Bismillahirrahmanirrahim

“İgra…Bismirabbikellezi Halak…Halakal insane min Alak” (Oku! Seni Yaratan Rabbinin Adıyla Oku! O İnsanı Alak(embriyo)tan Yarattı)

“İgra!..”

Kur’an’ın nüzul eden ilk ayetini biraz tefekkür edince her insanı şaşırtan bir şey çıkıyor karşısına. Sözün kıymeti, kimin söylediği, kime söylediği, hangi makamda söylediği gibi esaslarla bakılınca gözükür. İlk ayet olan “Oku!” emrini bu kıstaslarla incelersek, Kainatın Yaratıcısı olan Allah(c.c.), ulvi ve çok yüksek bir gaye için yarattığı insanların, en şereflisi olan Alemlere Rahmet Habibine (sav) ilk Kelamı “Oku” oluyor. Ulvi maksad ve gayemiz adına ilk mesaj; “Oku”. İşte belki de en can alıcı kısım; Allah Resulu(sav) okuma veya yazma bilmiyor(!)

Peki “Oku” nun manası nedir? Okunması istenen şey nedir? Okumak ne demektir? Okumak sadece kağıt üzerindeki yazılardan mı olur? Devamındaki ayetleri zikredip düşünmeye devam edelim: “Seni Yaratan Rabbinin adıyla oku!” “O İnsanı bir Alak’tan yarattı”

Oku emredildikten sonra ikinci olarak ..Rabbinin adıyla.. -Neyi?- O insanı embriyodan yarattı.. silsilesiyle nazarı insana çaviriyor. Acaba insandan okunması istenen kendisi midir? Buraya girmeden evvel bir noktaya temas etmekte fayda var.

Üstad Risale-i Nur’da bize Rabbimizi tanıttıran 3 büyük muallimi şöyle sayıyor; Peygamber Efendimiz(sav), Kur’an-ı Kerim ve şu Büyük Kainat Kitabı. Demek ki Kur’an’ın ve Resulullah’ın zeki ve has bir şakirdi olan Bediüzzaman bize bir şey öğretiyor; Kainat da gördüğümüz her şey, Allah’ın isimlerine delillik yapan ayetlerdir. Heryerde Allah’ın bize gönderdiği mektuplar, ayetler, kasideler yazılı. Allah isimlerini her ayete ayrı nakşetmiş. Yani biz, karlar erirken dağ üzerinde Allah yazısı görünce şaşırarak bir nevi hata etmişiz! Aslında her yerde Allah yazmakta! Ancak elbette bakmak ile görmek arasında bir fark var. “Hakk’tan ayan bir nesne yok, gözsüzlere pinhan imiş(gizlenmiş)” Üstad 40 yaşlarındayken şunu ifade ediyor; “30 senelik tahsil hayatımda öğrendiğim 4 kelimedir; mana-yı ismi, mana-yı harfi, nazar ve niyet” İşte bu dev mercek ile kainatı okursak, İlahi Murada inşallah kavuşacağız. Herşeye mana-yı harfi ile NAZAR edersek, yani bizi “Yaratan Rabbimizin Adıyla” okursak, o sırlar aşikare gözükmeye başlar.

Ayet, “oku” dedikten sonra Allah’ın adıyla okumak şartıyla, nazarı insana çeviriyor. Burada akla Bediüzzaman’ın “Ey kendini insan bilen insan!

Kendini oku. Yoksa, hayvan ve câmid hükmünde insan olmak ihtimâli var.” Sözü geliyor. İnsanda öyle bir cevher vardır ki; Eğer iman ile kendimizi ve kainatı okursak en yükseklere çıkarız, o cevher açığa çıkar, kainata halife olur, namaz miracıyla Kainatın Rabbine muhatap oluruz; ama okuyamazsak hayvandan aşağı düşeriz. Unutulmamalı ki elmas da karbon maddesinden oluşur kömür de…

23.Sözde , 31.Pencerede, 32.Sözün 3. Mevkıfında ve Risale-i Nurun sair yerlerinde bu mesele müthiş bir şekilde izah edilmiştir. Sözü Risale-i Nur’a havale ederek ifade etmeli ki, nazarımız sihirli bir değnek gibi elimize verilmiş. Eğer Allah hesabına bakarsak -1saat tefekkür 1 sene nafile ibadetten hayırlıdır- sırrınca Allah’ı tanıma ve ona kulluk etme gayesiyle yaratılan insan, insaniyetini kazanır. Yoksa, mide ve şehvet eksenli dünyevi başka bakmakları büyükbaş hayvanlar da yapıyor, insana ihtiyaç bırakmıyor.

[Osman Sungur Yeken]