Risale-i Nur Nedir?


Risâle-i Nûr Bütün safahatında, mebâhisinde nizâm ve intizâm-ı kâinâtın âyinesinde İsm-i Hakem ve Hakîm'in cilveleri olan hikmet-i kudsiyyeyi ve hikemiyât-ı Kur’-âniyyeyi ders veriyor. 1.Ş: 700
Risâle-i Nûr ile meşgûl olanlarda, sıkıntı hastalığı ya yok veya pek azdır. K: 249
Risâle-i Nûr Dünya İşlerine âlet olamaz, dünya işlerinde siper edilmez. K: 262
Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Mû’ciz-ül Beyân'ın semâvî ve kudsî hakâikının tereşşuhâtı dır. İ: 225
Risâle-i Nûr tahkikî îmân dersleri verir. Şâkirdlerini her türlü fenâlıktan alıkoyar. Kalblere doğruluk aşılar. İ: 227, mücevherât-ı Kur’âniyye hakîkatlarının sergisidir, pazarıdır. Bu ulvî pazarda herkes istediği gibi ticaret yapar. Uhrevî, ma’nevî zenginliklere mazhâriyeti te’min eder. İ: 228
Risâle-i Nûr îmân-ı Billâh ile tevhidi en yüksek derecede, aynelyakîn ve hakkalyakîn bir sûrette göze gösterip bütün letâifi a’zamî derecede doyurmasıyla îmânı taklîdden kurtarıp, derece-i tahkike yükseltir. İ: 227
Risâle-i Nûr Kur’ân’ın bu asırda en yüksek ve en kudsî bir tefsîridir. hakîkatları semâvî¬dir, Kur’ânîdir. O halde Kur’ân okundukça, o da okunacaktır. İ: 228
Risâle-i Nûr vatan ve millet ve âsâyiş menfaâtinde en kuvvetli ve sağlam ve hakîkat li bir rehber dir. Tr: 75, ayn-ı rahmettir. O.L: 117, Kur’ân’ın malıdır. Tr: 69
Risâle-i Nûr Hâlık-ı Kâinâtın ism-i âzâmına mazhâr ve bütün esmâsının tecellî ettiği âyine olmuş. Merâtib-i Cemâl ve Kemâl, tamâmen o ma’nevî yüzde derc edilmiş. O yüzde nakşedilmiş bildiğimizden; insanîyetin, fıtratı icâbı nûrlarla alâkadarlığı kışırda, zâhirde, kabukta değil belki rûhun, kalbin, aklın ve bü¬tün hissiyât ve letâifin derinliklerinde kök salmış olduğuna hükmediyoruz. Ve şübhesiz öyledir. Tr: 125, îmân nûrlarının toplanmış hazînesidir. Tr: 125
Risâle-i Nûr İslâmiyyet aleyhinde bin seneden beri terâküm etmiş bütün i’tirâz ve şübhelere topyekûn iskât edici cevâblar veren ve ma’nâ-yı zâhirîsi şimdiki fenne mutâbık gelmiyen müteşâbihat-ı Kur’âniyye ve hadîsiyenin altındaki, ehl-i aklı hayrette bırakan i’câzın lem'alarını göstererek vâki şübhe ve ev¬hâmları tardeden Kur’ân’ın elinde bir elmas kılınçtır. Ko: 61, Kur’ân-ı Kerîm'in nûrlarından ve mû’cizelerinden geldiğine, Hakkın ilhâmı, Hakkın dili olup O’nun emri ve O’nun izni ile yazıldığına ve yazdırıldığına, artık şek şübhe yok tur. Ko: 83
Risâle-i Nûr en hikmetli ve tılsımlı, nazlı ve niyâzlı, ma’nidâr ve münif ve müessir ve müsmir, matlûb ve mahbûb bir vird olmağa lâyık ve sezâ dır. Ko: 91
Risâle-i Nûr bir eser-i zekâ ve dirâyet değil, belki Kur’ânî bir hârika ve kerâmettir. Ko: 95
Risâle-i Nûr ahlâksızlık girdâblarına batmakta olan cem'iyet gemisini selâmetli ahlâk sahiline çıkarmak ve onu kurtarmak için telif edilmiştir. Ko: 173, yirminci ilim asrının Kur’ân-ı Kerîm tefsîridir. Bunu dikkatle okuyan, bir müslümansa taklîdî îmândan kurtuluyor. Ecnebi ise, hidâyete kavuşuyor. Ko: 176
Risâle-i Nûr kararan kalbleri hidâyet nûruyla aydınlatan ve biz bîçareleri zulmetten nûra, dalâletten hakîkata, dünya ve âhirette saâdet ve selâmete kavuşturacak bir mürşid-i ekmel ve mürebbî-i a’zamdır.Hn: 140, her şey’den önce insanlara bir ders-i ibret veriyor. Âhiret fikrini, hesâb ve kitâb hissini ihyâ ediyor. Daha dünyada iken ehl-i saâdet ve ehl-i dalâletin menzillerini tâyin ediyor. Hn: 142
Risâle-i Nûr yer yüzünde emsâline rastlanmayan ve bundan sonra dahi rastlanmasına imkân olmayan bir derya-yı îmân ve bir tevhid hazînesidir. Hn: 139
Risâle-i Nûr âb-ı hayat tereşşûhâtını ve şuâlarını, kararan rûhlara akıtmakla, içerisinde yaşadığımız asırda ve gelecek devirlerde insanîyete "Vazîfene!" diye sesle¬nen İlâhî bir muallimdir. Hn: 144, Kur’ân’ın malıdır ve tefsîridir. S.T: 12
Risâle-i Nûr Kur’ân'ın âyinedârlığını yaparak biz avâmlara da bu kitâbın Allah kânûnu olduğunu ve ancak bu kânûnun ebedî saâdete götüren bir rehber bulundu¬ğunu apâşikâr gösteriyor. Hn: 145, Esmâ-i Hüsnâ içinde İsm-i Nûr, İsm-i Hakîm ve İsm-i Bedî’in maz-hârıdır. Zâhirinde, tarz-ı beyânında İsm-i Bedîin cilvesi görünüyor. O.L: 635, gizlenir, fakat sönmez ve söndürülmez. O.L: 633
Risâle-i Nûr bütün ulûmun hazînesi olan Kur’ân-ı Mûciz-ül Beyân’ın bir şûle-i i’câzıdır. O.L: 636, âhir zaman’da Kur’ân’a çelik bir sûr ve parlak bir yıldız dır. O.L: 637
Risâle-i Nûr bu zamanda, îmân ve Kur’ân hizmetinde Hazret-i Ali’nin (R.A.) nazarına çarpacak en ehemmiyetli bir hâdisedir. O.L: 650, şems-i Kur’âniyyenin ziyâsın-daki elvân-ı seb’ayı ve o güneşteki renk renk, çeşid çeşid yedi nûru birden âyinesinde temessül ettirdiğinden, İnşâallah yedi cihetle şerîf ve kudsî ve yedi Mesnevî kadar ehl-i hakîkata bâki bir reh¬ber ve bir mürşid olacak. O.L: 678
Risâle-i Nûr en mübârek bir mürşid-i a’zam gibi himmet-i nâmütenâhîsiyle, en mühim bir kuvve-i dâfia olarak, vücûd mülkünden nefs-i emmâre ve hevâ şerlerini def' ve tardederek, aşılmaz ve yıkılmaz bir sedd-i Kur’ânî ve bir sedd-i îmânî te’sis ediyor. Ni: 165, nebâtâtın hattâ cemâdâtın dahi lisân-ı halleriyle olan tesbîhâtını, kâinâtın medâr-ı mefhâreti olan lisân-ı Âdem’le beyân ederek Hâlık-ı Kâinât'a takdim etmesinden bütün mahlûkât ve bütün zîrûh ile de yakînen alâkadar ve münâsebettârdır. Ni: 166
Risâle-i Nûr ma’lûm Sözleriyle ve bütün eczâlarıyla cadde-i kübrâ-yı Kur’âniyyeyi gös¬termesi i’tibârîyle, kemâlin hadd-i kusvâsına îsâle vesile olduğu gibi mâyesi harc-ı Kur’ânî ile müzeyyen dir. Ni: 168
Risâle-i Nûr kendi şâkirdleriyle kopmaz bir zincir, bir habl-ül metin vasfına tam lâyık olarak, bu dehşetli asrın savletli bid'alarına karşı emsâlsiz bir kahramanlıkla göğüs gererek pişvâ-yı Âlem-i İslâm olmuş tur. Ni: 173
Risâle-i Nûr bu asırdaki insanları saâdete kavuşturacak, onları aklen ve kalben iknâ ede¬cek eser dir. Ni: 180, îmân ve irfan ağacının en son ve en nefis meyvesi dir. Ni: 168, Kur’ân-ı Kerîm’in hakîkî ve parlak bir tefsîri dir. Ni: 178, bu zamanı tenvir eden bir mû’cize-i ma’neviye-i Kur’âniyyedir. K: 10
Risâle-i Nûr yirminci asrın Müslümanlarını ve bütün insanları, koyu fikir karanlıklarından ve müthiş dalâlet yollarından kurtarmak için müellifin kendi ihtiyârıyla de¬ğil, bir ihsân-ı İlâhî olarak yazılmış olan ilhâmî bir eserdir. Ni: 182
Risâle-i Nûr başka kitâblar gibi yalnız ilim vermiyor. Onun ma’nevî dersi de vardır. Ni: 188, Kur’ân-ı Hakim’in hakîkî ve berrâk ve parlak bir tefsîri dir. Ni: 190
Risâle-i Nûr bu gün, içtimâî dert ve yaralarımızı halledip tedâvi edecek en esâslı ve en te’sîrli faktör ve nizâmı hâvi olan bir hakîkat kaynağıdır. Ni: 197
Risâle-i Nûr efkâr-ı âmme-i milletin arkasındaki hissiyât-ı İslâmiyyenin mâdeni olan -herkesin kalbindeki şefkat-i îmâniye olan- envâr-ı İlâhînin lemeâtının ictimâ’larından ve hamiyet-i İslâmiyyenin şerârât-ı neyyirânesinin imtizâ¬cından hâsıl ol muştur. Mü: 9, yaralanmış tâlib-i hakîkatı kısa bir zamanda tedâvi ettiği gibi, ehl-i ilhâd ve dalâleti de tam ilzâm ve iskât ediyor. Ms: 8
Risâle-i Nûr dâhilî nefs ve şeytanla mücadeleye bedel, hâriçte muhtâç mütehayyirlere ve dalâlette giden ehl-i felsefeye karşı, geniş ve küllî mesnevîler hükmüne geç miştir. Ms: 8, hem enfüsî, hem ekseri cihetinde turuk-u cehriye gibi âfakî ve hâricî dâireye bakıp ma’rifetullaha geniş ve her yerde yol açmış dır. Ms: 8, bu asrın ehemmiyetli ve ma’nevî ve ilmî bir mürşidi dir. K:10
Risâle-i Nûr hükemâ ve ulemânın mesleğinde gitmeyip, Kur’ân’ın bir i’câz-ı ma’ne-vîsiyle, her şey’de bir pencere-i ma’rifet açmış; bir senelik işi bir sa¬atte gö-rür gibi Kur’ân'a mahsûs bir sırrı anlamıştır ki, bu dehşetlı zamanda hadsiz ehl-i inadın hücûmlarına karşı mağlûb olmayıp galebe etmiş dir. Ms: 8
Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Kerîm'in i’câz-ı ma’nevîsinin bir cilvesidir ve temsilât-ı Kur’âniy-yenin bir temessülüdür ve in'ikâsıdır. 28.M: 373
Risâle-i Nûr Mütekellimîn (ve) Vahdet-i Şuhûd ve Vahdet-i Vücûd meşreb(lerin)den hâriç bir Cadde-i Kübrâyı, Kur’ânda gösteriyor (ve) onun şiârı olarak "Lâ ma’bûde illâ hu", "Lâ maksûde illâ hu" diyor. 26.M: 333
Risâle-i Nûr şimdiye kadar hiç kimsede, sû'-i te’sîr ve aks-ül amel ve tahdiş-i ezhân gibi bir zarar verme mişdir. 28.M: 374, Kur’ân’ın bir nev’i tefsîri dir. 28.M: 371
Risâle-i Nûr Kur’ân'ın bir ma’nevî mû’cizesi olarak îmânın esâsâtını kurtarıyor. K:11
Risâle-i Nûr mevcûd îmândan istifade cihetine değil, belki çok deliller ve parlak bürhânlar ile îmânın isbâtına ve tahkikine ve muhâfazasına ve şübehattan kurtarmasına hizmet ediyor. K:11, herkese bu zamanda ekmek gibi, ilâç gibi lüzûmu var olduğunu dikkatle bakanlar hükmediyorlar. K: 11
Risâle-i Nûr akıl ve kalbin ittihâd ve imtizâcı ve rûh vesâir letâifin teâvünü ayağıyla ha¬reket ederek evc-i a'lâya uçar. K: 12, taarruz eden felsefenin değil ayağı, belki gözü yetişmediği yerlere çıkar; hakâik-i îmâniyeyi kör gözüne de gös-terir. K: 12, İnşâallah Küre-i Arz'ı ışıklandıracak bir sirâc-ı nûrânîdir. K: 45
Risâle-i Nûr gittikçe parlak, hârikâne fütûhât-ı îmâniye yapar. Kendi kendine İnşâallah her görenin kalbinde yerleşir. K: 15, her vakit inâyete mazhârdır. K: 16
Risâle-i Nûr îmânı tehlikeye ma’rûz her adama, bütün küre-i arzın saltanatından daha fâideli bir saltanat, bir fütûhât kazandırır. K: 22
Risâle-i Nûr geniş dâirede belki siyâset âleminde gelecek mes’ûdane ve dîndârâne hâletlerin ve vaz’iyetlerin mukaddimesi ve müjdecisidir. K: 26
Risâle-i Nûr küllî bir tahribâtı ve İslâmiyyeti içine alan, dağlar büyüklüğünde taşları bu¬lunan bir muhît kal'ayı tâmir ediyor. K: 30, bu zamanın bir mürşididir. K: 31
Risâle-i Nûr gıdâ gibi her zaman ihtiyâç tekerrür ettiği gibi, o da mütâlâasını tekrar eder. K: 54, îmânın hadsiz mertebelerinde terakkiyât ve inkişâfâta medârdır. K: 30, mürşidim ve rehberim ve büyük üstâdımdır (Nazif Ağabey). K: 41
Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Azîmüşşân'ın hakâik-i îmâniyesinin bürhânları ve hüccetleri oldu¬ğundan ve Kur’ân’ın hıfz ve kırâetine vâsıta ve vesile ve hakâikını tefsîr ve îzâh olduğu cihetle, Kur’ân hıfzıyla beraber ona çalışmak elzemdir. K: 73
Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Hakîm’in bu zamanda bir mû’cize-i ma’neviyesi dir. K: 146
Risâle-i Nûr Hakâik-i İslâmiyyeye dâir ihtiyâçlara kâfi geliyor, başka eserlere ihtiyâç bırakmıyor. K: 77, Kur’ân'ın bir mû’cize-i mânevîsidir. K: 85
Risâle-i Nûr sefine-i Nuh gibi Anadolu'yu Cebel-i Cûdi hükmüne getirip, küre-i arzın yangınından ve tûfânından kurtulmasına bir sebebdir. K: 131
Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Mübîn’in nûrunu ve hidâyetini neşreden bir kitâb-ı mübîndir. K: 188
Risâle-i Nûr tarîkat değil, hakîkattır. K: 202, mükemmel bir me'haz dir. K: 56
Risâle-i Nûr Âyât- Kur’âniyyeden tereşşuh eden bir nûrdur. K: 202, îmân kurtarıcı dır. K: 235, ehl-i dalâletin boğulduğu en son ve en geniş kâinât perdelerinin arkasında, envâr-ı tevhidi gösterir. K: 232, bizim her derdimize ilâç tır. K: 249, dostlara tiryak olduğu gibi düşmanlara da sâikadır. K: 217
Risâle-i Nûr ne şarkın ulûmundan ve ne de garbın fünûnundan alınmış değildir. K: 202
Risâle-i Nûr ehl-i gaflet ve ehl-i dalâletin altında saklanmak istedikleri perdeleri yırtıyor . Kâinâtı, enva'ıyla pamuk gibi hallaç ediyor, taraklar ile tarıyor. K: 231
Risâle-i Nûr Arş-ı A’zam'la bağlı olan Kur’ân-ı Azîmüşşan ile bağlanmış bir hakîkî tefsîr¬dir. K: 247, mübârek ve nihâyetsiz ve envâ-i türlü meyvedâr ve çiçekdâr bir bahçedir. Gm. 2; 49, ehl-i îmânı bir nev’i liva-i Ahmedî (A.S.M.) altında topluyor, tefrikadan kurtarıyor, kuvvetleştiriyor. O liva-i Ahmedî (A.S.M.) Barla’da açılmış ve kemâl-i hikmetle muhtelif yerlerde bulundurulmuştur. Gm. 2; 109, zulmetin pek şiddetli ve sisli, yakıcı dehşetine karşı sönmeyen ve gittikçe zulmeti yararak dünyayı ziyâlandırmaya çalışan (eserdir). G.M.1: 24, Kur’ân-ı Hakîm'in bir hakîkatının bir tefsîridir. Em.2: 151
Risâle-i Nûr Hak ve hakîkatte yanılmayan ve Kur’ân’ın hukûkunu emrolunduğu gibi te’vilsiz muhâfazaya çalışan (eserdir). G.M.1: 26
Risâle-i Nûr yerin yüzünü yakıp, çok çiçekleri kurutan zındıka nârını, İsm-i A’zamın; kibriyâlı, azametli nûriyle ve İsm-i Rahmân ve Rahîm’in şefkatli ve re’fetli tecellîsinden nebeân eden âb-ı hayat ile söndüren ve yanan yerlerde kuruyan nehiò ve bağ çiçeklerine mukâbil, dağlarda ve kırlarda semâ yağmuru ve rahmetiyle harârete mütehammil ve şiddet-i bürûdete dayanıklı çiçekleri ye¬tiştiren (eserdir). G.M.1: 25, şu dehşetli, görülmemiş asrın bid’a-kâr savletlerine karşı bir sedd-i Kur'ânî ve bir seyf-i îmânî dir. G.M.1: 78, Kur'ân-ı Mû’ciz-ül Beyân’ın i’câz-ı ma’nevîsinden süzül müştür. GM.1:78
Risâle-i Nûr şems-i Kur’ân’ın ziyâsındaki elvân-ı seb’ayı ve o güneşteki renk renk ve çeşid çeşid yedi nûru birden âyinesinde temessül ettir miştir. G.M.1: 30
Risâle-i Nûr âfâk-ı beşerîyyete rûhânîyyât ve melekûta inciler yağdırıyor ve o seyf-i muallâ öyle semâvî bir kılınçtır ki, Hâlık-ı Kâinâtın mevcûdâttaki esmâsının tecellîyâtını inkâr eden dumanlı, sarhoş ve zehirlenmiş kafaları ma’nen uçu¬ruyor. G.M.1: 78, şâfi-i necâtdâr-ı âmân ve şehnâme-i irfân-ı zaman ve bİlûr-u hikem, şâh-ı beyân dır. G.M.1: 78, ilhâm-ı semâvî dir. G.M.1: 78
Risâle-i Nûr Nûr-u düder-i bâr-ı semâvî ve tılsım-ı küşâ esrâr-ı semâvî dir. G.M.1: 78
Risâle-i Nûr kenz-u kerâmet-i muallâ ve lem’a-i Kur'ân-ı mücellâ dır. G.M.1: 78, lâtif muallâ-yı kerâmet ve mahz-ı kerem ve mahz-ı hidâyet dir. G.M.1: 78
Risâle-i Nûr kâinât âleminin tılsımlarının keşşâfı olmak haysiyyetiyle, Esmâ-ı İlâhîyyenin tecellîyâtını ve sıfât-ı Rabbânînin cilvelerini keşfederek, Kur’ân-ı Mûciz-ül Beyân’ın esrâr-ı kudsîsini halleden ve Mûcizât-ı Ahmediyyenin (A.S.M.) ve Ehâdîs-i Nebevîyyenin (A.S.M.) hikmetlerini şerheden (eserdir). G.M.1: 79
Risâle-i Nûr ins ve cinnin âlimlerine ve şu muzlim, dehşetengiz asrın sâkinlerine bir hediyye-i Rahmân, bir Mu’cize-i Kur’ân ve gönüllerde canân bir hutbe-i şâh-ı beyân dır. G.M.1: 79, bir vâris-i Peygamberî, dellâl-ı Kur'ân, bir hâdim-i îmân ve bir vekil-i Nebiyy-i Zîşân dır. G.M.1: 80
Risâle-i Nûr doğrudan doğruya Kur’ân-ı Mû’ciz-ül Beyân'ın i’câz-ı ma’nevîsinden süzü¬len ve çıkan ve tevellüd eden (eserdir). Em.2: 134
Risâle-i Nûr doğrudan doğruya hakîkî bir tefsîr-i Kur’ânîdir ve Kur’ân’ın malı ve lemeâtıdır Em.2: 134, nûr-u ayn ve sürur-u rûh ve gıdâ-i kalb dir. Em.2: 149, Kur’ân-ı Hakîm'in ma’nâsı ve hakîkatlı tefsîri dir. Em.2: 152
Risâle-i Nûr âsâyişin temel taşına hizmet eden bir sadaka-i makbûle hükmündedir. Maddî ve ma’nevî tehlikelerden bu memleketi muhâfazaya vesile olduğu tahakkuk eden bir hakîkat-ı Kur’âniyyedir. Em.2: 180
Risâle-i Nûr bu zamanda bir mû’cize-i Kur’âniyye ve bu vatan ve millet için bir vesile-i def'-i belâ dır. Em.2: 179, Kur’ân-ı Hakîm'in tefsîridir, ma’nâsıdır. Em.2: 133, bu vatanın belâlardan muhâfazası için bir kat'î vesiledir. E: 25
Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Hakîm'in hakâik-i îmâniyesini tefsîr eden ve bütün mes'elelerini fünûn-u aklîye ile ve delâil-i mantıkıye ve müsbete ile tesbit ettiren ve mâkulâtla ders veren (eserdir). Em.2: 192, ma’nevî tâmirci bir atom bombası olarak, bu dalâlet cereyânına mukabele edebilir ve etmiştir. Em.2: 196, ihsân-ı İlâhî ile, başka ilimler gibi meşakkatli derslere muhtâç değil dir. Em.2: 226, Hakâik-i Kur’âniyyenin lemeâtı dır. Em.2: 196, Kur’ân’ın malıdır ve tefsîridir. E: 61, Risâle-i Nûr talebelerine hakîkat-ı kıble-i îmândır. E: 100
