Kıyâmete kadar olacak önemli hadiseler
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı.
İzmir’den Salih Sütçüoğlu: “Hazret-i Peygamber (asm)
son peygamberdir. Kıyâmete kadar olacak önemli
hâdiseleri nübüvvet gözüyle görüp haber vermiştir.
Âlem-i İslâm’a yapılan bu fecî taarruzdan haber vermiş
midir? Bu konuda hadisler var mıdır?”
Söz, Peygamber Efendimiz aleyhissalâtu vesselâmın:
Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Nefsim kudret elinde bulunan Allah’a yemin olsun ki,
îmâmınızı öldürmedikçe, kılıçlarınızı birbirinize
kullanmadıkça, dünyanıza kötüleriniz varis olmadıkça
kıyamet kopmayacaktır.” (1)
Ebû Mûsâ radiyallahü anh anlatmıştır: Resûlullah
Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdu:
“Sizden sonra gelecek günler vardır ki, o günlerde ilim
kaldırılacak ve herc çoğalacaktır!”
Ashab-ı Kirâm (ra):
“Yâ Resûlallah! Herc nedir?” dediler.
Resûl-i Ekrem aleyhissalâtu vesselâm: “Öldürmektir.
Öldürmektir. Öldürmektir.” Buyurdu. (2)
Hz. Ebû Hüreyre (ra) ve Hz. Enes radıyallahu anh
anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm
buyurdular ki:”Kıyamet kopmazdan önce gece
karanlığının parçaları gibi fitneler olacak. O vakit kişi
mü’min olarak sabaha erer de kâfir olarak akşama
kavuşur. Mü’min olarak akşama erer, kâfir olarak
sabaha kavuşur. Birçok kimse azıcık bir dünyalık
mukabilinde dinlerini satarlar.” (3)
Ömer ibn-i Hamza (ra) bildirmiştir: Resulullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Sizler
Yahûdîlerle muhakkak savaşacaksınız! Harp o kadar
şiddetli olacaktır ki, hattâ taş: “Ey Müslüman! Şu
arkamdaki bir Yahûdî’dir! Gel de onu öldür!”
diyecektir.” (4)
Abdullah bin Ömer (ra) bildirdi: Resûl-i Ekrem
Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdu:
“Yahûdîler sizinle savaşacaktır! Fakat netîcede siz
onlara musallat kılınacaksınız! Öldürme o kadar
şiddetli olacak ki. Bir kaya parçası: “Ey Müslüman! Şu
arkamda duran kişi bir Yahûdî’dir. Onu öldür!” diye
haber verecektir.” (5)
Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: Resûl-i Ekrem Efendimiz
aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdu: “Müslümanlarla
Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O
harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri
öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına
saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey
Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudi’dir, hemen gel de
öldür onu!” diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı
müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.” (6)
Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: : Resûl-i Ekrem Efendimiz
aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdu: “İlim inkırâza
uğramadıkça, depremler çoğalmadıkça, zaman yaklaşıp
gece ile gündüz bir olmadıkça, fitneler meydana
çıkmadıkça, adam öldürme olayları artmadıkça,
aranızda mal çoğalıp sel gibi akmadıkça, halk yüksek
kâşâneler yapma yarışına girmedikçe kıyâmet
kopmayacaktır. Kıyâmet öyle bir ansızın kopacaktır ki,
sağmal devenin sütünü sağıp gelen kişiye sütü içmek
nasip olmayacaktır. Yemek yiyen kişi lokmasını ağzına
götürecek, fakat yemek nasip olmadan kıyamet ansızın
kopacaktır.” (7)
Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah
aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ümmetimden
bir kısım insanlar Dicle denen bir nehir yanında, Basra
denen geniş bir düzlüğe inerler. Nehrin üzerinde bir
köprü vardır. Oranın halkı kısa zamanda çoğalır ve
Müslümanların beldelerinden biri olur. Ahir zamanda
geniş yüzlü, küçük gözlü olan Benî Kantûra gelip nehir
kenarına inerler. Bura halkı üç fırkaya ayrılır:
“-Bir fırka sığır ve kır develerinin peşlerine takılırlar
(dünya işlerine çok dalarlar, bunlar) helak olurlar.
