Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

8 sonuçtan 1 ile 8 arası

  1. #1
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2012
    Mesajlar Mesajlar
    9
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 0 + -40


    5 üyeden 0 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Bediüzzaman'ın müjdelediği Hz. Mehdi (a.s.)

    Peygamberimiz (sav) hadislerinde, her yüzyıl başında Allah'ın yeryüzüne bir müceddid (dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre izah etmek üzere gönderilen büyük alim) göndereceğini müjdelemektedir:


    Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah her yüz sene başında şu ümmetin dinini bidatten (dine sonradan sokulan hurafelerden) ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) BİR ZATI gönderir. (Sünen-i Ebu Davud, 5/100)


    Bediüzzaman Said Nursi Hicri 13. asrın büyük müceddididir. Allah ona üstün bir ilim ve hikmetle lütufta bulunmuştur. Bediüzzaman, Risale-i Nur gibi önemli bir külliyat meydana getirerek Allah’ın izniyle yüzbinlerce insanın hidayetine, imanda derinleşmelerine, inkar sahiplerinin Allah’a iman etmelerine ve doğruyu görmelerine vesile olmuştur.


    Bediüzzaman, Risale-i Nur külliyatında geleceğe dair de birçok önemli haber vermiştir. Said Nursi’nin ileriye yönelik tahminleri mucizevi şekilde gerçekleşmiş, Allah gerçekleşecek birçok olayı kendisine ilham etmiştir. Neredeyse yarım asır önce yaşamış olmasına rağmen Bediüzzaman’ın günümüze bakan ve gerçekleşeceğini ümit ettiğini bildirdiği birçok olay vardır. Eserlerinde, dünya üzerinde yaşanacak olan siyasi gelişmeler, İslam aleminin geleceği ve çeşitli ülkelerin karşı karşıya kalacakları bazı durumlarla ilgili önemli detaylar vermiştir. Örneğin 1971 yılında meydana gelen sosyal olayları yirmi yıl öncesinden haber vermiş ve söyledikleri eksiksizce gerçekleşmiştir (Şualar, sf 260). İslam dünyasının durumu ve geleceğine dair konuşma yaptığı 1951 yılındaki ünlü Şam Hutbesi’nde ise Bediüzzaman, 1981, 1991 ve 2001 yıllarında meydana gelecek olan önemli olaylara işaret etmiş ve bu büyük olaylar da aynı Bediüzzaman’ın söylediği şekilde vuku bulmuştur (Hutbe-i Şamiye, sf. 27).

    Bediüzzaman’ın ileriye yönelik olarak verdiği haberlerden bir diğeri ise, kendi zamanından neredeyse 80 sene sonra vuku bulan “komünizmin yıkılması” olayıdır. Said Nursi yıllar önce kimsenin hayal bile edemeyeceği bu olayı bir Rus askerine açıklamıştır (Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Sait Nursi, s.144, Nesil Yayınevi). Bediüzzaman ayrıca ileride bir Avrupa Birliği’nin oluşacağını da yine önceden haber vermiştir. (Emirdağ Lahikası, sf. 499) (Münazarat, sf. 107)


    Bediüzzaman aynı şekilde öleceği tarihi, ölümünden bir süre sonra kendi mezarının yıkılacağını ve ayrıca bu olayın da hangi tarihte gerçekleşeceğini de 1921 yılında, Lemaat adlı eserinde yazdığı bir şiir ile ölmeden önce haber vermiştir. (Mektubat, sf. 89) Said Nursi, bu şiirinde işaret ettiği gibi, Hicri 1379 yılında vefat etmiştir. Yine şiirinde belirttiği gibi ölümünden bir süre sonra, Hicri 1380 yılında mezarı yıkılmış ve mübarek bedeni başka bir yere nakledilmiştir.

    Buradaki örneklerde olduğu gibi, Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde vermiş olduğu diğer tüm bilgiler ve geleceğe yönelik işaretler de yine hep doğru çıkmıştır. Kuşkusuz ki tüm bunlar Allah’ın rahmetiyle gerçekleşen mucizevi olaylardır. Dolayısıyla Allah’ın üstün bir ilimle desteklediği böyle mübarek, feraset ve ilim sahibi bir şahsın gelecekle ilgili olarak vermiş olduğu diğer bilgilerin de dikkatle incelenmesi ve araştırılması gerekir. Özellikle de ilerleyen satırlarda anlatılacak olan, tüm Müslümanlara bir rahmet olarak ahir zamanda geleceği müjdelenen Hz. Mehdi’ye yönelik bilgilerin ve işaretlerin büyük bir şevk ve heyecanla takip edilmesi son derece önemlidir.


    Bediüzzaman Hazretleri Hz. Mehdi (a.s.)'ın geleceği tarihte hayatın dairesi geniş olacak, süfyanın komitesi yerle bir edilecek ve İslam dünyaya hakim olacak diye bildiriyor

    Adnan Oktar’ın 12 Eylül 2010 tarihli Kanal Avrupa röportajından



    Bediüzzaman Hz. Mehdi’nin Gelişini Nasıl Müjdelemiştir?

