Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerîmede şöyle buyurur:
“O, kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.” (Şûrâ, 25)
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selem- bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyururlar:
“Kişi büyük günahlardan kaçındığı takdirde; beş vakit namaz, bir Cuma önceki Cuma’ya kadar, Ramazan da önceki Ramazan’a kadar arada (işlenmiş küçük) günahlara keffâret olur.” (Müslim, Tahâret, 16)
Hz. Ömer’in halifeliği zamanında bir Ramazan heyecânı başlamıştı. İnsanlar, hilâli görmek için bir dağın tepesine çıktılar. İçlerinden biri “Ey Ömer, işte hilal, şuracıkta!” dedi. Ne kadar baktılarsa da hilâli bir türlü göremedi. Hz. Ömer -radıyallahü anh- adama dönerek:
“–O, bahsettiğin hilâl senin hayâlinin mahsûlü olmasın! Sen elini ıslat da başına bir sür, ondan sonra hilâle tekrar bak” dedi. Adam denileni yaptı, saçını başını düzeltti ve semâya baktı. Ancak hilâli göremiyordu.
“–Ey Mü’minlerin Emîri! Hilâl yok oldu, görünmüyor” dedi. Hz. Ömer -radıyallahü anh-:
“–Evet, kaşındaki beyaz kıllardan biri kıvrılmış, gözünün önüne gelmişti; o kıl seni vehme düşürmüştü” dedi.
Bu Ramazan hâtırasını nakleden Mevlânâ Hazretleri şöyle der:
“Kıvrılmış basit bir kıl gökyüzüne perde olursa, senin her uzvun, her cüz’ün eğri olunca hâlin nice olur? Doğrulara uy da, vücudunun eğriliklerini düzelt. Ey doğru gidişli kişi, bu hususta azimli ol, ihmalkâr davranma!”