Risâle-i Nûr yalnız ve yalnız Kur’ân’ın bu zamana tam muvâfık bir tefsîri dir. Em.2: 239- E: 13, tahribâtçı cereyânı durduran Kur’ânî ve îmânî bir seddir. Em.2: 196
Risâle-i Nûr dînin, şeriatın ve Kur’ân'ın yüzden ziyâde tılsımlarını, muammâlarını hall ve keşf (etmiştir). E: 47, bu asrı ve istikbâli kendi ile meşgûl edecek bir hakîkat-ı Kur’âniyyedir ve ehl-i îmân elinde bir elmas kılınçtır. E: 47
Risâle-i Nûr adâlet-i hakîkiye ile bu asırda insanları mes’ûd edebilir bir istidâdda dır. E: 73, milyonlar elektrik kuvvetinde bulunan bir hakîkat güneşi dir. E: 131
Risâle-i Nûr hem kerâmetlidir, hem tarîkatlardan ziyâde îmân hakîkatlarının inkişâfında terakki veriyor. E: 86, nûrdan bir ibrişimdir ki, kâinât ve kâinâttaki mevcûdâtın tesbîhâtları onda dizilmiştir. E: 97, hastalara şifâhâne-i hikmet ve mâ-i zemzem, sağlara maîşet-i hakîkat ve rîh-ı reyhân ve misk-i anberdir. E: 98, ilm ü ma’rifet bahrinde dürr-i yektâ-yı mercândır. E: 100
Risâle-i Nûr âhize ve nâkile ile mücehhez bir radyo-yu Kur’âniyyedir ki onun tel ve lâm¬baları, âyine tel ve bataryaları hükmündeki satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizâmkârâne ve îcazdârâne bastedilmiştir ki yarın her ilim ve fen adamları ve her meşreb ve meslek sâhibleri ilim ve iktidârları mikdârında âlem-i gayb ve âlem-i şehâdetten ve rûhâniyât âleminden ve kâinâttaki cereyân eden her hâdisâttan haberdâr olabilir. E: 97, mü'minlere Kur’ân'dan hedâyâ-yı hidâyet, kevneyn–i saâdet, mazhâr-ı şefaât ve feyz-i Rahmân'dır. E: 97
Risâle-i Nûr kâinâta, bahârın feyzini veren bir âb-ı hayat ve ayn-ı rahmet ve mahz-ı hakî¬kat ve bir gülzâr-ı gülistândır. E: 97, hakâik-i Kur’ân ve mi’râc-ı îmândır. E: 97, kâfire hâzan, münkire tûfân, dalâlete düşmandır. . E: 97
Risâle-i Nûr Kur’ân ve Hadîs'ten sonra sertâc-ı evliyâ, sultân-ül eser ve zübdet-ül meâni ve atâyâ-yı İlâhî ve hedâyâ-yı Sübhânî ve Feyyâz-ı Rah-mânî'dir. . E: 98
Risâle-i Nûr bir bahr-ı hakâik ve bir sırr-ı dekâik ve kenz-ül maârif ve bahr-ül mekârimdir. E: 98, bir kenz-i mahfî ve bir sandukça-i cevher ve menba’-i envârdır. . E: 97, şems-i Kur’ândan akseden nûr-u irfândır. E: 100
Risâle-i Nûr Kur’ân semâlarından bir semâ-yı ma’neviyenin güneşleri, ayları ve yıldızla¬rıdır. E: 98, mev'ûd-u risâletten bizlere fazl-ı ihsândır. E: 100
Risâle-i Nûr kenz-i mahfîde muhît-i mekteb-i irfândır. Havâ-i zulmette işrâk eden şems-i tâbândır. Mişkât-ı misbâhtan menşûr-u hakîkat-ı Kur’ândır. E: 100
Risâle-i Nûr mev'id-i Ahmedî (A.S.M.) ve müjde-i Haydarî (R.A.) ve beşâret ve teâvün-ü Gavsî (K.S.) ve tavsiye-i Gazâlî (K.S.) ve ihbâr-ı Fârukî’dir (K.S.). E: 98
Risâle-i Nûr şems-i Kur’ân-ı Mû’ciz-ül Beyân'ın elvân-ı seb'ası, Risâle-i Nûr'un menşûr-u hakîkatında tam tecellî ettiğinden, hem bir kitâb-ı şeriat, hem bir kitâb-ı duâ, hem bir kitâb-ı hikmet, hem bir kitâb-ı ubûdiyet, hem bir kitâb-ı emr ü dâvet, hem bir kitâb-ı zikir, hem bir kitâb-ı fikir, hem bir kitâb-ı hakîkat dır. E: 98
Risâle-i Nûr bir kitâb-ı tasavvuf, hem bir kitâb-ı mantık, hem bir kitâb-ı ilm-i kelâm, hem bir kitâb-ı İlm-i İlâhîyat, hem bir kitâb-ı teşvik-i san'at, hem bir kitâb-ı belâ¬gat, hem bir kitâb-ı isbât-ı vahdâniyet muarızlarına bir kitâb-ı ilzâm ve iskâttır. E: 98, sultân-ül eser ve zübdet-ül meâni-i tefsîr-i Furkân'dır. E: 100
Risâle-i Nûr mevsim-i âsârda yektâ bir gülistândır. E: 100, her müşkilli halledebilir. E: 158, sefine-i necâtta sırr-ı menzile vusûle kaptândır. E: 100
Risâle-i Nûr ilm ü hakîkatta şu'ledâr mâhitâb-ı âhirzamândır. E: 100, Kur’ân-ı Mû’ciz-ül Beyân'ın bu zamana mahsûs bir i’câz-ı ma’nevîsidir. K: 202
Risâle-i Nûr mâsumlara bir öğüttür, gençlerin de rehberi dir. E: 101
Risâle-i Nûr Âlem-i İslâmın ve Asya kıt'asının hal-i hâzırdaki i’tirâz ve ittihâmını izâle ve eskideki muhabbet ve uhuvvetini iâde etmeğe vesile olan bir mû’cize-i Kur’âniyyedir. E: 102, küfr-ü mutlakın altı olan anarşilik ve üstü olan istibdâd-ı mutlakı esâsıyla bozar, reddeder. E: 126, Kur’ân’ın malı ve meâli dir. E: 162, mâden-i ma’rifet ve ibrâz-ı şefkatte ümm-ül enâmdır. E: 100
Risâle-i Nûr emniyeti ve âsâyişi ve hürriyeti ve adâleti te’min eder. E: 126
Risâle-i Nûr dünyada her cereyânın fevkinde bulunması ve umûmun malı olması cihe¬tiyle, bir tarafa tâbi' ve dâhil olmaz. E: 160, Kur’ân’ın bir mû’cize-i ma’nevîsi dir. E: 251, bir vesile-i def'-i belâdır; ta'tile uğradıkça, belâ fırsat bulup gelir. E: 172, medreseden çıkmış, ilim içinde hakîkata yol açmış dır. E: 129
Risâle-i Nûr ehl-i medresenin ve hocaların hakîkî malı dır. E: 182
Risâle-i Nûr bu zamanın müdhiş yaralarına tam bir ilâçtır. E: 211, ma’nevî bir güneştir. B: 34, küllî ma’rifetullah bürhânlarıdır. B: 8
Risâle-i Nûr gizlenmiyor ve başka kitâblara benzemiyor ve temellük edilmiyor, ne-rede bulunursa bulunsun, “ben Nûr'dan gelmişim" der. E: 258
Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Hakîm'in bir mû’cize-i ma’neviyesi ve bu zamanın dînsizliğine karşı ma’nevî atom bombası olarak solculuk cereyânlarının ma’ne-viyât-ı kalbiyeyi tahribine mukâbil, ma’neviyât-ı kalbiyeyi tâmir edip ferden ferdâ îmân-ı tahkikîden gelen muazzam bir kuvvet ve kudrete istinâdı okuyucula¬rın kalblerine kazandırıyor. B: 7, bu zamanda ehl-i îmân ve İslâm için ön plânda ele alınması îcâbeden, ehl-i îmân elinde ma’nevî elmas bir kılınçtır. B: 8, Kur’ân’ın hakîkî ve hakîkatlı ve kuvvetli bir tefsîri dir. E: 288
Risâle-i Nûr asrın idrâkine, zamanın tefehhümüne, anlayışına hitâb eden, ihtiyâca en mu¬vâfık tarzı gösteren, ders veren ve doğrudan doğruya feyz ve ilhâm tarîkıyla âyetlerin yıldızlarından gelen ders-i Kur’ânîdir. B:8
Risâle-i Nûr ihtiyâc-ı zamana göre her sınıf erbâb-ı din ve hattâ müfrit muannid olmamak şartıyla, dînsizleri bile ilzâm ve ikna' edecek derecededir. B: 37
Risâle-i Nûr bir kamer-i ma’rifettir ki, şems-i hakîkat olan Kur’ân-ı Mû’ciz-ül Be-yânın nûrunu istifâza eylemiş dir. B: 148, sirâcünnûr dur. 2.Ş: 6
Risâle-i Nûr Mû’cize-i Kübrâ-i Ahmediyye (A.S.M). olan Kur’ân-ı Azîmüşşan'dan nebeân et miştir.B: 303, ism-i Hakîm ve ism-i Rahîm'in mazhârı dır. 7.Ş: 170
Risâle-i Nûr cihâd-ı ma’nevî mübârezesinde büyük bir kahraman dır. 11.Ş: 271
Risâle-i Nûr bu asırda, bu tarihte bir "urvet-ül vüskâ"dır. Yâni, çok muhkem, kopmaz bir zincir ve bir "hablullah"tır. Ona elini atan, yapışan necât bulur. 11.Ş: 272
Risâle-i Nûr zelzele ve harb gibi belâların ref'ine bir sebeb dir. 13.Ş: 309
Risâle-i Nûr başka eserler gibi yalnız aklı ve kalbi değil, belki nefsi de ve hissiyâtı da musahhâr eder. 13.Ş: 324, Kur’ândan çıkan bürhânî bir tefsîr dir. 3.Ş: 81
Risâle-i Nûr doğrudan doğruya Kur’âna bağlanmış ve Kur’ân dahi Arş-ı A’zamla bağlıdır. Kimin haddi var, elini oraya uzatsın ve o kuvvetli ipleri çözsün. 14.Ş: 362, Kur’ân-ı Azîmüşşan'ın hakîkî ve kuvvetli bir tefsîri dir. 14.Ş: 376
Risâle-i Nûr bu asırda bu vatanda bu millete, yirmi seneden beri te’sîrini göstermiş büyük bir ni’met-i İlâhiyye ve sönmez bir mû’cize-i Kur’âniyyedir. 14.Ş: 376
Risâle-i Nûr Kur’ân’ın gâyet hakîkatlı bir tefsîri, yâni hakîkatlarının kuvvetli hüccetleri dir. 14.Ş: 396, Kur’ân’ın bu asırda bir mû’cize-i ma’neviyesi ve şimâlden gelen tehlikelere karşı bu millet ve bu vatanın bir kuvvetli seddi dir. 14.Ş: 396
Risâle-i Nûr zamanımızda Kur’ân-ı Hakîm'in mû’cize-i ma’neviyesinin bir âyinesi dir. 14.Ş: 398, hakîkat-ı Kur’âniyyenin bu asırda parlak bir mû’cize-i kübrâsıdır. 14.Ş: 484, Kur’ân’ın bu asırda bir mû’cize-i ma’neviyesinin bir âyinesi ve ondan tereşşûh etmiş bir tefsîri dir. 14.Ş: 407