    Bediüzzaman, Risalelerin birçok yerinde, yukarıda yer alan olaylar ve tarihler gibi, gelecekte gerçekleşecek önemli olaylardan bahsetmiştir. Bunlar arasında ahir zaman alametleri ve Hz. Mehdi konusu ise çok geniş bir yer tutmaktadır. Bediüzzaman “hakiki beklenen ve bir asır sonra gelecek olan zat” (Kastamonu Lahikası, 57) şeklinde ifade ettiği Hz. Mehdi’nin gelişinin, Allah’ın bir vaadi olduğunu ve mutlaka gerçekleşeceğini şöyle bildirmiştir:


    Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında(fitnelerin olduğu, karışık bir zaman), elbette en büyük BİR MÜCTEHİD (ihtiyaç hasıl olduğunda ayet ve hadislerden hüküm çıkaran büyük İslam alimi ve önderi), hem en büyük BİR MÜCEDDİD (dini açıklayan büyük alim), hem HAKİM, hem HZ. MEHDİ (hidayete vesile olan), hem MÜRŞİD (doğru yolu gösteren), hem KUTB-U AZAM (en büyük yol gösterici) olarak BİR ZAT-I NURANİYİ (Nurani bir şahsı) gönderecek ve O ZAT da, ehl-i beyt-i Nebeviden (Peygamberimiz (sav)’in soyundan) olacaktır... Kadir-i Zülcelal HZ. MEHDİ İLE DE, ALEM-İ İSLAM’IN ZULÜMATINI (İslam aleminin üzerindeki karanlıkları) DAĞITABİLİR. Ve vaad etmiştir, vaadini elbette yapacaktır. (Mektubat, sf. 411-412)


    Bediüzzaman, hem kendisinden sonraki asırda gelecek olan müceddid olması, hem de 1400 senedir tüm Müslümanların şevk ve heyecanla beklediği kutlu bir şahıs olması nedeniyle, eserlerinde Hz. Mehdi'den çok açık ve detaylı olarak bahsetmiştir. Risale-i Nur’da ahir zaman alametlerinden, Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez gelişinden, Hz. Mehdi’nin cemaatinden, görevlerinden ve Hz. İsa ile birlikte hareket edeceğinden söz edilmektedir. Bunun yanı sıra Hz. Mehdi’nin geliş vakti, geleceği ortamın şartları, göreve başlayacağı yer, onu diğer müceddidlerden ayıran görevleri ve bu görevinde ona yardım edecek şahıslar hakkında da önemli bilgiler verilmektedir.

    Bediüzzaman kendisinin Hz. Mehdi’ye zemin hazırlayan bir öncü olduğunu bildirmiştir

    Bediüzzaman, Hz. Mehdi ve yardımcılarını “baharda gelecek kudsi çiçekler” kendisini ise, “bu mübarek şahsın neferi (askeri)” olarak nitelendirmiş, yapmakta olduğu hizmetleriyle Hz. Mehdi’ye zemin hazırladığını belirtmiştir:


    O ileride gelecek ACİB ŞAHSIN (şaşılan ve hayret uyandıran) bir hizmetkarı ve ONA yer hazır edecek bir dümdarı (önceden gelen takipçisi) ve O BÜYÜK KUMANDANIN pişdâr bir neferi (öncü bir askeri) olduğumu zannediyorum. (Barla Lahikası, 162)

    Çok zaman evvel bir ehl-i velâyetten işittim ki; O ZAT, eski velilerin gaybi işaretlerinden istihrac etmiş (bir anlam çıkartmış) ve kanaati gelmiş ki: “Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid’atlar zulümatını (dine sonradan girmiş olan hurafelerin oluşturduğu karanlığı) dağıtacak.” Ben, böyle bir nurun zuhuruna (ortaya çıkışını) çok intizar ettim (gözledim) ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle O NURANİ ZATLARA zemin izhar ediyoruz (hazırlıyoruz). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 189, Mektubat, 34)


    Said Nursi, Kastamonu Lahikası’nda Hz. Mehdi ve cemaatini “ahirzamanın sahipleri” olarak nitelendirirken, Hz. Mehdi’nin Allah’ın izniyle kesin olarak geleceğini de açıkça ifade etmiştir. Hz. Mehdi ve öğrencilerinin etki alanlarının gittikçe genişleyeceğini ve onların bu ihlaslı çabalarıyla güzel sonuçlar alacaklarını haber vermiştir:


    Ta ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde asıl sahipleri, yani HZ. MEHDİ ve ŞAKİRTLERİ (talebeleri), Cenab-ı Hakk’ın izniyle gelir, o daireyi genişletir ve o tohumlar sünbüllenir. Bizler de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 138-Kastamonu Lahikası, sf. 72)


    1) Bediüzzaman bu sözünde Hz. Mehdi’nin geleceğinden hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık bir şekilde bahsetmektedir.
    2) Yine bu sözünden Bediüzzaman’ın Hz. Mehdi’den bir şahsı manevi olarak değil, ZATIYLA ve TALEBELERİYLE birlikte gelecek bir şahıs olarak bahsettiği de açıkça anlaşılmaktadır.

    Bediüzzaman, Hz. Mehdi’nin diğer müceddidlerden farkını nasıl açıklamıştır?


    Bediüzzaman, Kuran ahlakını dünya üzerinde hakim kılmak amacıyla önceki asırlarda da bazı Müslüman şahısların geldiğini, ancak bunların hiçbirinin, ahirzamanda Hz. Mehdi’nin yapacağı üç önemli görevi yerine getirmediklerini ifade etmiştir (Emirdağ Lahikası, sf. 260).


    Said Nursi ayrıca Hz. Mehdi’den önce gelmiş olan bu şahısların, Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde belirttiği özelliklere uymadıklarını da belirtmiştir:


    Ayrıca hem iki Deccal’in sıfatları ve halleri ayrı ayrı olduğu halde, mutlak gelen rivayetlerde iltibas oluyor (karıştırılıyor), biri öteki zannedilir. Hem “BÜYÜK HZ. MEHDİ”nin halleri SABIK HZ. MEHDİLERE (önceki Hz. Mehdilere) işaret eden rivayetlere mutabık (uygun) çıkmıyor, hadis-i müteşabih (birçok anlama gelebilecek hadis) hükmüne geçer. (Şualar, sf. 582)


    BÜYÜK HZ. MEHDİ ve SABIK HZ. MEHDİLER

    1) Bediüzzaman bu sözünde iki ayrı tür Hz. Mehdi olduğunu açıklamıştır. Bunlardan birincisinin SABIK HZ. MEHDİLER diğerinin ise ahir zamanda gelecek olan BÜYÜK HZ. MEHDİ olduğunu belirtmiştir.

