Sayfa 54/68 İlkİlk ... 44450515253545556575864 ... SonSon
673 sonuçtan 531 ile 540 arası

  1. #531
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 106 + 1246

    Cevap: Kur'anı Risale-i Nur'dan öğrendim-1

    TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ 12.3.BEDİÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR(DEVAMI)
    İslâmiyet düşmanlarının yaptıkları taarruz ve hilâf-ı hakikat menfî propagandalarına mukabil üniversite Nur talebelerinin bir açıklamasıdır.

    Aziz, sıddık kardeşlerimiz,

    İmtihan ve gazanız geçmiş olsun der, sizi tebrik ederiz. Risale-i Nur’un tahkikî iman dersleriyle iman mertebelerinde terakki ve teâli edip kuvvetli imanı elde eden Nur talebeleri için öyle taarruzlar, bir cihetten bir imtihandır ve kömürle elması tefrik eden bir mihenktir. Nur talebeleri için Allah’a iman, Peygambere ittibâ ve Kur’ân-ı Kerîmle amelden dolayı hapisler bir medrese-i Yusufiyedir. Zulüm ve işkenceler, birer kamçı, birer perçindir. Kader-i İlâhî bize o hücumlarla işaret veriyor ki, “Haydi, durma, çalış!...”

    Kur’ân ve iman hizmeti uğrunda mahkemelerde konuşmak, Nur talebelerince bir dostu ile sohbet etmektir. Karakollara götürülüp getirilmek, çarşı pazara gidip gelmekten farksızdır. Kelepçeler, dinî cihâd-ı ekberin birer altın bileziğidirler. Beşerin zulmen mahkûm etmesi ise, hakikatte Hakkın beraat vereceğine bir delildir. Bütün öyle işkence ve zulümler, Nur talebeleri için birer şeref madalyasıdır. Ne mutlu ki, otuz seneden beri Nur talebeleri ağabeylerimiz bu nimetlere mazhar olmuşlar. Maalesef bizlere ki, bizler bu şereflere nail olamadık ve olamayacağız da. Zira bunları kazandıran devir kapanmak üzeredir.

    Risale-i Nur, bu vatan ve millete emniyet ve âsâyişi temin eden ve kalblere birer yasakçı bırakan imanî bir eserdir. İslâmiyet düşmanlarının tahrikâtıyla olan müteaddit mahkemelerde Risale-i Nur’a beraatler verilmiş. Temyiz Mahkemesi ittifakla beraat kararını tasdik ederek Risale-i Nur dâvâsı kazıye-i muhkeme halini almıştır. Yirmi beş mahkeme de “Risale-i Nur’da suç bulamıyoruz” diye karar vermiştir. Otuz seneden beri yüz binlerle Nur talebelerinin bir tek vukuatı görülmemiştir. Bunun için, Risale-i Nur’un neşrine mâni olmaya çalışanlar, emniyet
    ve âsâyişin düşmanı ve vatan ve millet haini anarşistlerin hesabına bilerek veya bilmeyerek çalışanlardır.

    Risale-i Nur’a ilişen hükûmet değildir; çünkü, emniyet ve zabıta anlamış ki, Bediüzzaman ve Nur talebelerinde siyasî bir gaye yoktur. Bunların meşguliyeti, sadece iman ve İslâmiyettir. İşte o gizli din düşmanlarının taarruzları karşısında Nur talebeleri Risale-i Nur’daki tahkikî iman derslerinin verdiği iman kuvvetiyle metin, salâbetli ve mağlûp edilmez bir hizbü’l-Kur’ân ve fethedilmez bir kal’a halindedirler. Din düşmanları tarafından hücumlar oldukça, Nur talebelerinin Risale-i Nur’a ve Üstadlarına olan sadakat ve sebat ve faaliyetleri ziyadeleşir, perçinleşir. Bir talebesi, Üstadımıza şöyle yazmış:

    “Ey benim aziz kahraman Üstadım! Muarızlarımız arttıkça kuvvetimiz çoğalıyor. Rabb-i Rahîmimize hadsiz şükürler olsun.”

