Kimler dünyayı sevmez?
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı.
İMO rumuzlu okuyucumuz: “Dünyayı ne ölçüde ve ne
kadar sevebiliriz?”
VARILACAK YER ALLAH’IN HUZURUDUR
Cenâb-ı Hak dünyayı ve dünyadaki her şeyi güzel
yarattığını, fakat bunların geçici olduğunu,
aldanılmaması gerektiğini, asıl dönülecek ve varılacak
yerin Allah’ın huzuru olduğunu bildiriyor.
İşte bir âyet:
“Nefsanî arzulara, kadınlara, oğullara, hesapsız şekilde
biriktirilip istif edilmiş altın ve gümüşe, salma atlara,
davarlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici
kılındı. Bunlar dünya hayatının geçici menfaatleridir.
Hâlbuki varılacak güzel yer, Allah’ın katıdır.”1
DÜNYANIN ÜÇ YÜZÜ VARDIR
Bedîüzzaman Saîd Nursî bildiriyor ki, dünyanın üç yüzü
vardır:
1- Dünyanın birinci yüzü, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerine
bakar. Allah’ın isimlerinin nakışlarını gösterir. Mânâ-yı
harfiyle, yani ayna gibi başkasını gösteren vücudu ile
Allah’ın isimlerinin aynası hükmündedir. Dünyanın bu
yüzü Allah’ın hadsiz isimlerinin hadsiz mektupları
mahiyetindedir; bu yüz gâyet güzeldir. Nefrete değil;
aşk derecesinde sevilmeye lâyıktır. Çünkü dünyanın bu
yüzü sevildikçe, neticede Allah’ın isimleri sevilmiş olur.
2- Dünyanın ikinci yüzü âhirete bakar. Âhiretin
tarlasıdır. Cennetin fidanlığıdır. Rahmetin çiçekliğidir.
Dünyanın bu yüzü de, birinci yüzü gibi güzeldir. Çünkü
bu yüzde ekilen her şey Allah’ın izniyle âhirette
ebediyen meyve verecektir. Şu halde bu yüz de tahkire
değil; muhabbete lâyıktır.
3- Dünyanın üçüncü yüzü, insanın heveslerine bakan,
gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın oyuncağı
hükmüne geçen yüzüdür. Dünyanın bu yüzü gâyet
çirkindir, gâyet tehlikelidir. Çünkü fânîdir. Çünkü yok
olucudur. Çünkü, elemlidir. Çünkü keder vericidir.
Çünkü aldatıcıdır. İşte âyetlerin ve hadislerin dikkat
çektiği ve sevgisine aldanmamak için uyardığı yüz, bu
yüzdür. Sevilmemesi gereken, nefret edilmesi gereken,
kendisinden Allah’a sığınılması gereken yüz, bu
yüzdür.
KİMLER DÜNYAYI SEVMEZ?
Bediüzzaman’ın tasnifine göre dört sınıf insan dünyayı
tahkir eder ve sevmez:
1- Ehl-i mârifettir. Cenâb-ı Hakk’ı derinden bilmeye,
O’nu tanımaya, sevmeye, rızasını kazanmaya ve O’na
ibadet etmeye mâni olduğu için ehl-i marifet dünyayı
sevmez.
2- Ehl-i âhirettir. Âhiret nimetlerine düşkün, gece
gündüz âhiret için hazırlanan, ebedî hayat için çalışan
kimseler dünyanın geçim derdi, çoluk çocuk derdi, aşı
ve işi gibi bir takım zorunlu çalışmalarından rahatsız
olurlar. Âhireti bilen ve âhirete hazırlanan, fakat
dünyanın zarûrî işlerinden dolayı âhiret amelinden geri
kalan bu kimseler, Cennetin güzelliklerine nisbeten
dünyayı çirkin görürler. Nitekim dünyanın bütün
güzellikleri, Cennetin güzelliklerine oranla hiç
hükmündedir.
3- Ehl-i dünyadır: Dünyayı sevmeyen üçüncü sınıf
insan grubu ehl-i dünyadır. Bir kısım ehl-i dünya,
dünyayı aslında sevmez; çünkü eline geçiremez. Fakat
bu sevmemek, dünyanın nefretinden değil; dünyanın
sevgisinden ileri geliyor ve makbul değildir.
4- Ehl-i dünyadır: Dünyayı sevmeyen dördüncü sınıf
insan da aslında yine ehl-i dünyadır. Bu kısım ehl-i
dünya ise, dünyayı eline geçiriyor, yatıyla, katıyla,
parasıyla, puluyla dünyayı ayaklarına serilmiş buluyor,
dünyayı dolu dolu yaşıyor.
Fakat ne çâre; dünya durmuyor, gidiyor. Onu da
beraber götürüyor. O da bunu anlıyor ve kızıyor. Sırf
teselli bulmak için dünyadan nefret ettiğini söylüyor.
“Pistir!” diyor. Oysa bu sevmemek de dünya
sevgisinden ileri geliyor. Dünya ile ilgili olarak makbul
sevmemek ise, ilk iki sınıf olan ehl-i mârifet ve ehl-i
âhiretin sevmemekliğidir. 2
KALBİN İÇİ ALLAH’A AİTTİR
Dünyayı âhiretin bir tarlası, Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinin
aynası ve geçici bir misâfirhânesi olarak sevmenin,
nefs-i emmâre karışmamak şartıyla Cenâb-ı Hakk’a ait
bir sevgi olduğunu bildiren Bedîüzzaman, bunun için
dünyayı ve dünyadaki varlıkları mana-yı ismiyle değil,
mana-yı harfiyle sevmemiz gerektiğini söylüyor. Yani
Bedîüzzaman’a göre dünya, “Ne güzeldir!” diye değil;
“Ne güzel yapılmış ve yaratılmıştır!” diye sevilmelidir,
kalbimizin içine Allah’tan başka sevgilerin ve
muhabbetlerin girmesine izin vermemelidir, çünkü
kalbin içi Allah’a mahsustur.
Bedîüzzaman Hazretleri, dünyayı âhiretin tarlası ve
Allah’ın isimlerinin aynası hükmünde görerek sevmenin
ahiretteki neticesinin, dünya kadar, fakat fani dünya
gibi fani olmayan bâkî bir Cennet olduğunu
müjdeliyor.3
Dipnotlar:
1- Âl-i İmrân Sûresi, 3/14.
2- Sözler, s. 571, 572.
3- Sözler, s. 592.