    2) Sabık Hz. Mehdilerin özellikleri hadislerde rivayet edilen “Büyük Hz. Mehdi”nin özelliklerine benzememektedir.

    3) Said Nursi, Hz. Mehdi dışında hiçbir müceddidin Hz. Mehdi’nin yerine getireceği üç büyük görevi birarada yerine getiremeyeceğini belirtmiştir:


    Çok defa mektuplarımda işaret ettiğim gibi, HZ. MEHDİ AL-İ RESUL’ÜN TEMSİL ETTİĞİ KUDSİ CEMAATİNİN ŞAHS-I MANEVİSİNİN üç vazifesi var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer (insanlar) bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler (Peygamberimizin soyundan gelenler) cemaati yapacağını rahmet-i İlahiyyeden (Allah’ın rahmetinden) bekliyoruz. Ve ONUN ÜÇ BÜYÜK VAZİFESİ OLACAK. (Emirdağ Lahikası, sf. 259)


    A)HZ. MEHDİ AL-İ RESUL’ün temsil ettiği KUDSİ CEMAATİNİN...

    1) Bediüzzaman bu sözünde Hz. Mehdi’den ve onun kudsi cemaatinden bahsetmiştir. Buradan bu ikisinin ayrı kavramlar olduğu anlaşılmaktadır;

    - Kudsi cemaati temsil eden kimdir? Hz. Mehdi Al-i Resül’dür.
    - Hz. Mehdi neyi temsil etmektedir? Kudsi cemaatini.

    2) HZ. MEHDİ’NİN BAŞINDA BULUNDUĞU ve ONUN TEMSİL ETTİĞİ bir cemaati olacaktır. Bu kudsi cemaat, Hz. Mehdi’nin şahsı manevisini oluşturacaktır.

    B)HZ. MEHDİ AL-İ RESUL’ün ... ÜÇ VAZİFESİ var.

    - Bediüzzaman burada ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi’nin bir veya iki görevi değil tam olarak ÜÇ GÖREVİ olduğundan ve onun temsil ettiği cemaatiyle birlikte bu üç görevi birden yerine getireceğinden bahsetmiştir.
    - Bu üç görevin, onu diğer sabık Hz. Mehdilerden ayıran ve onun BÜYÜK HZ. MEHDİ olmasının en önemli alametlerinden olduğunu bildirmiştir.
    - Bediüzzaman sözlerinde Siyaset Hz. Mehdisi, Saltanat Hz. Mehdisi ya da Diyanet Hz. Mehdisi diye bir ayrım yapmamış, BÜYÜK HZ. MEHDİ ifadesiyle bahsettiği Hz. Mehdi’nin bu üç özelliğe birden sahip olacağını belirtmiştir.

    C)... o vazifeleri ONUN cemiyeti ve seyyidler (Peygamberimizin soyundan gelenler) cemaatinin yapacağını rahmet-i İlahiyyeden (Allah’ın rahmetinden) bekliyoruz...”

    - Üstad, “O vazifeleri ONUN cemiyetinin yapacağını Allah’tan umuyoruz” sözleriyle bu görevleri Hz. Mehdi’nin başında bulunduğu ve onun temsil ettiği kudsi cemaatin gerçekleştireceğini açıklamıştır.

    D)... Ve ONUN üç büyük vazifesi olacak...

    - Bu üç büyük vazifeyi gerçekleştirecek olanın HZ. MEHDİ olduğunu Bediüzzaman sözlerinin sonunda bir kez daha belirtmiştir.


    ... BÜYÜK HZ. MEHDİ’NİN ÇOK VAZİFELERİ VAR. Ve SİYASET ALEMİNDE, DİYANET ALEMİNDE, SALTANAT ALEMİNDE, MÜCADELE ALEMİNDE ÇOK DAİRELERDE İCRAATLARI OLDUĞU GİBİ, her bir asır me'yusiyet (ümitsizlik) vaktinde, kuvve-i maneviyesini (manevi kuvvetini) te'yid edecek (sağlamlaştıracak) bir nevi Hz. Mehdi'ye veyahud Hz. Mehdi'nin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan; rahmet-i İlahiyye ile (Allah’ın rahmetiyle) her devirde belki her asırda bir nevi Hz. Mehdi al-i beyt-ten (Peygamberimiz (sav)in soyundan) çıkmış, ceddinin şeriatını (Kur’an-ı Kerim'in tarif ettiği ve bildirdiği yolu) muhafaza (koruma) ve sünnetini ihya etmiş (yeniden canlandırmış)... (Şualar, sf. 590)


    Bediüzzaman bu sözünde de yine ahir zamanda gelecek olan Büyük Hz. Mehdi’nin yerine getireceği görevler olduğundan bahsetmiştir. Hz. Mehdi’nin sadece SİYASET HZ. MEHDİSİ, sadece DİYANET HZ. MEHDİSİ ya da sadece SALTANAT HZ. MEHDİSİ değil, bu özelliklerin her üçüne birden sahip olacak olan BÜYÜK HZ. MEHDİ olacağını bu sözüyle bir kez daha belirtmiştir.

    Bediüzzaman Hz. Mehdi’nin görevini yerine getireceği ortam hakkında da bilgi vermiştir


    ...Böyle bir cemaat-ı azîme (Peygamber Efendimizin soyundan gelen büyük seyyitler cemaati) içindeki mukaddes kuvveti tehyic edecek (coşacak) ve uyandıracak hâdisat-ı azîme (büyük olaylar) vücuda geliyor. Elbette o kuvvet-i azîmedeki (büyük kuvvetteki) BİR HAMİYET-İ ALİYE (büyük koruma hırsı) FEVERAN EDECEK ve HAZRET-İ HZ. MEHDİ BAŞINA GEÇİP, TARİK-I HAK (hak yoluna) ve HAKİKATE (gerçeğe) SEVK EDECEK... (Mektubat, sf. 473)


    ... BİR HAMİYET-İ ALİYE (büyük koruma hırsı) FEVERAN EDECEK ve HAZRET-İ HZ. MEHDİ BAŞINA GEÇİP, TARİK-İ HAK (hak yoluna) ve HAKİTATE (gerçeğe) SEVKEDECEK....