    Evet, o bir zamanlar ki, karanlıklı, zulümatlı ve eşedd-i zulüm ve istibdad-ı mutlak devrinde herkes susturulmuş; fakat tek bir kimse susmamış ve susturulamamış. Bu yektâ ve nadir kimse olan Bediüzzaman’ın talebeleri de mağlûp edilememişlerdir…

    Nur talebeleri, evvelâ kendi imanlarını kurtarmak, bununla beraber din kardeşlerinin de imanlarını kurtarmak için Kur’ân-ı Hakîmin yüksek ve parlak bir tefsiri olan Risale-i Nur’u okumuşlar ve okutmuşlardır. İmanlarını kurtarmaya çalıştıkları ve rıza-yı İlâhi için Kur’ân’a ve imana Risale-i Nur’la hizmet ettikleri sırada mâruz kaldıkları hücum ve taarruzlara hiç ehemmiyet vermeyerek, o gizli din düşmanlarının tasallutlarını, saldırışlarını kendileri için iman ve Kur’ân hesabına bir kamçı ve bir teşvikçi hükmüne geçtiğine kanaat getirmişlerdir. Otuz senelik bu nevi hâdisâtın ve bu nevi tesiratın neticeleri, bu millet-i İslâmiye muvacehesinde meydandadır.

    İşte, Risale-i Nur’un yeni ve müştak talebeleri olan kardeşlerimiz! Sizler de böyle bir Üstadın ve böyle bir eserin talebeleri olduğunuzdan, sizlerin de bu semerelere ve meyvelere mazhar olup Nurlara daha ziyade sarılarak, hararet ve iştiyakınız daha fazla ziyadeleşmiş olarak Nurları sebat ve sadakatle okumak derecesine nail olacağınızdan, hem sizleri ruh u canımızla tebrik ediyoruz. Hem sizlere binler selâm ve dualar edip dualarınızı bekliyoruz.

    Lügatler :
    amel : davranış, iş
    asayiş : emniyet, güven ve huzur
    aziz : çok değerli, izzetli
    beraat : temize çıkma, suçsuz bulunma, serbest bırakılma
    beşer : insan
    cihâd-ı ekber : en büyük cihat; nefisle mücadele
    devir : dönem

    emniyet ve zabıta : güvenlik güçleri, güvenlik birimleri
    eşedd-i zulüm : zulmün en şiddetlisi, çok şiddetli zulüm ve baskı
    faaliyet : icraat, çalışma
    feth : açma, zapt etme
    gaza : din vatan ve millet gibi mukaddes değerler uğruna yapılan cihat ve mücadele

    hâdisât : hâdiseler, olaylar
    hadsiz : sayısız, sınırsız
    Hak : varlığı hak olan, her şeyi hakkıyla yaratan ve her hakkın sahibi olan Allah
    hakikat : gerçek

    hararet : sıcaklık, ateş; (mecaz olarak) aşırı istekli olma
    hilâf-ı hakikat : gerçeğe aykırı, gerçek dışı

    hizbü’l-Kur’ân : Kur’ân taraftarı, hizmetkârı
    hükûmet : idare, yönetim
    imanî : imanla ilgili, imana dair

    istibdad-ı mutlak : tam ve sınırsız bir baskı, mutlak diktatörlük
    ittibâ : uyma, tâbi olma
    ittifak : görüş birliği, oy birliği
    kader-i İlâhî : Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması

    kanaat : görüş, fikir
    kaziye-i muhkeme : Yargıtay’ın onayından geçen ve kanunen itiraz edilemeyen kesinleşmiş hüküm, son karar

    Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
    mağlûp etme : yenme, üstün gelme
    mahkûm etme : cezalandırma, ceza ile hükmetme
    mâni : engel

    mâruz kalma : uğrama, hedef olma, etkisi altında kalma
    mazhar : erişme, nail olma
    medrese-i Yusufiye : Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında kullanılan hapishaneye verilen ad
    menfî : olumsuz
    mertebe : derece, basamak

    metin : sağlam, kuvvetli
    mihenk : ölçü

    millet-i İslâmiye : İslâm milleti; Müslümanlar
    muarız : karşı gelen, karşıt, muhalif
    mukabil : karşılık

    muvacehesinde : karşısında
    müştak : arzulu, çok istekli
    müteaddit : bir çok, çeşitli
    nail : erişme, kavuşma
    neşr : yayma, yayınlama

    netice : son, sonuç
    nevi : tür, çeşit
    nimet : iyilik, lütuf, ihsan

    Rabb-i Rahîm : sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan ve her şeyi terbiye ve idare eden Allah
    rıza-yı İlâhi : Allah’ın rızası
    sadakat : bağlılık
    salâbet : dinin emirlerini korumada ve uygulamada ciddiyet ve sağlamlık
    sebat : kararlılık, sabit olma
    semere : meyve, netice
    sıddık : çok doğru ve gönülden bağlı

    siyasî : siyasetle ilgili
    şeref : yükseklik, yücelik

    şükür : Allah’a karşı minnet duyma, teşekkür etme
    taarruz : saldırı, hücum
    tahkikî iman : araştırarak ve kesin delillere dayanarak elde edilen iman
    tahrikât : tahrik etme, kışkırtma

    tasallut : sataşma, ilişme
    tasdik : onaylama
    teâli : yükselme, yücelme
    tefrik : birbirinden ayırma

    tefsir : açıklama, yorum; Kur’ân-ı Kerimi açıklayan, yorumlayan kitap
    temin : sağlama
    Temyiz Mahkemesi : Yargıtay; alt mahkeme kararlarının doğru verilip verilmediğini incelemekle görevli üst makam
    terakki : ilerleme, yükselme

    tesirat : tesirler, etkiler
    teşvik : şevklendirme, cesaretlendirme
    vukuat : hadise, olay

    yektâ : tek, benzersiz
    zulmen : haksızlıkla, zulme uğrayarak
    zulüm : haksızlık, eziyet, işkence

    zulümat : karanlıklar



    DİVAN-I HARB-İ ÖRFÎ 2.3.İKİ MEKTEB-İ MUSİBETİN ŞEHADETNAMESİ(DEVAMI)
    MUKADDİME(DEVAMI)
    Şayet hapiste kalsam, böyle hürriyeti lâfızdan ibaret bulunan gaddar bir hükûmetin en rahat mevkii hapishane olsa gerektir. Mazlumiyetle ölmek, zâlimiyetle yaşamaktan daha hayırlıdır. Bunu da derim ki:

    Siyaseti dinsizliğe âlet yapan bazı adamlar, kabahatini setr için başkasını irtica ile ve dinini siyasete âlet yapmakla itham ederler. Şimdiki hafiyeler eskisinden beterdirler. Bunların sadakatine nasıl itimad olunur? Adalet onların sözlerine nasıl bina olunur?

    Hem de cerbeze ile, insan adalet yaparken zulme düşüyor. Zira insan kusursuz olmaz. Fakat uzun zamanda ve efrad-ı kesîre içinde ve tahallül-ü mehasinle tâdil olunan müteferrik kusurları cerbeze ile cem edip bir zaman-ı vâhidde bir şahs-ı vahidden sudurunu tevehhüm ederek şedid cezaya müstehak görür. Hâlbuki bu tarz, bir zulm-ü şedîddir.

    Şimdi gelelim on bir buçuk cinayetlerimin tâdâdına:

    BİRİNCİ CİNAYET: Geçen sene bidayet-i Hürriyette elli-altmış telgraf umum şark aşiretlerine Sadâret vasıtasıyla çektim. Meâli şu idi:

    “Meşrutiyet ve kanun-u esasî işittiğiniz mesele ise, hakikî adalet ve meşveret-i şer’iyeden ibarettir; hüsn-ü telâkki ediniz. Muhafazasına çalışınız. Zira dünyevî saadetimiz Meşrutiyettedir. Ve istibdattan herkesten ziyade biz zarardîdeyiz.”

