Bu konudaki en beğenilen mesaja bak. Tıklayınız.

2 sonuçtan 1 ile 2 arası

  1. #1
    Zuhr çevrimdışı Talebe
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar Mesajlar
    1.573
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 608 + 50160


    1 üyeden 1 kişi bu mesajı faydalı buldu.

    Açıklamalı 20.Mektub dersleri - Mukaddeme

    Bismillâhirrahmânirrahîm,

    Elhamdülillâhi rabbil âlemîn velâkıbetülil müttekîn vessalêtü vessalêmü alê seyyidine Muhammedivve alê êlihi vesahbihi ecmain, alê rasulüne salevât

    sabah ve akşam namazlarının ardından tesbihatımızı yaparken
    onar kere tekrarladığımız bir cülme-i tevhid var



    لاۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ وَاِلَيْهِ الْمَصِيرُ



    bir rivâyet-i sahîhada İsm-i Âzam mertebesini taşıyan
    şu cümle-i tevhidiyenin on bir kelimesi var.
    Herbir kelimesinde, hem birer müjde ve beşaret,
    hem birer mertebe-i tevhîd-i rubûbiyet,
    hem bir İsm-i Âzam noktasında bir kibriyâ-i vahdet
    ve bir kemâl-i vahdâniyet vardır.
    Bu büyük ve ulvî hakikatlerin izahını sair Sözlere havale edip, bir vaade binaen,
    şimdilik mücmel bir hülâsa suretinde iki makam, bir mukaddime ile ona bir fihriste yapacağız.


    bu gece mukaddemeyi okuyalım birlikte


    Mukaddime

    Kat’iyen bil ki, hilkatin en yüksek gayesi
    ve fıtratın en yüce neticesi, iman-ı billâhtır.


    hiçbir yaratılmış yoktur ki bir hikmete bir gayeye binaen var edilmesin
    ve hatta sadece bir değil pek çok gayelere hizmet için, ulaşması için yaratılmış
    toprağından suyuna, güneşinden yağmuruna
    bitkisinden hayvanına
    ve insana kadar
    kainattaki herşey halk edilmiş, bir suret verilerek var edilmiş,
    ve her birisinin içine envai çeşit özellik konmuş, fıtratlar tayin edilmiş

    misal bir insan eli ayasıyla, beş parmağıyla ile halk edilmiş,
    ve fıtratına tutma özelliği konmuş

    fıtrat yalan söylemez.
    biz halk edilmiş, var edilmiş herşeyi,
    fıtratlarındaki özelliklerine göre kullanırız
    elin tutma özelliği varsa, tutmak için kullanılır
    amuda kalkıp üzerinde yürümek için kullanılmaz
    bu onun fıtratına ters düşer

    sürekli fıtrata ters hareket etmek
    fıtratın, verilen istidatların, özelliklerin bozulmasına sebeb olur

    yaratılış gayelerinin en yüksek mertebesine,
    ancak onları Allah a iman yolunda kullanmakla ulaşabiliriz;
    o gayelere ve özelliklere en uygun en doğru kullanım,
    her bir var edilmişten Allah a bir yol bulmak,
    O na c.c ulaşacak bir pencere açmak
    ve imanı kazanmakta kullanmaktır

    misal aklımıza baksak,
    düşünmek için var edilmiş, bu özelliğe sahip
    neyi düşünmek için sorusu onun var edilme amacını bulmak için sorulur
    ve bu soruya verilecek en güzel cevab
    "Allah ı bulmak, tanımak, anlamak ve inanmak için"
    şeklinde olur
    bundan daha ali bir cevabı olamaz, daha ali bir amacı yoktur

    sair latifeler, cihazlar buna kıyas edilerek, her birisi için bu soruya cevablar aranabilir ve aranmalıdır


    Ve insaniyetin en âli mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı,
    iman-ı billâh içindeki marifetullahtır.