    Bediüzzaman bu sözünde “hamiyeti İslamiye feveran edecek” ifadesiyle, ileride Müslümanları coşturacak, onların İslam’ı koruma hırslarını artıracak büyük olayların meydana geleceğini bildirmiştir. Bu ortam günümüzde yani ahir zamanda meydana gelmektedir. Dünyanın birçok yerinde İslam’a ve Müslümanlara karşı oluşturulan zorlu ortamlar, Müslümanlar arasında İslamı koruma hırsını oluşturmakta ve bu da Müslümanları çözüm yolları aramaya sevk etmektedir. Bediüzzaman Said Nursi, İslam’ı koruma gayretinin artması sonucu, Hz. Mehdi’nin başa geçmesi ile birlikte, bu kutlu şahısın insanları hak yola ve gerçeğe yönelteceğini bildirmiştir.

    Bediüzzaman, Hz. Mehdi’yi diğer müceddidlerden ayıran üç önemli vazifesini şöyle açıklamıştır:

    Hz. Mehdi’nin birinci görevi: Materyalist, Darwinist ve ateist felsefelerle fikri mücadele


    Tabiyyun, Maddiyun (darwinist, ateist, materyalist) felsefesinden tevellüd eden (doğan) bir cereyan-ı nemrudane, (inkarcı akım) gittikçe Ahir zamanda felsefe-i maddiye (materyalist felsefe) vasıtasıyla intişar ederek (yayılarak) kuvvet bulup, uluhiyeti (Allah’ın varlığını) inkar edecek bir dereceye gelir. (Emirdağ Lahikası, sf. 259)


    Bediüzzaman, ateist felsefelerin ahirzamanda tehlike oluşturacağını bildirmiş, özellikle Darwinist, materyalist felsefelerin, ateizmle güç bulacaklarını ve Allah'ın varlığını inkar edecek tehlikeli bir çizgiye geleceklerini ifade etmiştir. Bu nedenle Hz. Mehdi’nin birinci vazifesinin, maddecilik fikri yani Allah’ı inkar üzerine kurulmuş materyalist, Darwinist ve ateist felsefelerle mücadele etmek ve bu felsefelerin insanlar üzerindeki etkisini tam anlamıyla kaldırmak olacağını belirtmiştir:


    Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutiyle(tesiriyle) ve maddiyun ve tabiiyyun taunu (materyalizm, darwinizm ve ateizm salgını), beşer içine intiçar etmesiyle (insanların içine yayılmasıyla), her şeyden evvel FELSEFEYİ VE MADDİYUN FİKRİNİ TAM SUSTURACAK BİR TARZDA İMANI KURTARMAKTIR. Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek (iman edenleri sapkınlıktan korumak)... (Emirdağ Lahikası, sf. 259)


    Bediüzzaman, Hz. Mehdi’nin üç büyük görevinden en önemli ve değerli olanının söz konusu bu görev olduğunu; “Ümmetin beklediği, AHİR ZAMANDA GELECEK ZATIN üç vazifesinden en mühimi ve en büyüğü ve en kıymetdarı (kıymetlisi) olan iman-ı tahkikiyi neşr (delillere dayalı imanı yaymak) ve ehl-i imanı delaletten kurtarmak (iman edenleri sapkınlıktan korumak).” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sf. 9) ifadeleriyle vurgulamıştır.

    Hz. Mehdi’nin ikinci görevi: İslam birliğini sağlamak

    Üstad, Hz. Mehdi’nin ikinci vazifesini İslam birliğini sağlamak olarak açıklamıştır. Hz. Mehdi, halihazırda çeşitli gruplar halinde dağınık olarak bulunan Müslümanları birleştirecek, İslam ahlak ve faziletini, Peygamberimiz (sav)'in gerçek sünnetlerini canlandıracaktır.

    İkinci Vazifesi: Hilafet-i Muhammediye ünvanı ile (peygamberiminiz yerine halife olarak) SEAİR-İ İSLAMİYEYİ (İslam’ın esaslarını) İHYA ETMEKTİR (yeniden canlandırmaktır). ALEM-İ İSLAM’IN VAHDETİNİ (İslam aleminin birliğini) nokta-i istinad edip (dayanak noktası yapıp) beşeriyeti maddi ve manevi tehlikelerden ve gadab-i İlahiden (Allah’ın gazabından) kurtarmaktır. Bu vazifenin, nokta-i istinadı (dayanak noktası) ve hadimleri (hizmetkarları), MİLYONLARLA EFRADI (fertleri) BULUNAN ORDULAR LAZIMDIR. (Emirdağ Lahikası, sf. 259)

    Hz. Mehdi'nin ikinci vazifesi ise, Hilafet-i Muhammediyye ünvanı ile SEAİR-İ İSLAMİYEYİ (İslam’ın esaslarını) İHYA ETMEKTİR (yeniden canlandırmaktır). (Emirdağ Lahikası, sf. 259)


    1) ... hilafet-i Muhammediye ünvanı ile...

    -Bediüzzaman Said Nursi, Hz. Mehdi’nin İslam dünyasının lideri olacağını söylemiştir. Ayrıca bu makamı da ‘unvan’ olarak tarif ederek, tüm Müslümanların Hz. Mehdi’yi o makama layık kişi olarak tanıyacağına da işaret etmiştir.

    2) ... alem-i İslam’ın vahdetini (İslam aleminin birliğini)...