    Her yerden bu telgrafların cevabı, müspet ve güzel olarak geldi. Demek vilâyat-ı şarkiyeyi tenbih ettim, gafil bırakmadım. Ta yeni bir istibdat onların gafletinden istifade etmesin. “Neme lâzım” demediğimden cinayet işledim ki, bu mahkemeye girdim.

    Lügatler :
    adalet : hak sahibine hakkını verme, haksızı terbiye etme ve cezalandırma
    aşiret : birlikte yaşayan, bir soydan gelen insanlar
    bidayet-i Hürriyet : Hürriyet’in başlangıcı; Meşrutiyet’in ilk yılları
    cem etme : bir araya getirme, toplama
    cerbeze : doğruyu yanlış, yanlışı doğru gösterecek derecede aldatma
    dünyevî : dünya ile ilgili
    efrad-ı kesîre : çok sayıdaki fertler
    gaddar : acımasız, çok zulmeden
    gafil : habersiz
    gaflet : habersizlik
    hafiye : gizli çalışan, casus
    hakikî : gerçek
    hürriyeti lâfızdan ibaret bulunma : hürriyetin yalnız sözde kalması, sözde hürriyet
    hüsn-ü telâkki etme : güzel ve doğru anlama, güzel bulup kabul etme
    irtica : gericilik
    istibdat : baskı
    itham etme : suçlama
    itimad olma : güvenilme
    kanun-u esasî : temel kanun, Anayasa; Sultan İkinci Abdülhamid’in emriyle hazırlanıp, 23 Aralık 1876’da kabul ve ilân edilen anayasa özelliğindeki kanunlar
    mazlumiyet : zulme uğramış olma, mazlumluk
    meâl : anlam, mânâ
    meşveret-i şer’iye : şeriattaki istişare, işlerin istişare (danışıp görüşme) yoluyla halledilmesi, İslâmın öngördüğü meşveret
    mevki : konum, yer
    muhafaza : koruma
    müspet : olumlu
    müstehak : hak eden, lâyık
    müteferrik : kısım kısım, farklı farklı, dağınık
    neme lâzım : “Bu işle ilgilenmem, bana ne, buna karışmam” anlamında bir ifade
    saadet : mutluluk
    sadakat : bağlılık, doğruluk
    Sadâret : Başbakanlık
    setr : örtme, gizleme
    sudur : çıkma
    şahs-ı vahid : bir tek şahıs, kişi
    şark : doğu
    şedid : şiddetli
    tâdâd : sayma, sıralama
    tâdil olunma : düzeltilme, ıslah edilme
    tahallül-ü mehasin : güzelliklerin araya girmesi
    tenbih : ikaz, uyarma
    tevehhüm : kuruntuya kapılma, sanma, zannetme
    vasıtasıyla : aracılığıyla, kanalıyla
    vilâyat-ı Şarkiye : Doğu illeri
    zâlimiyet : zâlimlik
    zaman-ı vâhidde : aynı anda, bir tek zamanda
    zarardîde : zarara uğramış, zarar görmüş
    zulm-ü şedîd : şiddetli zulüm

    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

  2. #532
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 106 + 1246

    Cevap: Kur'anı Risale-i Nur'dan öğrendim-1

    UNUTKANLIK İÇİN
    Hz. İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor:


    "Hz. Ali İbnu Ebî Tâlib (radıyallâhu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek: "Annem ve bâbam sana kurban olsun, şu Kur'an göğsümde durmayıp gidiyor. Kendimi onu ezberleyecek güçte göremiyorum" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ona şu cevabı verdi: "Ey Ebûl-Hüseyin! (Bu meselede) Allah'ın sana faydalı kılacağı, öğrettiğin takdirde öğrenen kimsenin de istifade edeceği, öğrendiklerini de göğsünde sabit kılacak kelimeleri öğreteyim mi?"

