2 sonuçtan 1 ile 2 arası

  1. #1
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.051
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Eşsiz Yolculuk : Mi'rac

    Mi’rac , “yükselme aleti” demektir ve Türkçeye, “merdiven,” yahut “asansör” olarak tercüme edilmiştir.

    “Namaz mü’minin miracıdır.” Hadis-i Şerif

    Kâmil iman, takva ve salih amel manevî terakkinin birer basamağı gibidirler; insanın ruh ve kalbi bunlarla terakki eder ve Allah’a yaklaşır.

    Nur Külliyatından Mirac Risalesinde, “Hakikat-ı Mirac nedir?” sorusuna, “Zât-ı Ahmediyenin(a.s.m.) meratib-i kemâlâtta seyr-ü sülûkünden ibarettir,” (Sözler, 563)şeklinde veciz bir cevap verilmiş ve daha sonra bu cevabın geniş bir açıklaması yapılmıştır.

    Bu ifadelerde çokça sorulan şu sorunun da cevabını bulmuş oluyoruz: “Cenâb-ı Hak mekândan münezzeh olduğuna göre, O’nunla görüşmek için böyle uzun bir yolculuğun gereği var mı?”

    Demek ki, miracda esas olan, Hz. Peygamber’in(a.s.m.) manevî terakkisidir.

    Allah Resulü(a.s.m.) yerde iken de Allah’ı “Semavat ve arzın Rabbi” olarak biliyordu. Ama, güneşle dünya arasındaki yüz elli milyon kilometreye yakın mesafeyi ışığın yaklaşık sekiz dakikada aldığı göz önünde bulundurularak, henüz ışığı dünyamıza ulaşmamış yıldızlar bulunduğunu düşünürsek sema âleminin ne kadar geniş olduğunu hayal âlemimizde bir derece canlandırabiliriz.

    Allah Resulü(a.s.m.) bu muhteşem âlemi bütün tabakalarıyla geçtikten sonra “Allah’ın semavat ve arzın Rabbi olduğuna” dair imanında akıl almaz derecede bir inkişaf olduğu muhakkaktır. Sema âlemine, kürsiyi, arşı, cennet ve cehennemi eklediğimizde bu yüksek makamlarda ve bu sonsuz menzillerde seyahat etmekle kazanılan marifetin ne kadar ileri bir noktaya vardığını hayal etmemiz bile mümkün değildir.

    Demek oluyor ki, Cenâb-ı Hakk, o en sevgili kulunu rüyetine mazhar kılmakla şereflendirmek dilediğinde, Onu böyle bir terakki ve tekâmül yolculuğuna çıkardı. Burada Cenâb-ı Hakk’ı bir makamda görmek değil, bütün mekânları ve makamları geride bırakan ulvî bir mertebede O’nunla görüşmek söz konusudur.

    Dört büyük kitaptan birisinin kendisine indirildiği Musa(a.s.) gibi büyük bir peygamber, Allah’ı görmek dilediğinde kendisine şu vahiy gelmişti: “Sen beni göremezsin.”

    Âyette “ben görülmem” denmeyip de “Sen beni göremezsin,” buyrulmasında, “bu rüyete mahzar olacak bir başka peygamberin geleceği” müjdesi gizlidir. Nitekim, Cenâb-ı Hakk dağa tecelli ettiğinde Musa(a.s.) kendinden geçmiş ve yere yığılmıştı. Demek ki, dağa tecellisi bir büyük peygamberi kendinden geçiren bir Nurun sahibi, kendini bir başka peygamberine göstermek isterse, onu bu rüyete mazhar olacak bir makama terakki ettirecektir. İşte miracın hakikati, bu terakkinin ve bu tekâmülün gerçekleşmesidir.

    Burada şöyle bir soru daha akla gelebilir. Cennette mü’minlerin rüyete mazhar olmalarını nasıl anlamamız gerekiyor? Onlar böyle bir dereceye mi erecekler ki bu lütfa nail olsunlar?