    - Bediüzzaman, kendi devrinde de bir birliktelik içinde olmayan İslam ülkelerinin birleşerek İslam birliğini oluşturacaklarını söylemiştir. Hz.

    Hz. Mehdi’nin bu birlikteliği bir dayanak noktası yapacağını ve bu şekilde Müslümanları bazı tehlikelerden koruyacağını ifade etmiştir.

    3) ... milyonlarla efradı (fertleri) bulunan ordular...

    - Bediüzzaman, Hz. Mehdi’nin bu görevini yaparken, yardımcıları da olacağını bildirmiştir.

    Hz. Mehdi’nin üçüncü görevi: Kuran ahlakını ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetini yeniden canlandırmak

    Hz. Mehdi üçüncü görevini iman sahiplerinin, Peygamberimiz (sav)’in soyundan gelen fedakar seyyidlerin ve diğer tüm Müslümanların yardımı ve desteğiyle gerçekleştirecektir. Peygamberimiz (sav)’den sonraki dönemlerde özellikle materyalist dünya görüşünün etkisiyle gözardı edilen Kuran ahlakı ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetlerinin yeniden canlandırılmasına ve uygulanmasına vesile olacaktır.


    Üçüncü Vazifesi: İnkilabat-ı zamaniye ile (zamanın değişmesiyle) çok ahkam-ı Kur'aniyenin (Kuran hükümlerinin) zedelenmesiyle... O ZAT, bütün ehl-i imanın manevi yardımlarıyla ve ittihad-ı İslam'ın muavenetiyle (İslam birliğinin yardımlaşmasıyla) Müslümanların dayanışmasıyla ve bütün ulema (alimler) ve evliyanin ve bilhassa Al-i Beytin neslinden (Peygamberimizin soyundan) her asırda kuvvetli ve kesretli (çok sayıda) bulunan milyonlar fedakar seyyidlerin (Peygamberimizin soyundan gelenlerin) iltihaklarıyla (katılmasıyla) O VAZİFE-İ UZMAYI (büyük görevi) YAPMAYA ÇALIŞIR. (Emirdağ Lahikası, sf. 260)


    Üstad, Hz. Mehdi'nin üçüncü vazifesinin, zaman?n değişip, küfrün hakim olmas?yla değiştirilen, birçok Kuran hükmünün, bütün Müslümanlar?n ve Peygamberimiz (sav)’in soyundan gelen seyitler cemaatinin yard?m?yla yeniden canland?rmak ve uygulamak olduğu bildiriliyor.

    Bediüzzaman bir başka sözünde ise Hz. Mehdi’nin üçüncü vazifesinin İslam toplumunu birleştirmek ve Hıristiyan alemiyle ittifak yapmak olduğunu belirtmiştir. Hz. Mehdi’nin çok geniş bir alanda yapacağı bu görevler tüm dünyada herkes tarafından bilinecektir:


    O ZATIN üçüncü vazifesi, Hilafet-i İslamiyeyi Ittihad-i Islama bina ederek (Müslümanların manevi liderliğini İslam birliğinin üzerine kurarak), ISEVİ RUHANİLERİYLE (Hıristiyan alimleriyle) İTTİFAK EDİP (birlik olup) DİN-İ İSLAMA (İslam dinine) HİZMET ETMEKTİR. Bu vazife, pek büyük bir saltanat ve kuvvet ve milyonlar fedakarlarla tatbik edilebilir (yerine getirilebilir). Birinci vazife, o iki vazifeden üç-dört derece daha ziyade kıymetdardır, fakat o ikinci, üçüncü vazifeler pek parlak ve çok geniş bir dairede ve şa'şaalı bir tarzda olduğundan umumun ve avamın nazarında (halkın gözünde) daha ehemmiyetli (önemli) görünüyorlar. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sf. 9)


    Bediüzzaman Said Nursi Hz. Mehdi’nin bu vazifeleri yerine getireceği tarihleri de müjdelemiştir

    Bediüzzaman, Hicri 1327'de Şam'daki Emevi Camii'nde on bin kişilik bir cemaate verdiği Şam hutbesinde, 1371'den sonraki İslam aleminin geleceğine yönelik izahlar yapmış, ahir zamandan çeşitli tarihler vererek, beklenen Hz. Mehdi'nin mücadele ve galibiyet zamanına dikkat çekmiştir:

    Evet şimdi olmasa da 30-40 SENE SONRA fen ve hakiki marifet (hüner, sanat , ilim ve fenlerle öğrenilen bilgi) ve medeniyetin mehasini (iyi ve faydalı yönlerini) o üç kuvveti tam teçhiz edip (o üç kuvvetle donatıp), cihazatını verip (gerekli ihtiyacını karşılayıp) o dokuz manileri mağlup edip (o dokuz engelleri yenip) dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını (gerçekleri araştırma eğilimi) ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi (insan sevgisini) o dokuz düşman taifesinin (sınıfının) cephesine göndermiş, inşaAllah YARIM ASIR SONRA onları darmadağın edecek. (Hutbe-i Şamiye, sf. 25)


    Bediüzzaman’ın Şam Hutbesi, Hz. Mehdi’nin görev zamanı ile ilgili net tarihler vermiş olması açısından son derece önemlidir:

    1981- 1991 yılları – Hz. Mehdi'nin faaliyetlerine başlaması

    1) ... Evet şimdi olmasa da 30-40 SENE SONRA…

    Bediüzzaman’ın vermiş olduğu bu tarih ile, bu hutbenin okunduğu tarihten 30-40 yıl sonrası, yani Hicri 1401-1411 yılları kastedilmiştir. Miladi olarak ise bu tarihler 1981-1991 tarihlerine denk gelmektedir.

    2001 – Hz. Mehdi'nin materyalist felsefe karşısındaki galibiyeti

    2) ... İnşaAllah YARIM ASIR SONRA onları darmadağın edecek...

    Said Nursi, yukarıdaki sözünün bu son kısmında Hz. Mehdi’nin bu görevini yarım asır yani 50 yıl içinde tamamlayacağını bildirmiştir. Yani materyalist, Darwinist ve ateist felsefelerin insanlar üzerindeki etkisinin 10 yıl gibi kısa bir süre içinde yok olacağına işaret etmiştir. Bu tarih ise Hicri 1421 yani 2001 yılına denk gelmektedir.

    2004 – Hz. Mehdi önderliğinde insanların Kuran ahlakına yaklaşmaları

    Bediüzzaman’ın Risale-i Nur Külliyatı’nda, Hz. Mehdi'nin mücadele ve hakimiyet devreleri ile ilgili olarak verdiği tarihlerden bir diğeri ise 2004 yılına ilişkindir. Bediüzzaman Kuran’ın “Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor.” (Tevbe Suresi, 32) ayetindeki "...Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor." cümlesi hakkında, geleceğe yönelik şöyle bir bilgi vermektedir:


    “Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli "lamlar" ve "mimler" ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise, Hazret-i Mehdi'nin şakirtleri (talebeleri) olabilir.” (Şualar, sf. 605)


    Bediüzzaman bu ayetin ebced değerinin Hicri 1424 yani miladi 2004 yılına denk geldiğini ve bu tarihin, Hz. Mehdi önderliğinde Kuran ahlakının dünya hakimiyeti devrelerinden birine işaret ettiğini bildirmektedir.

    2008 – Hz. Mehdi önderliğinde Kuran ahlakının galibiyeti

    Bediüzzaman, Kuran ahlakının galibiyeti ve hakimiyeti konusunda geleceğe yönelik olarak verdiği haberlerden bir diğerinde ise şöyle bildirmektedir:


    Şu ayetin gizli imasına “Kim Allah'ı, Resûlü’nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.” (Maide Suresi, 56) ayeti teyid ediyor. Çünkü “... hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.” ayetindeki şeddeli nun (Arapça şeddeli nun harfi) bir sayılsa tam evvelki ayete tevafuk ile (denk gelmesiyle) Hizb-ul Kur’an’ın (Kuran taraftarlarının) faaliyetine vasıta olan bir hadiminin (hizmet eden kimsenin) Kur’an okumaya başladığı 1302 tarihine iki fark ile tevafuk etmekle beraber şeddeli nun iki nun sayılsa binüçyüzelli (1350) eder ki; bu tarihte Kuran’dan muktebes (alınan bilgilerle hazırlanan) olan Risale-i Nur etrafında toplanan, bütün kuvvetleriyle Kuran hizmetlerine çalışan Hizb-ul Kur’an’ın faaliyeti ve delalet (sapkınlık) ve zındıkaya (dinsizliğe) manen galebe ettikleri (galip geldikleri) bir zamana tevafuku (denk gelmesi) ise istikbalde (gelecekte) tam galebelerine (tam galibiyetlerine dair) bir ima-i gaybidir (gizli bir işarettir). (8. Lem’a, Keramet-i Gasviye)


    Bediüzzaman Said Nursi bu sözünde, ayetin “...hiç şüphe yok galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır” cümlesinin ebced değerinin, Hicri 1350 tarihini verdiğini ve bu tarihte Kuran ahlakının bir galibiyeti olacağına işaret ettiğini bildirmiştir. Ancak ayetin ayrıca, bunun gibi gelecekte de yine Kuran ahlakının üstün geleceği bir başka dönem olacağına dair gizli bir işaret içerdiğini de hatırlatmıştır. Nitekim ayetin bu cümlesinin Arapça yazılımında yer alan baştaki “fe” harfi de hesaba katılarak ebcedine bakıldığında, bu sefer de ebced değeri 80 çıkmaktadır. 1350 üzerine 80 ilave edildiğinde de Hicri 1430 etmektedir ki, bu tarih de miladi olarak 2008 yılını vermektedir. Allah’ın izniyle bu tarih Bediüzzaman’ın sözlerinde belirttiği, ayetin Kuran ahlakının gelecekteki, Darwinist, materyalist ve ateist felsefe gibi dinsiz akımlar karşısındaki tam galibiyetine işaret etmektedir (En doğrusunu Allah bilir). (Harun Yahya, Hz. İsa’nın Geliş Alametleri)

    SONUÇ

    Buraya kadar anlatılanlar Bediüzzaman Said Nursi’nin, Hz. Mehdi’nin ahir zamanda geleceğine yönelik izahlarından yalnızca çok az bir kısmını içermektedir. Ancak sadece burada yer verilen birkaç sözü bile, bu konunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kadar açık, kesin ve net bir şekilde anlatıldığının anlaşılması için yeterlidir. Bediüzzaman, Müslümanlara Hz. Mehdi’nin çıkış vakti, faaliyet yeri, çalışmalarının konusu ve cemaati gibi konularda çok detaylı bilgiler vermiştir. Bediüzzaman Said Nursi, eserlerinde ele aldığı her konuda son derece isabetli, ferasetli, basiretli ve hikmetli yorumlarda bulunmuştur. Geleceğe yönelik olarak pek çok konuda verdiği bilgiler ve müjdeler de Allah’ın izni ile birebir olarak gerçekleşmiştir. Kuşkusuz ki Bediüzzaman’ın, Peygamberimiz (sav)’in pek çok hadisinde de açık ve kesin ifadelerle anlatılan Hz. Mehdi’nin gelişi konusundaki müjdeleri de aynı şekilde büyük önem taşımaktadır. 13. yüzyılın müceddidi olarak kabul edilen böyle mubarek bir şahsın, tüm dünya Müslümanlarını yakından ilgilendiren böyle önemli bir konudaki açıklamalarını gözardı etmek, anlamazlıktan gelmek ya da yanlış yorumlarla geçiştirmek son derece yanlış olur. Bediüzzaman çok kesin delillerle geleceğini belirttiği halde, Hz. Mehdi’nin yalnızca bir şahsı maneviden ibaret olduğunu söyleyerek bu önemli gerçeği örtmeye çalışmak da aynı şekilde büyük bir yanılgı olacaktır. Bediüzzaman’ın geçmişte verdiği diğer tüm bilgiler doğru çıkmıştır; Allah’ın izniyle ahir zamana yönelik olarak verdiği tarihler ve bilgilerde de yanılmadığına dair tüm işaretler giderek ortaya çıkmaktadır.

    Hiç kuşkusuz ki İslam dinini aslına döndürecek, insanların imanına vesile olacak, Müslümanlar arasında büyük bir birlik sağlayacak böylesine kutlu bir zatla aynı dönemde yaşıyor olmak Müslümanlar için çok büyük bir müjdedir. Her Müslüman bu konudaki hassasiyetini göstermelidir. Böylesine ehemmiyetli bir konunun açıklığa kavuşması için gayret sarf etmeli, Bediüzzaman’ın verdiği tüm ayrıntıları bu anlayış içinde düşünmeli ve araştırmalıdır. Birtakım yanlış düşüncelerle, tüm İslam aleminin beklediği böylesine müjdeli bir olaya karşı ilgisiz ve kayıtsız kalmanın, ileride bu kişiler için büyük bir mahcubiyet nedeni olabileceği de unutulmamalıdır.


    “Kim Allah'ı, Resûlü’nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır.” (Maide Suresi, 56)

    2005-06-25 07:02:44

    Benzer Konular
    Bediüzzaman'ın müjdelediği Amerika bu olmalı
    Bediüzzaman'ın müjdelediği Amerika bu olmalı Bediüzzaman'ın müjdelediği Amerika bu olmalı Amerika kıtasından öyle haberler geldi ki... Devami...
    Bediüzzaman: Eğer, Mehdi gelecekse hemen gelmeli
    Bediüzzaman: Eğer, Mehdi gelecekse hemen gelmeli Bediüzzaman: Eğer, Mehdi gelecekse hemen gelmeli Bazı adam, dediğiniz gibi demiyor. Belki, ?Mehdî gelmek lâzımdır? der Devami...
    Bediüzzaman Mehdi midir?
    Bediüzzaman Mehdi midir? Mehdi meselesi çoğu insanın aklını meşgul eden bir mesele olması hasebiyle ve İslam camiasının beklediği önemli bir şahsiyet olmasından dolayı çok ciddi bir meseledir. peki mehdiyi ve vazifelerini nasıl doğru analiz edeb
    Bediüzzamanın Müjdelediği Eserler Yazılıyor !
    Bediüzzamanın Müjdelediği Eserler Yazılıyor ! Bediüzzamanın müjdelediği eserler yazılıyor Asrın müceddidi Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin seneler öncesinden müjdelediği eserlerin şerhi şimdi Molla Muhammed Doğan (Molla Muhammed el- Kersî) tarafından te
    Mehdi-İ Ali Resulün evsafı ve Bediüzzaman
    Mehdi-İ Ali Resulün evsafı ve Bediüzzaman Mehdi A’zam Hazretlerinin “En birinci vazifesi ve en yüksek mesleği olan imanı kurtarmak ve imanı tahkikî bir surette umuma ders vermek, hatta avamın da imanını tahkikî yapmak ...” tır. “Nur ş
    Yazar : Risale Forum

  2. #2
    kenz-i mahfi çevrimdışı Sorumlu
    Sorumlu
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2012
    Mesajlar Mesajlar
    814
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 132 + 6655


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Bediüzzaman'ın müjdelediği Hz. Mehdi (a.s.)

    Vay be demek Mehdi Hazretleri sevgili Adnan Oktar'mış, biz de düşünüp duruyorduk bu mehdi kim ve nerde diye (!), meğer başımızın ucundaymış, şoktayım yaw.
    Yazar : Risale Forum

  3. #3
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.226
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61890


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Bediüzzaman'ın müjdelediği Hz. Mehdi (a.s.)

    Ustad Bediüzzamanın sözlerini doğru anlamak istiyorsanız doğru tahlillerde bulunmak gerekir. Yoksa herkes kendine bir pay çıkarması mümkün olacaktr. Dikkatimi çeken ise şu soruya cevap aranırsa mesele anlaşılacağıdır.

    Ahir zamanın en büyük fesadı zamanı hangi zaman?
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  4. #4
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2012
    Mesajlar Mesajlar
    9
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 0 + -40


    Cevap: Bediüzzaman'ın müjdelediği Hz. Mehdi (a.s.)

    Alıntı TaLHa Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Ustad Bediüzzamanın sözlerini doğru anlamak istiyorsanız doğru tahlillerde bulunmak gerekir. Yoksa herkes kendine bir pay çıkarması mümkün olacaktr. Dikkatimi çeken ise şu soruya cevap aranırsa mesele anlaşılacağıdır.

    Ahir zamanın en büyük fesadı zamanı hangi zaman?
    kardeş sence hangi zman dünyada o kadar müslümanlar katlediliyor haksızlık her şey bu zaman ahşr zaman merak etme kardeş
    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yazar : Risale Forum

  5. #5
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2012
    Mesajlar Mesajlar
    30
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 37 + 330


    2 üyeden 2 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Bediüzzaman'ın müjdelediği Hz. Mehdi (a.s.)