Risâle-i Nûr yirminci asrın müslümanlarını ve bütün insanları koyu fikir karanlığından kurtarmak için müellifinin kendi ihtiyârıyla değil, büyük yaratıcımızın ihtâ¬rıyla yazılmış bir şâheserdir. 14.Ş: 444, bu vatanın bir medâr-ı rahâtı dır. 14.Ş: 514, bir ma’nevî mû’cize-i Kur’âniyye dir. 14.Ş: 452
Risâle-i Nûr emsâlsiz bir tarzda muannid feylesofları susturan bir ma’nevî tefsîrdir. 14.Ş: 516, Kur’ân’ın çok kuvvetli, hakîkî bir tefsîridir. 14.Ş: 515
Risâle-i Nûr Kur’âna mensûbiyeti ve has bir tefsîri cihetiyle ve bu i’tibârla semâvîdir, arşîdir. 14.Ş: 554, yüksek hakîkatlar hazînesi dir. 14.Ş: 551
Risâle-i Nûr en yüksek âlimler tarafından tasdik edilen ve en yüksek bir mertebe-i îmânî ve aşk-ı İslâmî kazandıran (bir tefsîrdir). 14.Ş: 554
Risâle-i Nûr bu asırda Kur’ân’ın bir mû’cize-i kübrâsı ve tefsîr-i nûrânîsi dir. 14.Ş: 556
Risâle-i Nûr Kur’ân’ın feyzinden fışkıran, îmân ve İslâmiyyet hakîkatlarını gâyet parlak bürhânlar ve hârika deliller ile isbât eden (bir Nûr-u Kur’ândır). 14.Ş: 557
Risâle-i Nûr Din-i İslâmın dâima insanların saâdet ve selâmetine vesile, sönmez ve sön¬dürülmez bir ma’nevî güneş olduğunu îzâh eden eşsiz bir Nûr-u Kur’ân dır.14.Ş: 557, bu asrın insanları olan bizler için yazdırılmıştır. 14.Ş: 547
Risâle-i Nûr İslâmiyyet güneşinin ta’rîfçisi ve tavsiyecisi ve hakâik-i îmâniyenin müjde¬cisi dir. 14.Ş: 559, Kur’ân-ı Mû’ciz-ül Beyân'ın i’câz-ı ma’nevîsinden fışkıran bir Nûr-u İlâhî dir. 14.Ş: 560, Kur’ân-ı Kerîm'in hakîkî bir tefsîri dir. 14.Ş: 574
Risâle-i Nûr hakîkî ve riyâsız bir dîn kitâbı ve Kur’ân tefsîri dir. 14.Ş: 564
Risâle-i Nûr Kur’ân’ın hakîkî bir tefsîri ve hakîkatının bir tercümânı ve mes'-elelerinin bürhânıdır. 1.Ş: 685, dînde bulunan yüzer tılsımları keşfetmiştir. 11.Ş: 271
Risâle-i Nûr bir cihette Cevşen’den feyz almış ve Cevşen’den tevellüd etmiştir. 15.Ş: 625, Âyât-ı Fürkâniyenin nükteleri ve ışıkları ve esâslı tefsîrleridir.7.Ş: 133
Risâle-i Nûr doğrudan doğruya Kur’ân-ı Hakîm'in bu zamanda bir nev’i mû’cize-i ma’nevîyesi olarak Rahmet-i İlâhiyye tarafından ihsân edilmiştir.1.Ş: 683
Risâle-i Nûr doğrudan doğruya menba’-i vahy olan Zât-ı Pâk-i Risâlet'in (A.S.M.) ma’nevî ilhâm ve telkinâtıdır. 15.Ş: 669
Risâle-i Nûr evliyâullahın âsârından ziyâde feyz-i envâr-ı Muhammedîyi (A.S.M.) hâmil dir. 15.Ş: 670, bu asırda bu tarihte bir urvet-ül vüskâdır. 11.Ş: 272
Risâle-i Nûr hiç bir eserin nâil olmadığı bir şekilde Hazret-i Kur’ân’ın füyûzâtına vâ¬ristir. 15.Ş: 670, çok muhkem bir zincir ve bir Hablullah’tır. 11.Ş: 272
Risâle-i Nûr felsefenin nazarında akıldan pek uzak mes'elelerini göz önünde gibi gâyet kolay ve ma’kûl bir tarzda ders vermek tedir. 15.Ş: 625
Risâle-i Nûr Kur’ân’ın bir tefsîri ve Kur’ândan mülhem bir tercüme-i hakîkîsi ve îmânın hüccetleri ve dellâlı dır. 8.Ş: 727, vahiy değil, ilhâm ve istihrâcdır. 1.Ş: 699
Risâle-i Nûr Kur’ân’ın hakâikını o derece mahz-ı hak ve ayn-ı hakîkat olduğunu isbât etmiş ki, bu zamanın dînsiz feylesoflarını tam susturuyor. 1.Ş: 699
Risâle-i Nûr îmân-ı Billâh’ın Kur’ânî bürhânlarından bu zamanda en nûrânîsi ve en kuv¬vetlisi olduğu tahakkuk et miştir. 1.Ş: 700
Risâle-i Nûr ondördüncü asırda Kur’ân’ın i'câz-ı ma’nevîsinden neş'et eden bir urvet-ül vüskâ ve zulümâttan nûra çıkaracak bir vesile-i nûrânîye dir. 1.Ş: 700
Risâle-i Nûr doğrudan doğruya Kur’ân’ın bâhir bir bürhânı ve kuvvetli bir tefsîri ve par¬lak bir lem'a-i i'câz-ı ma’nevîsi dir. 1.Ş: 686, Kur’ân’dan tereşşûh etmiştir. 15.Ş: 625, İsm-i Rahîm ve İsm-i Hakîm'in mazhârı dır 7.Ş: 175
Risâle-i Nûr (Kur’ân) bahrin(in) bir reşhâsı ve o güneşin bir şuâı ve o mâden-i ilm-i hakîkattan mülhem ve feyzinden gelen bir tercüme-i ma’nevîsi dir. 1.Ş: 686
Risâle-i Nûr ma’nevî bir elektrik ol(up) ne şarkın ma’lûmâtından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünûnundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibâs edilmiş bir nûr değildir. 1.Ş: 690, semâvî olan Kur’ân'ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibâs edilmiştir. 1.Ş: 690
Risâle-i Nûr mevti aldatıcı, fâni hayata karşı çıkarıp lezzet ve zînetini zîr ü zeber eder. 1.Ş: 695, ekser hücûmunda mevti elinde tutup ehl-i dalâletin başına vurur, aklını ba¬şına getirmeye çalışır. 1.Ş: 696, doğrudan doğruya tabib-i kulûb olan Kur’ân-ı Hakîm'in feyzinden ve ziyâ¬sından iktibâs olun muştur. 1.Ş: 706
Risâle-i Nûr kudsî bürhân-ı İlâhî (olan Kur’ân’ın) bu zamanda parlak ve kuvvetli bir bür-hânı dır. 1.Ş: 703, semâvî bürhân-ı kudsînin yerde bir bürhânı dır. 1.Ş: 703, te'lif olduğu vakit hiçbir kitâb müellifinin yanında bulunmuyordu. 1.Ş: 711
Risâle-i Nûr her derde şifâ olan Kur’ân’ın ilâçlarının bu zamanda bir kısım kavanozları hükmünde dir. 1.Ş: 703, umûm ma’nevî derdler(e) şifâ dır. 1.Ş: 706
Risâle-i Nûr Kur’ân’dan ilhâm olun(up) bu asrın ma’nevî ve müdhiş hastalıklarına şifâ dır. 1.Ş: 706, baştan başa İsm-i Hakîm ve Rahîm'in mazhârı dır. 1.Ş: 711
Risâle-i Nûr sâir te'lifât gibi ulûm ve fünûndan ve başka kitâblardan alınmamış tır. 1.Ş: 711, başta otuzüç aded Sözler'dir ve Sözler nâmıyla yâd edilir. 8.Ş: 730
Risâle-i Nûr doğrudan doğruya Kur’ân’ın feyzinden mülhemdir ve semâ-i Kur’ânîden ve âyâtının nücûmundan, yıldızlarından iniyor, nüzûl ediyor. 1.Ş: 711
Risâle-i Nûr otuzüç aded Söz ve otuzüç aded Mektûb ve otuzbir aded Lem'alar, bu zamanda, Kitâb-ı Mübîn'deki âyetlerin (tefsiri) dir. 1.Ş: 709
Risâle-i Nûr Kitâb-ı Mübîn'deki âyetlerin hakâikının alâmetleridir ve hak ve hakîkat olduğunun bürhânlarıdır. Ve o âyetlerdeki hakâik-i îmâniyenin gâyet kuv¬vetli hüccetleridir. 1.Ş: 709, bu dehşetli ve fırtınalı asırda o doğru yolu şaşırtmayacak bir sûrette gös¬ter miştir. 1.Ş: 706
Risâle-i Nûr ekseriyetle Kur’ân’ın feyziyle ve medediyle kalbe gelen sünûhât ve istihrâcât-ı Kur’âniyyedir. 1.Ş: 714, Kur’ân’ın malıdır ve ma’nâsıdır. 8.Ş: 749
Risâle-i Nûr hem çabuk, hem herkes anlayacak bir tarzda en derin hakîkatları ta’lîm (et¬miştir). 8.Ş: 732, nûr-u İlâhînin bir lem'ası ol muştur. 1.Ş: 718
Risâle-i Nûr bir alemdir, ünvândır. Bu zamanda zuhûr eden Kur’ânî hakîkatler manzûme¬sidir. T: 28, bu zamanda ve istikbâlde bir seyf-ül İslâm'dır. T: 155
Risâle-i Nûr necib milletimizin, insanîyet-i kübrâ olan İslâmiyyete sarılması, yepyeni bir rûh ve tâze bir îmân aşkı ve heyecânı içinde uyanmasının ifadesidir. T: 28
Risâle-i Nûr rûhların sevgilisi, kalblerin mahbûbu, âşıkların maşûku, canların cânânı ol¬muş îcâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir. T: 155
Risâle-i Nûr beşerin sertâcı ve halâskârı mevki-i muallâsında hizmet yapmış ve yapmak¬tadır. T: 155, geniş ve küllî mesnevîler hükmündedir. T: 135
Risâle-i Nûr bütün dünya milletlerinin hayatlarını muhâfaza ve müdâfaa için sarıldıkları ve güvendikleri atom emsâli bomba ve silâhlarının fevkinde muazzam te’sîre sâhibdir. T: 156, îmân ve Kur’ân muhâliflerine karşı mücadelesinde cebr ve münâzaa yolunu değil, ikîa' ve isbât yolunu ihtiyâr etmiştir. T: 157
Risâle-i Nûr hem fevkalâde ihlâsı ve hem yalnız tevhid ve îmân akidelerinin hizmetini esâs meslek ittihâz ederek bir kudsiyyet kazanması ve mâhiyetinde bütün hakâik-i Kur’âniyye ve İslâmiyye mevcûd bulunarak her tarafı kaplayacak bir nûr-u hakîkat olması dolayısıyla, Rahmet-i İlâhiyye cânibinde bu millet-i İslâmiyyeyi, maddî-ma’nevî felâket ve helâket tehlikelerinden, bir sedd-i Kur’ânî ve nûr-u îmânî olarak muhâfazaya vesile olmuştur. T: 156
Risâle-i Nûr dîn-i hak olan İslâmiyyet'i ve âlem-i insânîyetin hidâyet güneşi olan Kur’ân’ın mû’cizeliğini bütün dünya efkârı müvâcehesinde ve bütün fikir ve felsefe sahâsında cerhedilmez kat'î deliller ile göstermiştir. T: 157