    Hz. Ali (radıyallâhu anh): "Evet, ey Allah'n Rasûlü, öğret bana!" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şu tavsiyede bulundu:

    "Cuma gecesi (perşembeyi cumaya bağlayan gece) olunca, gecenin son üçte birinde kalkabilirsen kalk. Çünkü o an (meleklerin de hazır bulunduğu) meşhûd bir andır. O anda yapılan dua müstecabtır. Kardeşim Ya'kub da evlatlarına şöyle söyledi: "Sizin için Rabbime istiğfâr edeceğim, hele cuma gecesi bir gelsin." Eğer o vakitte kalkamazsan gecenin ortasında kalk. Bunda da muvaffak olamazsan gecenin evvelinde kalk. Dört rek'at namaz kıl. Birinci rek'atte, Fâtiha ile Yâsin sûresini oku, ikinci rek'atte Fâtiha ile Hâmim, ed-Duhân sûresini oku, üçüncü rek'atte Fâtiha ile Eliflâmmîm Tenzîlü'ssecde'yi oku, dördüncü rek'atte Fâtiha ile Tebâreke'l-Mufassal'ı oku. Teşehhüdden boşaldığın zaman Allah'a hamdet, Allah'a senayı da güzel yap, bana ve diğer peygamberlere salât oku, güzel yap. Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar ve senden önce gelip geçen mü'min kardeşlerin için istiğfat et. Sonra bütün bu okuduğun duaların sonunda şu duayı oku:

    "Allahım, bana günahları, beni hayatta baki kıldığın müddetçe ebediyen terkettirerek merhamet eyle. Bana faydası olmayan şeylere teşebbüsüm sebebiyle bana acı. Seni benden râzı kılacak şeylere hüsn-i nazar etmemi bana nasîb et. Ey semâvât ve arzın yaratıcısı olan celâl, ikram ve dil uzatılamayan izzetin sâhibi olan Allahım. Ey Allah! ey Rahman! celâlin hakkı için, yüzün nuru hakkı için kitabını bana öğrettiğin gibi hıfzına da kalbimi icbâr et. Seni benden razı kılacak şekilde okumamı nasîb et. Ey semâvât ve arzın yaratıcısı, celâlin ve yüzün nuru hakkı için kitabınla gözlerimi nurlandırmanı, onunla dilimi açmanı, onunla kalbimi yarmanı, göğsümü ferahlatmanı, bedenimi yıkamanı istiyorum. Çünkü, hakkı bulmakta bana ancak sen yardım edersin, onu bana ancak sen nasib edersin. Herşeye ulaşmada güç ve kuvvet ancak büyük ve yüce olan Allah'tandır."

    Ey Ebû'l-Hasan, bu söylediğimi üç veya yedi cuma yapacaksın. Allah'ın izniyle duana icâbet edilecektir. Beni hak üzere gönderen Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun bu duayı yapan hiçbir mü'min icâbetten mahrum kalmadı."

    İbnu Abbâs (radıyallâhu anhüma) der ki: "Allah'a yemin olsun, Ali (radıyallâhu anh) beş veya yedi cuma geçti ki Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a aynı önceki mecliste tekrar gelerek:

    "Ey Allah'ın Resûlü! dedi, geçmişte dört beş âyet ancak öğrenebiliyordum. Kendi kendime okuyunca onlar da (aklımda durmayıp) gidiyorlardı. Bugün ise, artık 40 kadar âyet öğrenebiliyorum ve onları kendi kendime okuyunca Kitabullah sanki gözümün önünde duruyor gibi oluyor. Eskiden hadisi dinliyordum da arkadan bir tekrar etmek istediğimde aklımdan çıkıp gidiyordu. Bugün hadis dinleyip sonra onu bir başkasına istediğimde ondan tek bir harfi kaçırmadan anlatabiliyorum.

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu söz üzerine Hz.Ali (radıyallâhu anh)'ye: "Ey Ebû'l-Hasan! Kâbenin Rabbine yemin olsun sen mü' minsin!" dedi."

    [Tirmizî, Daavât 125, (3565)]

    Unutkanlıktan kurtulmak ve zekanın açılması için bu dua okunur.