    Yirmi gün zarfında bir rü'ya daha gördüm: Eğirdir Gölü'nün kenarında, yani çakıllığında bulunuyormuşum. Bu denizin kenarında büyük bir beyaz çadır kurulmuş. Çadırın içinde, büyük bir direğin dibinde üstadım Said bulunuyor. Bu esnada eline büyük bir kırmızı kaplı kitab alıp, çadırın direğine dayanarak o kitabı okudu. Bilâhere hariçten, kıble tarafından Mahmud isminde gençten, yeşil elbiseli birisi gelip üstadımın elinden o kitabı -yani okuduğu hutbeyi- istedi ve aldı. Çadırdan Mahmud ismindeki genç dışarıya çıktı, kıbleye karşı, ayak üzere halklara dedi ki: "Bu âna gelinceye kadar böyle bir hutbeyi hiçbir imam okumamıştır" diyerek, o hitabeyi alıp kıbleye karşı götürdü. O anda uyandım. Allah hayretsin.
    Barla Lahikası ( 146 )Bu rü'yayı da bildiğim kadar tabir edeceğim: O deniz ise, Şeriat-ı Muhammediye (A.S.M.)dır. O çadır ise Isparta Vilayetidir. O hutbe ise, Risalet-ün Nur ve Mektubat-ün Nur'dur. Hutbeyi götüren yeşil elbiseli genç Mahmud ise, ya Şeyh-i Geylanî, ya İmam-ı Rabbanî'dir. Risaleler makam-ı Mahmud yolunu tarif ediyorlar. Üstadımın hutbesi olan Risale-i Nur, bu zamanın bir mehdisi ve müceddididir
    Barla Lahikası ( 146 )


    Ey hocalar ve ehl-i kalb! Soracağınız suallerin cevablarını Risale-i Nur'da bulabilirsiniz. Ehl-i keşf ve kalbden birisi, benim gibi âciz bir insandan Mehdi'yi soruyor, "Ne vakit gelecek?" Daha Mehdi'yi anlayamamış. Dabbet-ül Arz kimler olduğunu bilmiyor. Bunlara dair, risalelerde birer bahis vardır. Her müşkil sualin cevabını o risalelerden arayınız, bulursunuz.

    Ey hocalar ve halifeler! Bizim ilmimiz bize yeter deyip, yıldız böceği gibi şavkınıza, ilminize aldanmayın. İnsanın kendi bildiği kendine kâfi gelmez. Her insan, her mes'eleyi yalnız anlayamaz. Uyuyorsunuz! Uyuduğunuz mikdar artık yeter! Uyanmalı
    Barla Lahikası ( 146 - 147 )
    Yazar : Risale Forum

  6. #6
    TaLHa çevrimdışı Nur-u Aynım
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    May 2006
    Nereden Yer
    İstanbul
    Mesajlar Mesajlar
    8.226
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 50 + 61890


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Bediüzzaman'ın müjdelediği Hz. Mehdi (a.s.)

    Alıntı love_62127 Nickli Üyeden Alıntı [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    kardeş sence hangi zman dünyada o kadar müslümanlar katlediliyor haksızlık her şey bu zaman ahşr zaman merak etme kardeş
    Merak ettiğim şey siz sorunun neresine bakıyorsunuz?

    Evet dediğiniz doğrudur, izafi kavramlarda herkes her zamanda bir zülüm bir fesad görebilir. Ama hakiki zülüm ve fesad birinci dünya savaşının başladığı zamanın evveli ve ahiridir. Ve tarihde ve günümüzde böyle bir zülüm ve islam tarihinde böyle bir fesad görülmemiştir. Şimdi bu hakikate göre yeniden tahlillerinize bakınız. Şimdi günümüzü ve o zamanı yeniden kıyas ediniz ve eğer bir mehdi gelecekse suların durulduğu zaman mı gelir yoksa suların çarkalandığı zaman mı gelir meselesine bakınız. Elbette en depdebeli en karanlık zamanda gelmeli ki getirdiği hakikatler ile zamanı aydınlatsın..

    Adnan Oktar efendi hakkında konuşmayı bile abes gördüğüm için diğer konulara hiç ilişerek kaale dahi almayı lüzum görmüyorum. Kim kimin zati ne olduğunu gayet iyi biliyor..
    Yazar : Risale Forum
    ..Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz..

    ..dalâletler içerisinde bizler gayet az ve zayıf ve fakir ve kuvvetsiz olduğumuz halde, gayet ağır ve büyük ve umumî ve kudsî bir vazife-i imaniye ve hizmet-i Kur'âniye omuzumuza ihsan-ı İlâhî tarafından konulmuş.
    .

    Ustad Bediüzzaman Said Nursi (M.S. 1876-....)



  7. #7
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jul 2012
    Mesajlar Mesajlar
    30
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 37 + 330


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Bediüzzaman'ın müjdelediği Hz. Mehdi (a.s.)

    Adnan Oktar efendi hakkında konuşmayı bile abes gördüğüm için diğer konulara hiç ilişerek kaale dahi almayı lüzum görmüyorum. Kim kimin zati ne olduğunu gayet iyi biliyor..
    Müslumanların ve hususan nur talebelerinin hayatı değerleri ile alay etmek için,hazırlanmış yeni bir vizyon olarak değerlendiriyorum bu Adnan Oktar meselesini.Ciddiye almaya değmez diyeceğim ama,söylediklerindeki onca tutarsızlığa rağmen hala ''acaba''diyebilen müslümanlar olabiliyor.
    Yazar : Risale Forum

  8. #8
    kırımlı çevrimdışı Yeni Üye
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar Mesajlar
    330
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 72 + 1234


    2 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Cevap: Bediüzzaman'ın müjdelediği Hz. Mehdi (a.s.)

    Bediüzzaman'ın müjdelediği mehdi mi?

    Bu tabir Peygamberlerin birbirlerini haber vermesi için kullanılır.Bediüzzaman,mehdi müjdeleyemez.Müjdelemek,bilinmeyen bir şeyi haber veren için kullanılır.

    Lütfen bu gibi anlatımlarda daha dikkatli olalım.Allah için kullanılan tabirler,peygamberler,peygamberler için kullanılan tabirler de diğer insanlar için kullanılamaz.
    Yazar : Risale Forum
    levent istanbul 1970

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222