Risâle-i Nûr Asr-ı Saâdet'te İslâm'ın cihânı fetih anahtarları hükmünde olan Bedir, Uhud muhârebelerinin ehemmiyeti nev'inden bir kıymeti ihtivâ eden bir zamanın mahsûlüdür ki, vesile olduğu hizmet-i îmâniye ve îfâsında bulunduğu ma’nevî cihâd-ı dîniye, tarihte Asr-ı Saâdet'ten maâda hiçbir zamanda gö¬rülmemiş bir azamettedir. T: 159, yüz otuz Risâlelerinde, doğrudan doğruya hakîkatın berrâk vechesini bütün vuzûh ve çıplaklığıyla göstermiştir. T: 157
Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Hakîm'in hakîkî bir tefsîridir. Âyetler, sırasıyla değil devrin ihtiyâcına cevâb veren îmânî hakîkatları mübeyyin âyetler tefsîr edilmiştir. T: 161
Risâle-i Nûr Risâlet-i Ahmediyye (A.SM.) ve Hakîkat-ı Muhammediyenin (A.SM.) câmi' bir âyinesi dir. T: 16, kendi başıyla yüz ma’nevî keşfiyâtı hâvi bir eserdir. T: 241, Kur’ân-ı Hakîm’in menşûru (ve) Nûr ism-i şerîfinin şuâı dır. Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr müdhiş tılsım-ı kâinât keşşâfı olan Kur’ân-ı Hakîm'in o muazzam keşfini göze gösterir bir sûrette tefsîr (eden eserdir).T: 218
Risâle-i Nûr başlıbaşına hüccet ve bürhân hazînesidir; yâni bizâtihî bürhân ve hüc-cettir. T: 547, Kur’ân’ın malıdır. Kur’ân-ı Hakîm'den süzülmüştür. Kur’ân ise, Arşı Ferşle bağlayan bir zincir-i nûrânîdir. T: 693
Risâle-i Nûr beşerîyetin tâmiri imkân olmayan yarasını uhrevî ilâçlarla tedâvi ediyor. T: 668, ma’nevî devâ olduğu gibi bâzan maddî ilâç da oluyor. Gm. 2; 9
Risâle-i Nûr okuyucularına -bu asrın tali'li insanlarına- bu dünya ile, hattâ kâinâtla bile değişilmez âb–ı hayatı, ebedîlik suyunu, yâni bekâ âleminin bileti olan îmânı bahşediyor. T: 668, câzibedardır, kendi kendine intişâr ediyor. T: 247
Risâle-i Nûr bu vatan ve millete emniyet ve âsâyişi te’min eden ve kalblere birer yasakçı bırakan îmânî bir eserdir. T: 688, bizâtihî hüccet ve bürhândır. T: 692
Risâle-i Nûr taklîdî îmânı tahkikî îmâna çevirip -îmânı kuvvetlendirip- iki cihanın saâde¬tini kazandırıp, hüsn-ü hâtimeyi netice verir. En büyük dînsiz feylesofları da ilzâm etmiştir. T: 695, tılsım-ı kâinâtın muammâsını keşf ve halleden bir keşşâftır. T: 696, sönmez, söndürülemez. Risâle-i Nûr, söndürülmek için üflendikçe parlayan bir nûrdur. T: 696
Risâle-i Nûr hem aklı, hem kalbi tenvir eder, nûrlandırır; hem nefsi musahhâr eder. Bu¬nun içindir ki yalnız akılla giden ehl-i mekteb ve ehl-i felsefe ve kalb yo¬luyla giden ehl-i tasavvuf, Risâle-i Nûr'a sarılıyorlar. Ve ehl-i mekteb ve fel¬sefe anlıyorlar ki, hakîkî münevverlik akıl ve kalb nûrunun mezciyle kâbil¬dir. Yalnız akılla gitmek, aklı göze indiriyor. Bu hal ise, bir kanadı kırık ola¬nın mahkûm olduğu sukûtu netice veriyor. İhlâslı, hâlis ehl-i tasavvuf idrâk ediyor ki, demek zaman eski zaman değildir; böyle bir zamanda, hem kalb ile, hem akıl ile bizi hakîkat yolunda götürecek ve hakîkata vâsıl edecek Kur’ânî bir yol lâzımdır ki, biz zülcenâheyn olabilelim T: 695
Risâle-i Nûr Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz’in nûrânî meşrebini ve Sahâbe-i Kiram'ın âlî seciyesini beyân eden bir nûr ve feyiz hazînesidir. T: 695, insan olan bir insana, acz ve fakrını derk ettirir.S: 765
Risâle-i Nûr bu asrın ihtiyâcına tam cevâb veren yegâne tefsîr-i Kur’ânî olduğu, enâniyetini hakka fedâ eden fazîletperver İslâm ulemâsı tarafından tasdik ve fevkalâde bir şekilde takdir ve tahsin edilmiş ve edilmektedir. T: 697
Risâle-i Nûr muazzam ve korkunç îmânsızlık savaşının kurtarıcı atomu olmuş, rûhları¬mızı tâmir, kalblerimizi takviye, gönüllerimizi fetheylemiştir. T: 707
Risâle-i Nûr enbiyâ ve evliyânın verdikleri aynı haberleri- aklen ilmelyakîn derecesinde isbât (etmiştir). 13.S: 143, Kur’ân’ın emsâlsiz bir tefsîridir.S: 772
Risâle-i Nûr gurur ve kibir ve hodfürûşluk ve zillet gibi ahlâk-ı seyyieden kurtararak, tevâzu' ve mahviyet ve izzet ve vakar gibi güzel ahlâklara sâhib kılar.S: 765
Risâle-i Nûr kalblere o derece bir aşk ve muhabbet, rûhlara o kadar bir vecd ve heyecân vermiş, akıl ve mantıkları öyle bir tarzda iknâ etmiş ve öyle bir itminân-ı kalb hâsıl etmiştir ki, milyonlarca Nûr talebelerine, kendini defâlarca okut¬muş, yazdırmış ve bir ömür boyunca mütâlâa ettirmiş ve senelerden beri âdeta kendi kendini neşretmiştir. S: 770, nifâk ve şikâkı, tefrikayı, fitne ve fesâdı kaldırıp; kardeşliği, uhuvvet-i dî¬niyeyi, tesânüd ve teâvünü yerleştirir. Risâle-i Nûr mesleğinin bir esâsı da budur.S: 765
Risâle-i Nûr o kadar merakâver, o kadar câzibedâr, o kadar dehşetli ve muazzam hakîkatları ders veriyor ve mesâili isbât ediyor ki, îmân ve İslâmiyyet'in kıt'alar genişliğinde inkişâf ve fütûhâtına medâr oluyor ve olacaktır.S: 770
Risâle-i Nûr öyle bir ziyâ-i hakîkat, öyle bir bürhân-ı hak ve bir sirâc-ı hakîkat neşredi¬yor ve iki cihânın saâdetini te’min edecek, Kur’ân ve îmân ha-kîkatlarını ders veriyor. S: 770, Rahmet-i İlâhî ile mededres ve şifâresân ve cihânpesend ve cihânşümûl bir mâhiyeti hâiz dir. S: 771, kalblerin fâtihi ve mahbûbu, rûhların sultânı, akılların muallimi, nefislerin mürebbî ve müzekkîsidir. S: 763, menba’-ı nûr ve havz-ı kevser ve hâdi-i mükerrem dir. G.M.3:88
Risâle-i Nûr hem kalbi, hem rûhu, (hem) hissiyâtı tam tenvir edecek ve ilâçlarını verecek bir tarzda hazîne-i Kur’âniyyenin dellâllığını yapı yor. 13.S: 155
Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Mû’ciz-ül Beyân'ın bu asırda bir mû’cize-i ma’neviyesi olan yüksek ve parlak bir tefsîridir.S: 763, kalblerin fâtihi ve mahbûbu, rûhların sultânı, akılların muallimi, nefislerin mürebbî ve müzekkîsidir.S: 763,mû’cize-i kübrâ (olan Kur’ân’ın) elinde bir elmas kılınç hükmünde hizme¬tini göstermiş tir. 13.S: 155, Kur’ânî bir rehber ve bir mürşid-i ekmel dir.S: 750
Risâle-i Nûr doğrudan doğruya Kur’ân’ın şâkirdidir ve onun hâzır malını hazînesinden çabuk çıkarır satar G.M.3: 37, Kur’ân’ın bütün nükte ve hikmetlerini ihâtâ edemez. Ancak yüzde dördünü-beşini beyân edebilir G.M.3: 37
Risâle-i Nûr İsm–i Hakîm ve İsm-i Rahîm’e mazhâr olduğu gibi, en ehemmiyetli bir esâsı da şefkat olduğundan büyük bir ma’nevî doktordur. G.M.3: 47
Risâle-i Nûr hakâik-i îmâniye ve Kur’âniyyeyi isbât ve îzah eden, îmânî ve dînî, hak ve hakîkat bir eser dir. G.M.3:50, delil-i akl, iz’ân ve îkân dır. Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr tılsım-ı kâinâtın ve hikmet-i hilkatın muammâsını keşf ve halleden hârika bir keşfiyât.. ve zulümât ve dalâletten kurtaran bir şâheser.. ve hakîkî müsbet bir ilmin ve hakâik-ı Kur’âniyyenin hak ve hakîkatlı yüksek bir tefsîri dir. G.M.3:60, dâima Kur’ân edebiyle zînetlenmiş lisânı nezihtir. G.M.3: 40
Risâle-i Nûr bu müdhiş asrın müdhiş ma’nevî yaralarına en hakîkî ilâç ve önüne geçilmez bir kesâfetle her tarafta hücûm eden dînsizliğe ve komünistliğe karşı en kes¬kin bir silâh dır. G.M.3:75, Kur’ân’ın bir hakîkatıdır. Gm. 2; 376
Risâle-i Nûr bu asrın tabiiyyûn ve maddîyyûn zulümâtına karşı en parlak bir ziyâ olarak parıldayan (eserdir). G.M.3:75, kelimât-ı tayyibe dir. G.M.2: 2
Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Hakîm’in bir mû’cize-i ma’neviyesidir. Âhirzamanda gelecek Haz¬ret-i Mehdî de ona o kıymeti verecek i’tikâdındayım. Eski zamanlarda şahsî birer hidâyet edici, birer müceddid her asırda gelmişler. Bu zaman, cemâat zamanı olduğu ve enâniyetin fevkalâde hükmettiği zaman olduğu için, şahsi¬yetlerin ehemmiyeti hakîkat noktasında o kadar yoktur. Yalnız kıymet ve kuvvet, mütesânid cemâatlerden tezâhür eden şahs-ı ma’nevîdedir.Lİlâhilhâmd, Risâle-i Nûr’un eczâlarından ve şâkirdlerin tesânüdünden te¬zâhür eden bir şahs-ı ma’nevî, bizlere ve bu zamana Kur’ân-ı Mû’ciz-ül Be¬yân’ın hakâikını izhâr etmeğe en mükemmel bir rehber, bir mürşiddir. Onun hizmetinde bulunan benim gibilere, onun evsâf-ı azîmesini vermek yanlıştır. Fakat herbirimiz onun evsâf-ı azîmesinden bir nev’i mazhâriyetle istifâde ederiz. Ben i’tirâf ediyorum ki, ben bu eserlere değil sâhib belki hizmetinde bulunmasına da lâyık değildim. Cenâb-ı Hakk’ın azamet-i kudretine bir delil¬dir ki, en ehemmiyetsiz bir şahsiyetimi gâyet ehemmiyetli bir hakîkata delil yapmıştır. G.M.3:86
Risâle-i Nûr mâsum ve bîçarelerin şâfii ve halâskârı ve Nebiyy-i Zîşan’ın (A.S.M.)bir vâ-risi ve Âlem-i İslâmın asırlardan beri bekledikleri imâmı ve sâhib-i zuhûru, gavs-ı a’zamı, kutb-ul aktâbı dır. GM3:88, îmânın mâ ve ziyâsı dır. Gm2; 57
Risâle-i Nûr makbûl sadaka gibi belâların, musîbetlerin def’ine vesiledir. Ne vakit ona hücûm edilse Nûr gizlenir, musîbet fırsat bulup geliyor. Gm. 2; 377
Risâle-i Nûr hâdi-i mükerrem ve fakr ve aczlerin çâre-i necâtı, mâsum ve bîçarelerin şâfii ve halâskârı ol Nebi-i Zîşan’ın (A.S.M.) vârisi ve Âlem-i İslâm’ın asırlardan beri bekledikleri sâhib-i zuhûru, gavs- a’zamı, kutb-ul aktâbı ve âhirzaman ve yevm-ül beter’in yegâne pırlantası ve elmas kılıncı dır. Gm. 2; 56- G.M.3:88, Kitâb-ı Mübîn’in müfessiri dir. Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr mi’râc-ı ma’rifet tir. Gm. 2; 57, îmânın ma’nevî elektrik düğmesi dir. Gm. 2; 57, Hakîm ism-i şerîfinin hikmet-i irşâdiyesi dir. Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr Esmâ-i İlâhiyye hazînelerinin keşşâfı, hakâik-i miftâhı dır.Gm.2; 57,mişkât-ı Muhammediyenin (A.S.M.) ma’nevî elektrik santralı dır.Gm.2; 57
Risâle-i Nûr Rahîm ism-i şerîfinden in’ikâs etmiş Rahmân’ın bizlere ihsânı, eltâfı dır. Gm. 2; 57, Bedi’ ism-i şerîfinden tereşşûh etmiş reşhâsı dır. Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr Kur’ân-ı Hakîm’in müfessiri olduğundan Yirmibeşinci Söz’de Hazret-i Kur’ân hakkında edilen beyânat-ı âliyeyi tam kendi âyinesinde in’ikâs et¬miştir. Gm. 2; 57, talebelerine rüçhâniyet, (ve) hasmını ilzâm ve hüccettir Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr necm-i hidâyet, (ve) ayn-ı şeriat, (ve) bîberzâh-ı tarîkat tır. Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr mi’râcı ma’rifet, (ve) mahz-ı hakîkat , (ve) evc-i kemâlât tır. Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr tahkik-i şehâdet, (ve) niâm-ı füyûzât-ı berekât, (ve) uzmâ-yı kerâmet tir. Gm. 2; 57, bürhân-ı velâyet, (ve) dellâl-ı Kur’ân dır. Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr Rahmet-i Rahmân, (ve) tevhid bürhân (ve) Bediüzzaman dır. Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr ölmüş rûhları dirilttiği gibi, hastalara da can verdiğini gördük. Öyle ise her kim bu karanlıklı asırda bu nûru omuzuna almazsa, muhakkak dîvânedir. Gm. 2; 60, Nûr-u Îmân, (ve) hikmetfeşân dır. Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr rehber-i îmân, (ve) îmâna itmi’nân, (ve) teslim-i kalb ve vicdândır. Gm. 2; 57
Risâle-i Nûr hayatımın her zulmetli sahasında nûr olmuş, hayatımın ve hayât-ı ma’neviyemle hayât-ı uhrevîyenin sisli semâsını aydınlatmış ve İnşâallah îmân ediyorum ki aydınlatacaktır. Gm. 2; 63
Risâle-i Nûr âlem-i beşerîyeti tenvir eden, zulmeti kaldıran, vahşeti öldüren, medresele¬rin ulûm-u fenniyelerinin hülâsasını ders veren, aklını izâle eden uzun emel¬leri ve sonsuz arzûları ve lâyemût mevhûm Rubûbiyeti kıran tarîkatların zübdelerini kırk seneler çalışmalar yerinde kırk günde ihsân eder. Gm. 2; 66, Kur’ân-ı Mû’ãiz-ül Beyân’ın hattını muhâfazaya me’mûr dur. Gm. 2: 98
Risâle-i Nûr Kur’ândan ve hadîsten sonra en mühim hüccet-i îmâniye dir. Gm. 2: 97
Risâle-i Nûr şübheli, kirli ve karışık olan eşyâ ve mevâddı yakıyor, haram ve harem dâi¬resini ve harîm-i nûrunu tanzîf ve tathîr ediyor. Nûr’un bulunduğu böyle mübârek ve mukaddes bir mahalde ancak helâlı ikâme ediyor.Gm. 2; 129
Risâle-i Nûr etrâfında yapılan fenâlıklara râzı değil, zulmü ve zulmeti ortadan kaldırıyor. Bulunduğu yerde asla kötülük ve fenâlık olamaz deyip zecr ü men’ ediyor. Gm. 2; 130
Risâle-i Nûr sadaka ve zekâtı verilen malı hark ve garktan nasıl himâye ve vikâye ettiğini gösteriyor. Gm. 2; 130
Risâle-i Nûr her zaman her yerde tayyib ve tâhir malı koruyup kurtarıyor. Gm. 2; 130
Risâle-i Nûr dört yanı ateşlerle çevrilen bir dükkânın insan eliyle değil, ancak bir mû’cize veya bir kerâmet ile ve bir nûr ile kurtulabileceğini anlatıyor. Gm. 2; 130
Risâle-i Nûr kalblerde yanan fitne ve fesâd ateşinin Nûr ile söndürülebileceğini gösteriyor. Gm. 2; 130
Risâle-i Nûr yangından zarar gören her adama (Çalışkanların yanmayan dükkânını ve kendilerini göstererek) “Siz de bunlar gibi olun, ba’demâ siz de benimle meşgûl bulunun. Bugünkü ve yarınki yangınlardan kurtulmak ve emin olmak istiyorsanız işte ben en mükemmel bir İslâm sigortası, ateşten ve hattâ Ce¬hennem’den korumağa ve kurtulmağa yarar bir îmân vesikasıyım. Sakın gaflet etmeyin. Nâmları ve lâkabları, isimleri ve müsemmâları da çalışkan olan şu Çalışkanlar gibi siz de çalışın ve her sâhâda çalışkan olun” diyor. Gm. 2; 130
Risâle-i Nûr nûr-u îmâna bürünen mü’min ve muvahhidlerin bu nûrlarıyla dünyada maddî ve ma’nevî her türlü ateşi söndürdükleri gibi, berzâhta ve dûzâhta dahi o emânsız ateşi nasıl söndüreceklerini aynen gösteriyor. Gm. 2: 130
Risâle-i Nûr maddî suyun, harlayıp gelen selin ve itfâiyenin bile yine maddî bir yangını söndürmeğe kâfi gelmediğini, telâş ve tedbirin ve sâirenin yangınlara karşı gelemeyeceğini ve asıl Nûr’un ve Rahmet-i İlâ-hiyyenin müessir olduğunu bildiriyor. Gm. 2; 130
Risâle-i Nûr nesiller boyunca söylenecek ve asırlarca yâd edilecek ve dillere destan olacak yeni ve parlak bir hakîkat ve bir hârika darb-ı meselini “Herkes yanmış da Çalışkanlar yanmamış. Taştan, tunçtan değil Nûr’danmış” bize ifşâ ve ihdâ ve armağan ediyor. Gm. 2; 131
Risâle-i Nûr “Ya Rabbî, kurtar!” nidâ ve duâsından, ol Rabb-i Rahîm’in, ol Zât-ı Ha¬kîm’in ne derece hoşnûd ve râzı olduğunu ve deryâ-yı Rubûbiyet ve hem Rahîmiyetinden o mahalle serpilen bârân-ı şefkat ve rahmetinin o müdhiş ateş ve alev selini nasıl söndürdüğünü yine bize gösteriyor. Gm. 2; 131
Risâle-i Nûr bize anlatmak ve duyurmak istiyor ki; türlü meşakkat ve zahmetlerle ve türlü düşünceler ve korkularla kazanılan ve biriktirilen ve karışık bir hal alan ve ekall-i kalîl olan bu meta’-i dünya işte böyle birkaç saat kadar az bir za¬man içinde hebâen mensûrâ olup gidiyor ve sâhibini hâib ve hâsir bir hâle getiriyor. Onun için cem’-i iddihâr etmeyin diyor ve hele ihtikârdan şiddetle men’ ediyor. Gm. 2; 131, mahz-ı Nûr-u Kur’ânî dir. G.M.2: 177
Risâle-i Nûr Nûr’un nâra olan galebe ve zaferini ve fütûhâtını, şübhesi olanlara ve inan¬mayanlara açıkça gösteriyor. Yıldırım, yangın, sel ve isâbetten hakîkî ve en emîn çâre ve en kavî sed ve siper-i sâıka ve siyânet, Nûr’un tâ kendisi oldu¬ğunu ilân ve isbât ediyor. Gm. 2; 131, müceddid-i ekber dir. G.M.2: 154
Risâle-i Nûr her ateşi ve her yangını çok güzel söndürür. Gm. 2; 131
Risâle-i Nûr kendisinin bir Rahmet-i İlâhiyye olduğunu ve Rabbi Celle ve A’lâ’nın gadâbını gidermeğe ve söndürmeğe kâfi geleceğini kezâ bizlere söylüyor. Gm. 2; 130, herkesten evvel hocaların malı dır. G.M.2: 170
Risâle-i Nûr başkalarına benzemez. Bâzan bir tek kelime ve bir harf ve bir nokta yanlı¬şıyla ehemmiyetli bir mes’ele bozulur. G.M.2: 157
Risâle-i Nûr bugün ehl-i dünyanın gözünü yıldıran komünistlik gibi cereyânların yegâne düşmanı ve müdafii ve ondan gelen hastalık ve yaraların hekimi ve ilâcı dır. G.M.2: 188, mahz-ı nûr-u risâleti Muhammediyye’dir (A.S.M.). G.M.2: 177
