İSTİKAMET İMTİHANI ŞİDDETLİ OLUYOR

Hidayete ve nimete erme açısından şu insanlık tarihini bir incelesek, karşımıza öyle kareler çıkıyor ki… Şaşkınlıktan parmağımızı ısırıyor, dudağımızı dişliyoruz!

Anlıyoruz ki, Allah hiç kimseye özel ve soylu kimliği dolayısıyla hidayet vermiyor.

Hiç kimse takvası var diye, ibadeti, hizmeti, aşkı, sadakati, teslimiyeti, ihlâsı, istikameti var diye Cenneti garantilemiş olmuyor!

Bilâkis, bu değerlerin mevcudiyeti nispetinde imtihan şiddetleniyor.

İnsafsız elekler artıyor.

Ayağı kaydırabilecek sebepler ziyadeleşiyor.

Ha; Allah rahmet etmiyor mu? Yardım etmiyor mu?

Hiç şüphesiz inayetini de, rahmetini de, nusretini de esirgemiyor.

Ancak ihlâs ve istikamet imtihanı şiddetli oluyor!

Peygamber Efendimiz (asm) bu sebeple, “İnsanlar helâk oldu. Âlimler müstesna. Âlimler helâk oldu. İlmiyle amel edenler müstesna. İlmiyle amel edenler helâk oldu; ihlâslı olanlar müstesna! İhlâslı olanlar da çok büyük tehlike içindedirler” 1 buyuruyor.

Risale-i Nur’a işaret eden âyetlerin ikincisi Hud Sûresi’nde bulunan “Emrolunduğun gibi istikamet içinde ol!”2 âyetidir.

Bu istikamet emrinin imtihan şiddeti, Peygamber Efendimiz’e (asm) iltimas geçmemiştir. Öyle ki, Nebiyy-i Zişan Efendimiz (asm): “Hud Sûresi beni ihtiyarlattı.” 3 buyurmuştur.

Haşiye - Dipnotlar
1- Keşf-ül Hafa 2:3: 12
2- Hud S. 112
3- Tirmizî, Tefsîr, 56; el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:343.