108, 115, 119, 142, 143, 144, 157, 159, 160, 161, 164, 177, 195, acizane, adaletli, adıyla, aklı, akıllara, alanda, aldıkları, anlıyoruz, aracı, arkadaşı, arz, asi, asra, aya, ayetten, ağlayarak, aşura, başlığını, başıboş, bilinen, bilirsiniz, birlik, bizleri, bozan, boşa, bülbülü, bulunmak, çalışmam, çalışıyor, çağdaş, cemi, cevaben, cümleyi, dadır, davranışları, dağlar, deyince, değilim, değiştirmek, dirilsin, diye, diz, dünyadan, duyan, düşünüyorum, dışında, edenleri, efendiler, efendisi, efendisini, ellerinde, ettiğimiz, evden, eşsiz, ferah, geçiş, gelmiş, gerçeğini, gibi, gif, gitmez, göndermiş, görmeyi, gümüş, günahlarınızı, hiddetle, hoşgeldiniz, iddiaları, ihanet, ilk, insanlığı, istekleri, istemeye, işaret, kabre, kaçını, kadar, kafasını, kalmasını, kalsı, kardeşi, kardeşlerimiz, kardeşlerimizi, katıldı, katılı, kavuşmuş, kendisinde, kesti, kontrolü, konuşmak, koyan, kırılacak, kıyamete, leyl, lütuf, mahlukat, manen, manidar, media, modu, muazzam, muhakkak, mükerrem, mümkü, müş, nasib, nden, neyin, olduk, olduğuna, olduğundan, olmak, ölmeye, onlardan, orga, öğrendim, öğreten, parçalayan, paylaşmak, rahmet, rahmeten, rüyalar, sakı, sarılmak, selamları, seni, seniyyesi, seslendi, seviyoruz, sevsin, sizlere, sonu, sonunda, sığı, tamamıyla, tanıyor, tarihi, tavır, taziye, terkeden, teyze, toplamak, ufuk, unutması, üstü, uyanı, vahy, vazgeç, verdiği, yanmak, yaradan, yaratanı, yarım, yayı, yazdığı, yazılan, yetimler, youtube, yüreğime, yüzleri, zamanları, zelzele, zira, şahsiyet, şartları, şaşkınlığı

Etiket Bulutu Ana Sayfası

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222