    (Bismillahirrahmanirrahim),

    Ferdün, Hayyün, Kayyumun, Hakemun, Adlün, Kuddüsün. İyyake na'büdü ve iyyakenesta'in. İnna fetehna leke fethen mubina) Dokuz defa okunacak. (Ya kebirü entellezi la tehdil ukulü livasfi azameti.) Bin defa okunacak.

    Sonra evvela: (Subhane rabbiyel a'la.) denecek. Sonra, (Sübhane minennaril eflaki, biezkaril emlaki kema tüskinül arza biezkarizzakirine, kale li ezkari himiletin lil mahmuline, ve meskenetin lil miskinine, ve muherriketin lil mutehharrikine, sübhane men hüve külle yevmin hüve fi şe'nin.) okunacak.

    Bundan sonra ihtiyaç neyse o söylenecek ve şunlar okunacak:
    ( Ya ğıyasel müsteğisine vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim.

    Kaynak: Mecmuatül Ahzab
    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

  3. #533
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 106 + 1246

    Cevap: Kur'anı Risale-i Nur'dan öğrendim-1

    Bediüzzaman kimindir, nerenindir?
    27 Eylül 2011 Salı 06:15
    Gelecekte Ruslar Bediüzzaman’ı kendilerinden kabul edecekler ve herkesten çok sahip çıkacaklardır.
    ‘Bediüzzaman'ın Kosturma’daki yaşanmışlıkları Siirt'ten, Van'dan az değildir’ diye başlayacaklardır.
    Bir gün, Petersburg’ta Said'in romanı yazılacaktır mesela...
    Ya da Tiflis'in Said Nursi’nin hayatındaki öneminin Bitlis'ten az olmadığı anlatılacaktır.
    Selanik’teki ateşli konuşmasını bilen bir Selanikli tarafından Üstad tekrardan yaşatılacaktır. Oradaki yazıları, görüşmeleri, dostları O’nu kendilerinden kabul eden birileri tarafından tekrar destanlaştırılacaktır.
    Bir Suriyeli çıkıp ‘Bediüzzaman Şam’dadır, işte meşhur hutbesi’ diyerek Emevi Camii minberinden tekrar okuyacaktır.
    Herkesin sustuğu bir zamanda işgaline karşı canı pahasına çalıştığı, fethinin yıldönümünde gözü yaşlı olarak törenlerini izlediği İstanbul’u Yuşa tepesinden tekrar seslenecektir, bütün Said’lere...
    Eskişehir, Almanya, doğu Avrupa, Varşova, Sofya, Kastamonu Bediüzzaman'ı tekrar sahiplenecek ve kendi mekanlarında Tarihçe-i Hayatını yeniden yazacaklardır.
    “İlk meyve verdiği yer değil midir insanın memleketi?” diyecek Burdur ve tekrar bir Said anlatacaktır.
    Konya; iki kardeşini, asırlar öncesinden Celaleddin'i ve Abdülmecid’i sakladığı için hem şehri değil midir? Adına bir mezar taşını saklamaktadır.
    Isparta kahramanlarından biri de Said değil midir? Aslen Ispartalı olmasındır?
    Denizli, en sevdikleri hatta uğruna ölenleri barındıran, yerine geçenlerin memleketi değil midir?
    En çok Barla’yı özlemiştir... Ağacını, suyunu, denizini, gözyaşlarıyla suladığı tepebaşını...
    Urfa’da ölmeyi istemiştir, yıkılmış bir mezarı ki... Urfa’dır.
    Büyük inkılap başlarında misafir ettikleri Üstad’larını kendilerinden sayıp en kara haleti ruhiyede bir teselli bulmuştur, Ankara’da bir Said Nursi’dir.
    Bediüzzaman Said Nursi de, Veysel Karani, Yunus Emre ve peder-i manevisi İmamı Ali gibi, mezarı dahi belli olmadığından her yerde her gönülde misafirdir, gömülüdür; herkes sahip çıkabilir. Her yer kendinden bilebilir.
    Kısacası Bediüzzaman'ı Bitlis'li Said Nursi olarak görürseniz çok yanılırsınız.
    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

  4. #534
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 106 + 1246

    Abdülkadir Badıllı ağabey taburcu oldu

    Abdülkadir Badıllı ağabey taburcu oldu
    27 Eylül 2011 / 13:43
    Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden Abdülkadir Badıllı ağabey hastaneden taburcu oldu

    İbrahim Mert'in haberi:
    RİSALEHABER-Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden Abdülkadir Badıllı ağabey hastaneden taburcu oldu.
    Geçtiğimiz hafta Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi'nde fıtık ameliyatı olan Badıllı ağabey, doktorlar tarafından bugün taburcu edildi.
    Hastaneden çıktıktan sonra Risale Haber'e konuşan Badıllı ağabey, ağrılarının olduğunu ancak 10 güne kadar bunların da geçeceğini ifade etti.
    Abdullah Yeğin ağabeyle birlikte olan Badıllı ağabey kendisini arayan ve dua eden herkese teşekkür etti ve "dualara devam" dedi.
    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

  5. #535
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Nereden Yer
    diyar-ı gurbet
    Mesajlar Mesajlar
    133
    Blog Blog Girişleri
    28
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 52 + 363

    Cevap: Abdülkadir Badıllı ağabey taburcu oldu

    Allah abimizin yardımcısı olsun.....onu başımızdan eksik etmesin......amin..
    Yazar : Risale Forum
    imanın yeri kalptir;dimağ ise oluyor ma'kes-i nur-u iman.kalp ile vicdan ,mahalli-i iman.hads ile ilham,delil-i iman.bir hiss-i sadis; tarik-i iman.fikir ile iman,bekçi-i iman..
    sözler

  6. #536
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 106 + 1246

    risalearanın şifresi sorunu

    s.a. hocam bende risalaranın şifresini istiyrlar...........bende bilmiyorum kullanıcı adınıda bilmiyorum yard. olursanız ikide bir çıkıyor karşıma forumda dolaşırken........lütfen buna bir çözüm bulun..........
    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

  7. #537
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar Mesajlar
    1.164
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 390 + 29327

    Cevap: risalearanın şifresi sorunu

    Bende de var bu problem hocam.
    Yazar : Risale Forum
    *****
    Günahımı bildikçe acizliğimi biliyorum.
    Acizliğimi bildikçe kendimi biliyorum.
    Kendimi bildikçe Rabbimi biliyorum.

    *****

  8. #538
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 534 + 37872

    Cevap: risalearanın şifresi sorunu

    evet bende de var aynı problem.
    Nerde bu yönetimm
    Yazar : Risale Forum
    S-Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?
    C-
    Doğruluk.

    S-Daha.
    C-
    Yalan söylememek.

    S-Sonra.
    C-
    Sıdk,sadakat,ihlâs,sebat,tesanüddür.

    NOT : Anlamını bilmediğiniz kelimelerin üzerine çift Tıklayınız..

  9. #539
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.235
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61900

    Cevap: risalearanın şifresi sorunu

    Sorun giderildi..
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  10. #540
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2011
    Mesajlar Mesajlar
    1.253
    Blog Blog Girişleri
    548
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 106 + 1246

    Cevap: risalearanın şifresi sorunu

    sağolun abim ALLAH RAZI OLSUN İNŞ..........
    Yazar : Risale Forum
    Muvakkat lezzetten ziyade, muvakkat eleme tebessüm etmeli; hoş geldin demeli. Geçmiş lezaiz, ah vah dedirtir. "Ah!" müstetir bir elemin tercümanıdır. Geçmiş alam, "Oh!" dedirtir. O "Oh" muzmer bir lezzet ve nimetin muhbiridir.Nisyan dahi bir nimettir. Yalnız her günün alamını çektirir, müterakimi unutturur. (Bediüzzaman Said Nursi - Hakikat Çekirdekleri'nden 90-91)

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •