Fikirlere Kapı Açmak

Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne..[1]

İnsan, BilmediğiVe Yetişmediği ŞeyeDüşmandır.[2]

Cehalet ağanın, inad efendinin, garaz beyin, intikam paşanın, taklit hazretlerinin, mösyö gevezeliğin taht-ı riyasetlerinde insan milletinden menba-ı saadetimiz olan meşvereti inciten bir cemiyettir.[3]

Hakikaten insanın bilmediği şeye düşman olması fıtratına müdahaleler neticesinde olmaktadır.Yalnızlık zahirde sessizliktir; ama o sessizlik değildir. Çünkü insan sessizliklen ürkmekte, korkmaktadır. Yalnızlık bu haliyle sessizlik olarak mana yükleyip bakarsak. Ecnebilik yani yabancı kalmaktır. Bir yerin yabancısı olmak kadar kötü bir şey yoktur. Çünkü herkes ve her şey insana veya insan hepsine yabancı kalıyor.

Yalnızlığın/sessizliğin ürpertisini bazen insan iliklerinde bile hissetmektedir. Bu sessizliği bozmak için yalnız kalan ya müzik dinlemekte ya tv izlemekte ya ıslık çalmakta yani sessizliği bozmaya çalışmaktadır. Biz nur talebeleri ise hemen her imkanda okumakta tefekkür treniyle mana aleminin inceliklerine derinlerine yolculuğa çıkmaktayız.

Bu seyahatta aldığımız incileri nazarlara arz etmeye umuma göstermeye ihtiyaç vardır.Anladığımız mana incilerini başkalarına göstermekle hem başkalarının fikrini nurlandırır hemde manalarımızı göstermekle o tezgahtarlık vazifesinden haz alabiliriz. İnsan odun gibidir bir odunun tutuşup tüm odunları yakması nurlandırması gibi fikir teati alışverişverişlerinden hem kendisi şevk ile yanar yanmaya devam eder hem de başkalarını yakar bu yakmakyla umumi bir nur hasıl olur açığa çıkar.

Nurlandırma vazifesinde imkanı olupta yapmayanlar: hayat ve hizmet-i nuriyede inkısar-ı hayale, şevksizliğe, hizmetten çekilmeye, malumatı kendisine yük olmasına, evham ve vesveseye.. maddeten ve manen mübtela olmaya mahkumiyeti iki kerre iki dört eder katiyetindedir.

Burada bir manayı anlayan anlamış olan kimseye düşen ise: “Efkâr için kapıları açmak, duhûle davet etmek lâzımdır.”[4] Yani fikirlerin ve fikirlerle insanların terakki etmesi için insanları sağlam bir hakikate davet etmek lazımdır. Bir nevi tezgahtarlıktır desek yeridir. Hakikattir hakikat ise daima duracak değişmeyecek doğru manasındadır. İnsanları hakikate ilme terakki ettirmekle vazifeli olan tezgahtarlar bunun için meşru olan yolları kullanmalıdır. Ama ilmi ve hakikati rencide ederek ilimle hakikati insanların seviyesine indirmek hatadır. Çünkü takva ile amel etmeyen ruhsat/fetva ile amel ederse bunun ardından gelen kimseler bu fetvayı da tahfif ettirmek isteyecektir. Risale-i Nuru Sadeleştirmekte ilmi tenzil etmekten başka bir şey değildir.

O halde bizler her daim tekemmülatımız için malzemeleri arının bal için malzeme yapması gibi toplayıp iman balını yapmakla mükellefiz. Eğer insan delik olan araba deposunu tamire uğraşmazsa yolda kalması kaçınılmazdır. Ahiret yolunda iman depomuzun delikleri olan günahları izale edip kapatmazsak gideceğimiz yolda kalırız.

Tekemmülat malzememizi an-ı seyyalede en kısa sürede tamamlayıp imanın zirvesine çıkmak elzem-ül elzemdir.

Kim tevfiki sterse, âdetullah ve hilkat ve fıtrat ile aşinalık etmek ve dostluk etmek gerektir. Yoksa, fıtrat tevfiksizlikle bir cevab-ı red verecektir. Cereyan-ı umumî ise, muhalif harekette bulunanları adem-âbâd hiçahiçe atacaktır. İşte buna binaen temaşa et.[5] Maksadımız muvaffak olmaksa kainatın sahibi Allah’ın koyduğu kanun ve kaidelere uymamız gerekmekteyiz. Eğer bu kaidelere uyarsak muvaffak uymazsak muvaffakiyetsizlikle cevap alırız.

Yahu.. ey birader! İnsaf mıdır, taharri-i hakikat böyle midir ki: Sen irşad-ı mahz ve ayn-ı belâgat ve hidayetin mağzı olan şeyi, irşada münafî ve mübayin tevehhüm edesin? [6] İnsaf mıdır ki hakikatleri ararken, tamamen hidayetin içi özü olan.. ve mukteza-i hal’e mutabık hareket etmek olan belagata zıt ve uygunsuz harekete hizmet veya irşad densin? Ve halis hidayetin tarzına bu zamanda olmaz demek makul değildir.

Selam ve Dua ile
Muhammed Numan ÖZEL

[1]Muhakemat ( 62 )
[2] Sözler ( 51 & 69 )
[3]Münazarat ( 13 )
[4]Muhakemat ( 161 )
[5]Muhakemat ( 152 )
[6]Muhakemat ( 161 )