    insaniyet dendiğinde akla gelen ne kadar özellik varsa;
    "insaniyet namına şunu yap" gibi cümlelerimiz olur misal
    bunlar, yardımlaşma, sevgi, merhamet, hoşgörü gibi
    sair latif hallerdir
    işte bu özelliklerin en güzel inkişafı
    en yüksek mertebeleri
    Allah a iman ettikten sonra O nu c.c tanımakla kazanılabilir

    her bir istidad bir isme bakar
    bütün latif ve güzel istidadlar özellikler Rabbimizin isimlerine bakar, onlara ayna olur
    biz Allah ı tanımakla, isimlerini anlamakla
    bizdeki bu güzel özelliklerin asıl menbaını bulmakla
    onları gerçek kaynağına bağlayabilir,
    onları gerçek kaynağından doyurabilir
    ve bu hiç bitmeyen kaynaktan besleyebiliriz
    ve ancak o zaman, insaniyetin en ali mertebelerine ulaşılabilir

    ve buna ulaşmış olan en kamil insan
    efendimiz a.s.m ın hayatına baktığımızda
    iman-ı billahtan sonra gelen marifetullah ile
    ne kadar muazzam derecelere ulaşılabileceği görülebilir

    keza sahabe efendilerimiz, alim zatlar
    her birisinde bu mertebeler gözlenir
    ve makamları da yine bu nisbette yükselir


    Cin ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti,
    o marifetullah içindeki muhabbetullahtır.


    normalde yoldan geçen bir insan ile aramızda hiç bir bağ, hiçbir iletişim olmaz
    bambaşka memleketlere gideriz
    öncesinde oradaki insanların varlıklarını dahi bilmeyiz
    ama onları gördüğümüzde,
    işlerini gördüğümüzde,
    var olduklarına inanır, varlıklarını biliriz
    sonra tanımaya başlarız
    ve tanımanın ardından sevmek gelir
    arada bir muhabbet oluşmaya başlar
    ve o noktadan sonra o kişilerle, kardeşlerimizile, dostlarımızla olmak
    bize huzur vermeye başlar
    muhabbetimiz arttıkça
    onların yanındaki huzurumuz da artar
    bu huzur bir numunedir bizim için
    Allah ın yarttığı bir mahluka duyulan cüz i muhabbet ile verilen cüz i huzur
    cüz i saadet, cüzi mutluluk
    Cenab-ı Hakkı o nisbette ve daha da fazla tanıyıp O na c.c muhabbetimiz artıkça
    nasıl muazzam bir huzura, sevince, mutluluğa ulaşacağımızı gösteren
    küçük bir misaldir

    Rabbim hepimize gerçek huzuru saadeti yaşamayı nasib etsin



    Ve ruh-u beşer için en hâlis sürur ve kalb-i insan için en sâfi sevinç,
    o muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniyedir.


    insan sadece maddeden oluşmamış,
    belki maddeden daha ziyade maneviyatı var
    maddi vucudun beslenme ihtiyacı gibi
    manevi vucudumuzunda beslenmeye ihtiyacı var
    bu besin ancak hakiki iman ile sağlanabiliyor

    hakiki imanın ardından gelen marifetullah ve muhabetullah ile sağlanabiliyor
    maneviyatımız, kalbimiz, ruhumuz ancak Allah ı sevmekle tatmin olabiliyor
    en halis, en temiz, en safi sevincini o zaman yaşayabiliyor


    Evet, bütün hakikî saadet ve hâlis sürur ve şirin nimet ve sâfi lezzet,
    elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır.

    Onlar, onsuz olamaz.



    onlar;
    yani fıtartın ali mertebelerine ulaşması,
    insaniyetin kemale ermesi
    ruhumuzun huzur
    imanı billah olmadan, muhabbetullah olmadan olmuyor

    ve yine onlar, yani;
    hakiki saadet
    halis surur, halis sevinç
    safi lezzet dahi
    marifetullah ve muhabbetullah ile yakalanabiliyor


    Cenâb-ı Hakkı tanıyan ve seven, nihayetsiz saadete, nimete, envâra, esrara,
    ya bilkuvve veya bilfiil mazhardır.

    Onu hakikî tanımayan, sevmeyen,
    nihayetsiz şekavete, âlâma ve evhama mânen ve maddeten müptelâ olur.

    ...
    günlük şikayetlerimiz ..
    sıkıntılarımız ..
    evhamalarımız ..
    dertlerimiz ..
    şimdi gözümün önünden geçiyorlar
    demek henüz hakiki tanıyamamışız
    hakiki sevememişiz ki
    hala şikayet etmeye, mutsuz olmaya devam edebiliyoruz ..


    Evet, şu perişan dünyada, âvâre nev-i beşer içinde, semeresiz bir hayatta, sahipsiz, hâmisiz bir surette,

    âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder?



    sekizinci sözdeki sol yolun yolcusundan bahs edilirken, dünyanın nasıl perişan göründüğünü anlatır üstad hazretleri,
    her yerde ölümler, bitmeler, sıkıntılar ..

    böyle bir ortamda eli hiçbir yere yetişmeyen gücü hiç bir olumsuzluğu düzeltmeye yetmeyen insan
    koca dünyanın sultanı olsa ne fayda


    İşte bu âvâre nev-i beşer içinde, bu perişan, fâni dünyada,

    insan sahibini tanımazsa, mâlikini bulmazsa,

    ne kadar biçare sergerdan olduğunu herkes anlar.

    Eğer sahibini bulsa, mâlikini tanısa,
    o vakit rahmetine iltica eder, kudretine istinad eder.
    O vahşetgâh dünya, bir tenezzühgâha döner ve bir ticaretgâh olur.


    kalabalığın ortasında annesini kaybetmiş üç yaşında bir çocuk düşünün
    etrafında tanımadığı koca koca insanlar
    kendi aciz fakir ne yapacağını şaşırmış
    sağa sola koşturuyor ama ne fayda
    elinde en pahalısından bir oyuncağı var
    ama hüngür hüngür ağlıyor
    feryat figan ediyor
    bu halde o çocuğa kim fayda verebilir
    kim onu mutlu edebilir
    dünyayı verseniz o çocuk sakinleşebilir mi?
    ama ne zaman annesini görür
    onun merhametli kollarına sarılır
    işte o zaman ne derdi kalır ne tasası
    ne ortasında oldukları kalabalıktan korkar
    ne de başka bir dert ona ilişebilir
    annesinin merhametine sığınır
    ve annesinin kuvvetinden güç alır

    insan dahi .. bu avare dünyada hengame içinde acziyeti ve fakirliği ile
    o çocuğa benzer ..
    ne zaman Rabbini bulur
    Rabbini görür
    o zaman O nun c.c merhametine iltica eder, bütün fakirlikleri yoksunlukları biter
    O nun kudretine dayanır o zaman fakirliği acizliği son bulur

    Rabbim kendisine hakiki kul olabilmeyi nasib etsin
    her daim hakiki imanı yaşamayı nasib etsin hepimize inşallah



    Subhâneke lâ ılmelene illema allemtene inneke entel alîmul hakîm ve ahiru de'vehüm enilhamdülillahi rabbil âlemin, el fatiha

    Benzer Konular
    Muhâkemat Dersleri: 14 - Birinci Makale, On İkinci Mukaddeme
    Muhâkemat Dersleri: 14 - Birinci Makale, On İkinci Mukaddeme Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Lübbü bulmayan, kışır ile meşgul olur. Hakikati tanımayan, hayalâta sapar. Sırat-ı müstakîmi göremeyen, ifrat ve tefrite düşer. Muvazenesiz ve mizansız olan çok aldanır
    Muhâkemat Dersleri: 12 (Birinci Makale, Onuncu Mukaddeme)
    Muhâkemat Dersleri: 12 (Birinci Makale, Onuncu Mukaddeme) Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Bir kelâmda, her fehme gelen şeylerde mütekellim muahaze olunmaz. Zira mesûk-u lehülkelâmdan başka mefhumlar irade ile deruhte eder. İrade etmezse, itab olunmaz. Fakat
    Muhâkemat Dersleri: 11 (Birinci Makale, Dokuzuncu Mukaddeme'nin Hatimesi)
    Muhâkemat Dersleri: 11 (Birinci Makale, Dokuzuncu Mukaddeme'nin Hatimesi) Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) Yer: Muhâkemat, Birinci Makale, Dokuzuncu Mukaddeme'nin Hatimesi "İslâmın ve Asya’nın istikbali, uzaktan gayet parlak görünüyor. Çünkü Asya’nın hâkim-i evv
    Muhâkemat Dersleri: 10 (Birinci Makale, Dokuzuncu Mukaddeme)
    Muhâkemat Dersleri: 10 (Birinci Makale, Dokuzuncu Mukaddeme) Okuyan ve Anlatan: Şadi EREN (Prof. Dr.) "Ukul-ü selime yanında muhakkaktır ki: Hilkatte hayır asıl, şer ise tebeîdir. Hayır küllî, şer cüz’îdir." 9586065
    Açıklamalı - 29. