Hanne’nin adağına,
Hz. Meryem’e selam olsun…
Ki o adanmışların örneğiydi,
Ki o adananların en güzeliydi.


Meryem annesinin en değerlisiydi,
dünya üzerindeki yegane varlığı…
bir ananın en zor adayacağı kopmaz bağıydı evladı.
İman, böyle bir şeydi…
adayacaksan en değerlini, canını, can parçasını vermek.


Günümüzün Meryem’lerine selam olsun…
Ki onlar dünyevi heva ve heveslerine ram olmadılar.
Ki onlar canlarını, Allah yolunda seve seve adadılar.
“Kimi adağını ulaştırdı yerine,
Kimi sabır ve sebatla sırasını beklemekte.”


Ey adanmışlar,
Ey adayıp, adaklarına paha biçenler,
Ve ey adaklarını en değersizinden seçenler!
Adarken aldananlar,
Aldanırken aldatanlar,
Aldattığını düşünüp avunanlar,
Hesabını tek dünyalı zihniyette tutanlar,
Gözleri doymayanlar,
İnfak ederken parmak uçlarıyla tutanlar…





Hz. İbrahim’in adağına,
Hz. İsmail’e selam olsun…
Ki o bedenini babası İbrahim’e,
Canını Allah’a teslim etmekte bir an olsun tereddüt etmedi.
Siz ey Kurban keserken İsmail’i unutanlar,
İsmail sınavını vermeden, kurbana duranlar…


Siz ey gaflet penceresini pembe perdelerle donatanlar,
Kardeşinin cihadını konforlu koltuğunda seyrederken uyuyanlar,
Kavgasını kaygısı edinmeyen,
Kaygısı dünyasına meyleden,
Davasını beşeri aşkına kurban edenler…


Siz ey gözyaşlarının zekatını veremeyenler,
Zekatını kırkta bire indirgeyenler,
Alırken gözleri parlayıp,
Verirken elleri titreyenler,
İstemeye meyledip,
Vermeye yeltenmeyenler…


Günümüz İsmail’lerine selam olsun,
Ki onlar teslimiyette İsmailce sebat ettiler,
Allah’a, babaya ve bıçağa boyun eğdiler,
Bıçak körelmesede davalarından dönmediler,
Bir an olsun imanlarına gölge düşürmediler,
Kalplerini ve zihinlerini korkuyla perçinlemediler…


Siz ey canını davasına kalkan yapmaktan korkanlar,
Kömürleşmiş cesetlere ürküntüyle bakanlar,
Adağını yerine ulaştıranlara burun kıvıranlar,
Taş atan küçük ellere alaycı bakışlar savuranlar,
Oturduğu yerden teoriler üretip,
Pratikte kılını kıpırdatmayanlar…


Siz ey biz…
Biz ey siz…
Ne kadarda bizsiniz,
Ne kadarda sizdeniz…