Risâle-i Nûr masonluğu, komünizmi, materyalizmi ve dînsizliği zir-ü zeber eden nûrlu bir elmas kılınçtır. G.M.1: 253
Risâle-i Nûr tam, doğrudan doğruya hakîkî bir tefsîr-i Kur'ânîdir. Ve, Kur'ân’ın malı ve lemeâtıdır. G.M.1: 307
Risâle-i Nûr koca bir Cennet’in fiâtı olacak bir servet ve hayât-ı ebedîyeyi kazandıracak bir âb-ı hayat ve hakîkata muârız bütün feylesofları ilzâm edip hayrette bıra¬kacak bir keşfiyâttır. G.M.1: 329
Risâle-i Nûr Sahâbe-i Kirâm’ın âlî seciyelerini ve Hazret-i Peygamber’in (A.S.M.) nûrânî meşrebini beyân eden bir nûr ve feyîz hazînesidir. G.M.1: 329
Risâle-i Nûr bu asırda Kur’ân-ı Hâkim’in bir mû’cize-i ma'nevîyesi, hakîkî ve parlak bir tefsîri dir. G.M.1: 329
Risâle-i Nûr şu zamanın yaralarına en münâsib bir ilâç, bir merhem ve zulümâtın tehâ¬cümüne ma’rûz heyet-i İslâmîyeye en nâfi’ bir nûr ve dalâlet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğunu yüzbinlerce kimseler ta¬rafından idrâk ve tasdik edilen bir eser külliyâtıdır. G.M.1: 333
Risâle-i Nûr Verâset-i Nübüvvet yolu ile doğrudan doğruya hakîkat-ül hakâika yol açmış Cadde-i Kübrâ-i Kur’âniyyedir. G.M.1: 330
Risâle-i Nûr avâmdan en âlim ve en münevvere kadar her sınıfın kendi istidâdı nisbetinde istifâde edebileceği bir eser külliyâtıdır. G.M.1: 333
Risâle-i Nûr ma'nevî hakîkatları ve îmân ilmini Avrupa’nın fen ilimleri ile mezc ederek gâyet kuvvetli bürhân ve hüccetlerle aklen ve mantıken isbât eder. G.M.1: 333, Lütf-u Yezdan, kemâl-i îmân, tefsîr-i Kur’ân ve bereket-i ihsândır. E: 97
Risâle-i Nûr. bu asrı belki gelen istikbâli tenvir edebilir bir mû’cize-i Kur’âniyyedir. K: 6
Risâle-i Nûr hâl ve istikbâlin ilmî, îmânî, aklî ve fikrî ihtiyâçlarına cevâb verir bir kuvvet ve mâhiyet ve hassâsiyettedir. G.M.1: 333
Risâle-i Nûr yüz ma'nevî keşfiyâtı hâvi bir tılsım (ve) kâinâtın muammâsını keşf ve hâl eden bir keşşâftır. G.M.1: 333
Risâle-i Nûr yalnız bu vatan ve bu millet için değil, Âlem-i İslâm ve beşerîyet için ya¬zılmıştır. G.M.1: 333, ruhumdan tevellüd eden bir hâcete binâen, âni ve def'î olarak ihsân edilmiş tir. (Bediüzzaman) 28.M: 374
Risâle-i Nûr râbıta-i mevt keşfiyâtı (ile), ehl-i îmân hakkında mevtin nûrânî ve hayatdâr ve güzel hakîkatını görüp göster miştir. 1.Ş: 696, yüze yakın dîn tılsımlarını ve hakâik-i Kur’âniyyenin muammâlarını hall ve keş-fetmiştir. K: 209
Risâle-i Nûra herkes bu zamanda muhtâçtır. Fakat umûmunu elde edemez. Elde etse de tamam okuyamaz. Fakat küçük bir Risâle-i Nûr hükmüne geçmiş bir risâle-i câmiayı elde edebilir. Ve ekser vakitlerde muhtâç olduğu mes'eleleri onda okuyabilir. K: 54
Risâle-i Nûra Çalışınca rızıkta bereket ve suhûlet, hem kalbde bir inşirâh ve ferâh hissedilir. K: 60, yaşamakta kolaylık ve kalbde ferâhlık ve maîşette suhûlet görülüyor. K: 135
Risâle-i Nûra Sâhib olanlarda, hırs ve hiddet zevâle yüz tutar, zulmet ve şehvet erir, cehâlet ve şekâvet ateşi söner, tabiat uykusu azalır, gaflet uykusu kalkar, kara ve çirkin, bozuk ve uyuşuk kanlar düzelir, nefes ve kalb işler, kan boruları birer mecrâ-ı nûr olur, hubb-u dünya ve meyl-i mâsivâ kalmaz, ene ve ente gider, yetmişbin diye söylenen perdeler kalkmağa ve “varlık dağı” delinmeğe başlar. AK: 214
Risâle-i Nûr Anadolu'ya ayn-ı rahmettir. K: 207
Risâle-i Nûra Elini Atan yapışan, necât bulur. 11.Ş: 272
Risâle-i Nûra Kanâat etmemiz, lâzımdır, belki bu zamanda elzemdir. K: 77
Risâle-i Nûra Karşı rakîbane başka bir çığır açan. hem zarar eder, hem bu müstakîm ve metin cadde-i Kur’âniyyeye bilmeyerek zarar verir; zendekaya bir nev’i yardım olur. K: 122
Risâle-i Nûrda muazzam ve mükemmel bir cemâl ve gâyet yüksek ve parlak bir kemâl var. Belki bütün kâinâta serpilen bütün cemâller ve mahlûkâtın kemâlleri mücmelen onda tecemmû etmiş, tezâhür etmiş. Tr: 124, şimdiye kadar emsâline rastlanmamış bir feyz-i ulvî ve bir kemâl-i nâ-mütenâhî mevcûd tur. 15.Ş: 670, Zât-ı Pâk-i Risâlet'in hisse ve alâkası ve tasarruf-u kudsîsi evli-yâullahın âsâ¬rından ziyâde dir. 15.Ş: 670, menfaât-i şahsiye yoktur. K: 202, îmân-ı Billâh ve îmân-ı Bilyevm-il Âhir olan iki kutb-u îmânî, tam birbirine müsâvi gelecek bir derecede isbât edilmiştir. K: 211
Risâle-i Nûrdan Tam Ders Alan; su içer gibi kolayca terhis tezkeresi telakki ettiği ecel şer-betini içer. Eğer benden sonra dünyada kalan kardeşlerimin teellümlerini düşünmeseydim, ben de âlîcenâb kardeşim Asım Bey gibi "Ya Rab! Canımı da al" diyecek¬tim. (Bediüzzaman) T: 222
Risâle-i Nûr Dâiresi Hazret-i Ali ve Hasan ve Hüseyn'in (R.A.) ve Gavs-ı A’zam'ın (K.S.) ihbarât-ı gaybiyeleriyle- şâkirdlerinin bu zamanda bir dâiresidir. E: 67, hakîkat mesleğinde gidip tarîkatların fâidesini te’min eder. E: 242, Sünnet-i Peygamberî dâiresinde bütün oniki büyük tarîkatın hülâsası dır. Em: 54 ,tarîklerin en büyük dâiresi dir. Em: 54,umûm ehl-i îmân ve İslâm’a şâmildir. B: 8, perde-i gafleti, tabiatı, maddîyûnculuğu zîr ü zeber ettiğinden; Nûr gü-neşinin sönmez ışıkları içinde o cadde-i kübrâ-yı hakîkatte yürütmektir. Gm. 2; 91, içine girenler, tehlikede olan îmânlarını kurtarıyorlar ve îmânla kabre giriyorlar ve Cennet'e gidecekler. 1.Ş: 698
Risâle-i Nûr Eczâları Kur’ân’ın mû’cizâne îmâ-i gaybîsini bilfiil göstermiş, meydândadır. ST: 163, Kur’ân’ın tereşşuhâtıdır. 29.M: 426
Risâle-i Nûr Eczâları bir şecere-i nûrânîyedir ki, dalları aktâr-ı arza neşr-i envâr ediyor ve ilâ-nihâye edecektir. Karanlıklı bir gecede, semâdaki yıldızlar ve ka-mer, zemin yüzünde nasıl rehberlik ederlerse, Risâle-i Nûr eczâları da öyledir. Ve zul¬mette nûra ihtiyâç ne ise, Risâle-i Nûr eczâları da odur. B: 294
Risâle-i Nûr Eczâları küre-i arzın mevsim-i erbaâ kütübhânesinde bir bahârdır ve bahâr kadar letâ¬fetlidir ve canbahştır. Ve ölmüş arza o bahâr vâsıtası ile hayat verildiği gibi, Risâle-i Nûr eczâları da ölmüş kulûblere tâze hayat verir. B: 295
Risâle-i Nûr Eczâları mürşiddir. İnsanı haksızlıktan hakka döndürür ve hayvanlıktan insanîyete ve esfel-i sâfilînden, a'lâ-i illiyyîne yükseltir. B: 295
Risâle-i Nûr Eczâları insanın sıkıntılı vaktinde imdâdına yetişir ve teselli eder. B: 295
Risâle-i Nûr Eczâları hakkında her ne (denilse), yine o nûr'a karşı sönüktür. B: 295
Risâle-i Nûr Eczâları kıymetine nihâyet olmayan ve her vecih ile medih ve takdir sitâyişine şâyân dır. B: 300, îmân ilminden ibâret tir. T: 223
Risâle-i Nûr Eczâları Kur’ân’ın en büyük hakîkatı ve İslâmiyyetin en kudsî esâsı ve da’vâsı olan saâdet-i ebedîye ve hayât-ı bâkiye müjdesini en parlak sûrette isbât edip mukni’ ders veren (risâlelerdir). G.M.3:82
Risâle-i Nûr Eczâları bir tûba-yı Cennet olan Kur’ân şecere-i ma’neviyesinin münevver meyvele¬ridir. Tek bir meyvenin hikmetle takıldığı bu nûrânî şecerenin ufacık dalına bile yapışılsa, yol nûrlanır, hakîkat anlaşılır. Hayat denizinde nihâyetsiz emvâc içinde yüzen vücûd sefinesi sıhhatlı ve nûrlu bir pusula; kalb, bütün mükevvenâtı ve mevcûdâtı hakîkatları ile gösteren bir âyine-i nûr, rûh ve di¬ğer letâif ebede kadar nûrlanan yolculuklarını emniyet ve îmânla yapacak gâyet kuvvetli bir menba’-ı nûr bulurlar. G.M.2: 182
Risâle-i Nûr Eserleri dünya yüzünde en doğru ve en yüksek, en hakîkî, en büyük bir mürşid dir. Hn: 158, ölmeyen, bâki olan Kur’ân tefsîri dir. Hn: 159, en büyük nûr kaynağı, en zengin feyiz hazînesidir. Hn: 159
Risâle-i Nûr Eserleri rûhumuzun gıdâsı ve sebeb-i necâtımız ve ebedî saâdetimizin anahtarı dır. AK: 218, bizim yüksek derslerimizdir. Hn: 159
Risâle-i Nûr Eserleri yangına bir tulumba-i Nûr, dertliye bir reçete-i hikmet, bakana bir âyine-i ibret, Müslümanlar’a bir mühr-ü Nübüvvet, mücrime bir vesika-i necât, yol¬suza bir râh-ı hidâyet, bîkeslere bir sigorta-i siyânet, antikacıya bir kenz-i sermediyyet, evsize bir kâşâne-i ebedîyyet, münkire bir sille-i nedâmet, kâ¬fire bir sehbâ-i adâlet, ârife bir sohbet-i kudsîyyet ve âşıka bir sarây-ı vuslât¬tır. AK: 215, Kur’ân’ın bir mû’cize-i ma’neviyesi dir. Em: 77