    Bu sorunun cevabı da yine Nur Külliyatındaki şu cümlede saklı:
    “Mirac yoluyla beka âlemine girdi.” (Mesnevî-i Nuriye, 197) Yani, Peygamber Efendimizin(a.s.m.) rüyete mazhar olması bu dünyada değil, beka âleminde gerçekleşti. Hz. Musa(a.s.) ise bu tecellinin dünyada gerçekleşmesini istemişti.

    Allah Resulü(a.s.m.) cenneti tarif ederken, “ne gözler görmüş ne kulaklar işitmiş ne de beşerin kalbine hatırana gelmiştir” buyururlar. Bu hadisin bir yönü de şudur:

    Bu dünyada insan şu kâinattan daha mükemmel, daha harika olduğu gibi, cennet ehli de cennetten daha mükemmel olacaktır. Zira, cennet onun hizmetine verilmiştir. Cenneti aklımızın almayacağını haber veren bu hadisi şerif, bizlere bir mü’minin orada ulaşacağı makamı da burada hayal etmemizin mümkün olmadığı mesajını vermiş oluyor.

    Bir kâmil mü’min cennette bu dereceye çıktığı gibi, oradaki Hz. Musa’nın(a.s.) derecesi de dünyadakinden aynı ölçüde farklılık gösterecektir. Bu dünyada bir mü’min kul ile o büyük peygamber arasındaki makam farkı, orada da aynen muhafaza edilecektir; her ikisi de akıl almaz ölçüde terakki edeceklerdir.

    •••

    Kab-ı Kavseyn, mirac mucizesinin en son ve en ileri safhasında, Peygamber Efendimizin(a.s.m.) rüyete mazhar olduğu manevî makamın ismidir.

    Kavseyn iki yay demektir. Bu ifade mecazîdir. Nur Külliyatında, Kab’ Kavseyn için, “imkân ve vücub ortasında Kab’ Kavseyn ile işaret olunan makam,” denilmektedir. Buna göre söz konusu teşbihteki yaylardan birisi imkan diğeri ise vücub olmaktadır. İmkân bütün mahlukat âlemini, vücub ise, Alah’ın zâtının, şuunat, sıfat, efal ve esmânın tümünü ifade eder.

    İşte mirac hadisesinde, Vacibü’l Vücut olan Allah, mümkinat âleminin sultanını rüyetine ve sohbetine müşerref kılmıştır.

    Prof. Dr. Alladdin BAŞAR
    sorularlarisaleinur.com


    Benzer Konular
    Ecdâdın Eşsiz Davranışları
    Ecdâdın Eşsiz Davranışları Ecdâdın Eşsiz Davranışları Cenâb-ı Hak buyuruyor: “O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lûtuf olmak üzere) size âmâde kılmıştır. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Câ
    Eşsiz eserler ilk kez birarada
    Eşsiz eserler ilk kez birarada Eşsiz eserler ilk kez birarada İşleri Başkanlığı, Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ortaklaşa büyük bir sergiye imza ata
    Eşsiz Saray!
    Eşsiz Saray! Eşsiz Saray! Cenâb-ı Hak buyuruyor: “Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de...
    Kur'an'ın Surelerindeki Eşsiz Ahenk
    Kur'an'ın Surelerindeki Eşsiz Ahenk Kur'ân-ı Kerim'in bu dünyadan olmadığının alâmetlerinden biri de, onun te'lif tarzıdır. O, nazil olduğu sırada mevcut olan nazım, nesir, seci vb. edebî türlerden hiçbirine dahil edilemediği gibi, İslâm edebiyat ve medeni
    Böceklerdeki Eşsiz Uçma Sanatı
    Böceklerdeki Eşsiz Uçma Sanatı Böceklerin kanatları ile uçakların kanatlarını karşılaştıracak olursak, böcek kanatlarının çok daha ileri bir tekniğe
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

  2. #2
    Huseyni çevrimdışı Müdavim
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nereden Yer
    Ankara
    Mesajlar Mesajlar
    12.051
    Blog Blog Girişleri
    39
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 210288


    Cevap: Eşsiz Yolculuk : Mi'rac






    "Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir."
    (İsra :1)
    Yazar : Risale Forum

    Halbuki, en ziyade hasta sensin.
    Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul;
    sonra başkasının şifasına çalış.

    ........

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222