Kanaatin faziletleri
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı.
Abdullah Bey: “Kanaat etmek ne demektir? Faziletleri
nelerdir?”
SÖZLÜKTE KANAAT
Kanaat sözlükte, elindekini yeterli bulma, kazancı ile
yetinme, neticeye razı olma, hakkıyla çalıştıktan sonra
eline geçenden hoşnut olma, verilen ile kanma, doyuma
ulaşma, itminan bulma gibi anlamlara gelir.
İnsana çalışma gücünü veren, çalışma imkânları
lütfeden ve nihayet çalışması sonucunda insanı
kazançlı kılan ve insanı rızıklandıran Allah’tır.
Bu süreçlerin herhangi bir yerinde beşerin payı var
mıdır?
Beşerin ne payı olabilir ki?
İnsan çalışıp kazanıyorsa, insanın bunda payı sadece
meyledip yönelmesidir.
İnsan yönelince, insanın çalışma azminden ve çalışma
gücünden tutun, çalışma imkân ve mekânlarına,
çalışma neticesinde kazancından, hayatın devamını
sağlayan rızıklara kadar yaratan Allah’tır ve insanın bu
sürecin hiçbir yerinde hiçbir şeyi yaratmaya gücü ve
kudreti yoktur.
KANAATSİZLİK ŞİRKE AÇILAN KAPIDIR
İnsanoğlu bunlara itiraz etmiyor aslında. Öyleyse belirli
bir süre çalışıp kasasını saydığında, o günkü kazancını
o şekilde verenin Allah olduğunu bilmesi gerekiyor.
Aksi takdirde, kazanç yapmanın kendine ait olduğunu
düşünmesi halinde:
1- Öncelikle tevhid inancı bundan yara alır. Yani kişi
şirke girer.
2- Allah’ı bilmemiş ve şükretmemiş olur.
3- Kazancını azımsarsa, çalışma şevki kırılır. Yeterli
bulursa da Allah’a şükredeceğini hatırlamaz. Çünkü
bunu kendisinin yapıp yarattığını düşünür. Karun gibi,
“Bu benim ilmimin ve çalışmamın ürünüdür” der ve
dalâlete girer.
Dolayısıyla kanaat burada, kazancını taraf-ı İlâhî’den
teslim alırken gerekiyor.
KANAAT TÜKENMEZ HAZİNEDİR
Kanaat eden kişi demek istiyor ki: Bunu veren Allah’tır;
şükürler olsun!
Nitekim esnafımızın parasını kasasına koyarken
söylediği “bereket versin” duâsı tam bir kanaat ve
tevhid ifadesidir. Verenin Allah olduğunu teslim ve ikrar
ediyor. Saydığı bu paranın, kendisi için tahsis edilmiş o
anki nasibi olduğunu biliyor.
Nitekim Kur’ân, “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret
yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın
sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap”1 buyuruyor.
Böyle bir kanaatle kişi, ilk plânda sevabın yanında –
tabir caizse- promosyon olarak şunları kazanmıştır:
1- Tevhid inancını amelî kılmış, yaşamıştır.
2- Şirke girmemiştir.
3- Allah’a şükretmiştir. Çünkü Bediüzzaman’ın
ifadesiyle, kanaat şükrün ölçüsüdür, tezahürüdür.2
4- Çalışma şevki kırılmamış, artmıştır.
5- Tükenmez bir hazine bulmuştur. Nitekim Peygamber
Efendimiz (asm): “Kanaat tükenmez bir hazinedir”3
buyuruyor.
6- Kazancı ve kanaati ona huzur vermiştir.
7- Daha çok kazanmak için bu günden adım atmıştır.
Bediüzzaman diyor ki: “Eğer malı çok seversen, hırsla
değil, belki kanaatle malı talep et, tâ çok gelsin.”4
RESULULLAH (ASM) BUYURDU Kİ:
“Zenginlik mal zenginliği değil, kalp zenginliğidir. Allah,
bir kulu için hayır murad ettiğinde onun gönlünü zengin
eder ve kalbine kanaat verir. Şer murad ettiğinde onun
ihtiyacını iki gözü arasına koyar.”5
“Ne mutlu o kimseye ki, İslâmiyet’e erişti, rızkı kâfi
miktarda oldu ve rızkına da kanaat etti.”6
Allah buyurdu ki: “Kaderime inanan, takdirime razı
olan, verdiğim rızka kanaat eden, Benim için hevasını
terk eden genç, Benim indimde bazı meleklerim
gibidir.”7
GÜNÜN DUÂSI
Ya Rab! Ya Rahman! Ya Rezzak! Ya Vehhab!
Nefsimi imanınla tezyin et! Sana kavuşma arzusuyla
tekrim et! Takdirine razı kıl! Verdiklerine kanaatla
zengin kıl! Hevayı terk etmekle tahsin et! Edep, iffet ve
istikametle taltif buyur! Zat-ı Mualla’n ile mutmain
eyle! Âmin!
Dipnotlar:
1- Kasas Sûresi: 77.
2- Mektubat, s. 350.
3- Süyûti, el-Fethü’l-Kebîr, 2:309.
4- Mektubat, s. 263.
5- Ramuzul-Ehadis, s. 294.
6- Ramuzul-Ehadis, s. 313.
7- Ramuzul-Ehadis, s. 514.