“-Bir fırka nefislerini(n kurtuluşunu esas) alırlar (ve
Benî Kantûra ile sulh yolunu) tutarlar. Böylece bunlar
küfre düşerler.
“-Bir fırka da çocuklarını geride bırakıp onlarla
savaşırlar. İşte bunlar şehit olurlar.” (8)
Bu hadislerin açıklamalarına gelince: Allah Resûlü
(asm) bu hadislerinde, Müslümanların kıyâmete yakın
zamanlarda,
1-Îmân zaafına düşeceklerini, 2-İyiliği emredip,
kötülükten sakındırma işini ihmal edeceklerini, 3-Îmân
zaafından dolayı yer yer iç kargaşaya ve iç kavgalara
sürükleneceklerini, 4-Kötülerin ve zâlimlerin mâsûmlar
üzerinde hâkimiyet kuracaklarını, 5-Dünyada kötülerin
ve şerirlerin şiddetli rahatsızlık unsuru olacaklarını
haber vermiştir.
Hadislerde Müslüman’ların Yahûdîlerle savaşacakları
açık bir dil ile bildirilmiştir. Bu savaşta Müslüman’ların
saldırgan taraf olmayacağını da hadîslerin metninden
anlamak mümkündür. Müslüman’lar savunmada
olacaklar ve dâvâlarında haklı bulunacaklardır. Bundan
dolayı; Müslüman olsun gayr-i Müslim olsun dünya
kamu oyunu arkalarına alacaklardır. Hadiste taş ve
ağacın konuşmasıyla teşbih edilen ses, insanlığın ortak
vicdanıdır, yani dünya halklarının ortak sesidir.
Demek, dünya kamu oyu Yahûdî’leri tasvip
etmeyecektir. Ancak Yahûdî’leri saldırganlıklarında
tasvip eden, onlara destek veren, onları koruyan ve
kollayan ve onlar adına savaşan bir kavim olacaktır.
Bu kavim, istikbali çok net gören Peygamber Efendimiz
(asm) tarafından “Garkad Ağacı” olarak tasvir ve teşbih
edilmiştir.
O zaman henüz kurulmamış olan Basra ve Bağdat
kentlerinin kurulacağını ve buralarda Müslüman halkın
yaşayacağını Allah Resûlü (asm) mu’cizevî bir şekilde
haber vermiştir. Nitekim bu hadis-i şerife Üstad
Bedîüzzaman Hazretleri de temas etmiştir. (9)
Bu kente saldıracağı bildirilen Benî Kantûra, hadis
yorumcuları tarafından “Türkler” olarak
yorumlanmıştır. Bilindiği gibi hicrî 656 tarihinde Bağdat
bir kez de Hülâgu tarafından yakılıp yıkılmıştır. Böylece
Benî Kantûrâ’nın yorumu çıkmıştır. Fakat günümüzde
Yahûdîlerle dirsek teması bulunan Amerikan ve
İngiliz’in Bağdat’ı ve Basra’yı yeniden yakıp yıkması,
Benî Kantûrâ zulmünü, bu defa Yahûdî’lere destek
veren Garkad Ağacı teşbihiyle birlikte, bir defa daha
gündeme getirmiştir.
Günümüzde Yahûdî fitnesinin Orta doğuyu ne derece
ateş Cehennemine çevirdiği mâlûmdur. Hadislerden
anlaşılan odur ki, Yahûdî’ler bozguna uğratılıncaya
kadar bu savaş âhir zamanın acı bir musîbeti olarak
devam edecektir. Allah hayıra tebdil eylesin. Âmîn.
Dipnot:
(1) Tirmizî, Fiten 9, (2171).
(2) Bakınız: Müslim, Fiten 18, (157);Tirmizî, Fitne, 28;
(3) Tirmizî, Fiten 27, 30, (2196);
(4) Müslim, Fiten, 80;
(5) Müslim, Fiten, 81;
(6) Müslim, Fiten, 82;
(7) Buhârî, 12/2123;
(8) Ebu Davud, Mehalim 10, (4306).
(9) Mektûbât, s. 112