Risâle-i Nûr Eserleri herbiri, mahbûbiyyetle tufûliyyetini, fa’âliyyet ve cevvâliyyetle şebâ-biyyetini, kuvve-i te’sîrîyye icrâ ve infâz cihetinde şeyhûhiyyetini ma’nâ-yı tâmmıyla îfâ eder, nazîrsiz bir güldür, Fürkân’ın bağından gelmiş bir bülbüldür. G.M.1: 47
Risâle-i Nûr Eserleri Kur’ân-ı Hakîm'in ma’nevî mû’cizesinin bir lem'ası dır. Em: 69
Risâle-i Nûr Eserleri Kur’ândan gel(miş) ve meyvedâr bir şecere-i âliye dir. Em: 73
Risâle-i Nûr Eserleri Kur’ân-ı Hakîm'in hakâik-i îmâniyesinin tefsîr idir. Em: 75
Risâle-i Nûr Eserleri îmânı kurtarmak için gâyet kısa bir yolu bulan ve Kur’ân’ın bu zamanda bir mû’cize-i ma’neviyesi olan (eserlerdir). Em: 222
Risâle-i Nûr Eserleri hakîkaten irşâd edecek nûrlu eserler dir. B: 33
Risâle-i Nûr Eserleri cihân kadar kıymetdâr mübârek eserler dir. B: 46
Risâle-i Nûr Eserleri dekâik-ı hikmet ve hakâik-i ilmiye ile tezyîn ve tarsin edilmiş olan yüksek eser lerdir. B: 46
Risâle-i Nûr Eserleri ondördüncü asr-ı Muhammedî’de (A.S.M) marziyât-ı Rabbâniye ve tebli¬gât-ı Ahmediyyeyi bihakkın îfâ ve icrâ ve i’lâm ve infâz eden elhâk "mâtla'-i şems-i füyûzât" tâbiriyle tavsîf ve tâzime mâsadâk tır. B: 48, tenkide ma’rûz olacak eserler değil dir. B: 37
Risâle-i Nûr Eserleri başlı başına ayrı ayrı birer fâtihtir. İnşâallah her cihetle, feth ederek fâtih olacaktır. B: 55, Kur’ân’ın bir ma’kesi dir. B: 77
Risâle-i Nûr Eserleri için için ateşlenen, feverân eden bir dağ gibi harâretle nûr-feşân bir menba’ kuvvetine tesâhub edecek. Ve belki de etmiştir. B: 74, her biri başlı başına ve ayrı ayrı birer tefsîr-i Kur’ândır. B: 63
Risâle-i Nûr Eserleri bir düğmesine basmakla her tarafı ziyâya müstağrâk eden bir elektrik dina¬mosu gibi, kendinden çok uzak mesâfeleri îkâz ve irşâd nûruyla ihâta ede¬cektir.B: 74
Risâle-i Nûr Eserleri her birisinin nûrları bir; fakat mevzûları ayrı, güzellikleri ayrı, lâtiflikleri ayrı, zevkleri ayrıdır. B: 74
Risâle-i Nûr Eserleri şeriat, hakîkat ve ma’rifet hazîne ve definelerini küşâd eder. B: 98, dâreynde medâr-ı saâdetimiz dir B: 60
Risâle-i Nûr Eserleri sünûhât-ı ilhâmiye nev'inden olduğundan hemen umûmîyetle şübhesizdir, kat'îdir. B: 138, Kur’ân-ı Hakîm'in lemeâtı dır. B: 91
Risâle-i Nûr Eserleri tek başıyla bir mürşid-i ekmeldir. Kalbi bozulmamış herhangi genç, bir risâ¬leyi alıp dikkatle ve teslimiyetle okusa, dâire-i inkıyâda geliyor, ıslâh oluyor. B: 142-143
Risâle-i Nûr Eserleri Kur’ân'ın has tefsîri olduğundan Kur’ân'a bağlıdır. Kur’ân ise Arş-ı A’zam'a bağlıdır. B: 144
Risâle-i Nûr Eserleri tecdîd-i dîn husûsunda bir müceddid hükmündedir.B: 166
Risâle-i Nûr Eserleri nass-ı Kur’ân'dan gelen ve Kur’ân-ı Kerîm'in ve Furkân-ı Hakîm'in âyât-ı beyyinâtından intişâr eden (eserlerdir).B: 169
Risâle-i Nûr Eserleri yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a’zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal'a-i hasin, birer elmas kılınç tır. B: 169
Risâle-i Nûr Eserleri öyle ma’nevî gıdâlar ki, herkesi, her an doyurmağa kâfi dir. B: 178, her birisi birer mürşid-i ekmeldir ve aktâbdır. B: 143
Risâle-i Nûr Eserleri öyle kıymetdâr birer ridâ'lardır ki, herkesi her zaman ısıtmağa vâfidir. B: 178, okuyanlara bir iksir-i a’zamdır. B: 141
Risâle-i Nûr Eserleri deccâllara mahsûs ve müstahzâr elmas gülleler ve ehl-i îmân için menba’-ı envâr-ı hakâik olan Kur’ân-ı Hakîm'den son asırda nebeân etmiş, binler âb-ı hayât-ı bâkiye hazîneleridir. B: 193
Risâle-i Nûr Eserleri hakîkat fışkıran, nûrlar saçan bir feyizdir. Şu kadar diyebilirim ki, ehl-i da¬lâlet ve bid'aların en ileri gidenleri ve mülhidlerin en şeni'lerini bile îmâna getireceğine kanâatım var. Yeter ki rûhuna nüfûz edebilsin. B: 238
Risâle-i Nûr Eserleri Kur’ân-ı Kerîm'in nûr deryâsından alınan berrâk katreler ve hidâyet güneşin¬den süzülen billûr hüzmelerdir. Binâenaleyh her müslümana düşen en mu¬kaddes vazîfe, îmânı kurtaracak olan bu nûrlu eserlerin yayılmasına çalış¬maktır. T: 17
Risâle-i Nûr Eserleri yalnız ve yalnız Kur’ân-ı Hakîm'in bu zamandaki en hakîkî ve kat'î tereşşûhâtı dır. T: 668, Kur’ân-ı Hakîm’in hakîkî müfessiridir. B: 240, yirminci asrın Kur’ân felsefesi dir. T: 680
Risâle-i Nûr Eserleri îmânı kurtaran ve saâdet-i ebedîye yolunu gösteren en mükemmel bir rehber ve ma’nevî halâskârımızdır. G.M.3:60
Risâle-i Nûr Eserleri Kur'ân’ın feyzinden tereşşûh etmiş nûrlu sözlerdir. G.M.1: 250
Risâle-i Nûr Eserleri muhtâçlara gıdâ, zaîf ve marizlere ilâç, zâlim ve kâfirlere semm-i kâtil dir. B: 129, hakîkat ve hidâyet nûrları dır. B: 116
Risâle-i Nûr Gibi Bir Cennet Bahçesi; mevsimine göre meyveyi vermekle müşterilerini tam besler. Yetiş¬tirdiği mücerreb olduğu gibi ve bütün mütehayyir müşterilerine verdiği ni’met ayn-ı hak ve mahz-ı hakîkattır. Gm. 2; 78
Risâle-i Nûr Hakîkatları Avrupa'da istilâkârâne hükmeden ve edyân-ı semâvîyeye dayan-mayan deh¬şetli cereyânın istilâsına karşı bir kal'a dır. E: 102
Risâle-i Nûr Hızır Gibi imdâda yetişti. Kâinâtı ihâta eden son ordusunu gösterip ve ondan mukavemetsûz maddî, ma’nevî imdâd getirmek hizmetinde hârika bir emir¬ber nefer olarak Âyet-ül Kübrâ Risâlesi’ni İmâm-ı Ali (R.A.) keşfen görmüş, ehemmiyetle göstermiş. K: 55
Risâle-i Nûr İle Bağlanmak âhiret için, hayır için, ibâdet ve sevâb için, îmân ve âhiret için dir. 13.Ş: 311
Risâle-i Nûr İslâmlar İçinde; dellâllar elinde teşhir sûretinde gezdirmeye lâyık (iken), maatteessüf gâyet gizli perde altında intişâr ve istitâra mecbûr olmuş tur. 8.Ş: 734
Risâle-i Nûr Kökleşiyor. İnşâallah onu hiçbir şey’ koparamayacak ensâl-i âtiyede de devâm edip gidecek tir. K: 121
Risâle-i Nûr Külliyâtı yüzotuz parçadan müteşekkil îmân, ilim ve fazîlet hazînesi hükmünde dir. Em: 135, elmas ve cevher dir.B: 158
Risâle-i Nûr Külliyâtı Kur’ân-ı Kerîm'in cihanşümûl bahçesinden derilen bir gül demetidir. Binâe¬naleyh onda, o mübârek ve İlâhî bahçenin nûru, havası, ziyâsı ve kokusu vardır: 20
Risâle-i Nûr Külliyâtı tılsım-ı kâinâtın muammâsını keşf ve halleden bir keşşâf tır T: 641, ilm-i kelâmda teceddüd yap mıştır. T: 47
Risâle-i Nûr Külliyâtı hal ve istikbâlin bir mürşid-i ekberi ve bir rehber-i a’zamı dır. T: 641, nûr ve feyiz hazînesi, irfân ve kemâlât menba’ı dır. T: 641
Risâle-i Nûr Külliyâtı gerek bu asrın, gerekse önümüzdeki asrın beşerîyetini fikir karanlıklarından kurtarıp, tenvir ve irşâd edecektir. T: 641
Risâle-i Nûr Külliyâtı yalnız bu vatan ve millet için değil, Âlem-i İslâm ve bütün beşerîyetin ihtiyâcına cevâb verecek bir külliyât olarak te'lif edilmiştir. T: 641
Risâle-i Nûr Külliyâtı her insan için en mühim mes'ele olan "Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazîfem nedir? Bu mevcûdât nereden gelip nereye gidi¬yorlar? Mâhiyet ve hakîkatları nedir?" gibi suâllerin cevâbını vâzıh ve kat'î bir şekilde, çekici bir üslûb ve güzel bir ifâde ile beyân edip rûh ve akılları tenvir ve tatmin eder.T: 680, Envâr-ı Kur’ân’ın dellâlı ve ilâncısı dır. G.M.1: 360
Risâle-i Nûr Külliyâtı emsâlsiz bir tarzda muannid feylesofları da susturan bir ma’nevî tefsîrdir. T: 681, îmânı kurtarıyor. K: 83
Risâle-i Nûr Külliyâtı ilim ve felsefe sâhâsında bir teceddüd yap mıştır. G.M.3:90
Risâle-i Nûr Külliyâtı mukaddes kitâbımız olan Kur’ân’ın hakîkatlarını rasyonel ve objektif bir şekilde îzâh edip insanîyetin istifâdesine arzedilen bir külliyâttır. T: 681, hakîkat ve hidâyet ummânı dır. G.M.1: 362
Risâle-i Nûr Külliyâtı bütün Kur’ânın mezâyâ ve mu’cizâtından bahseder. G.M.1: 360

selam ve duayla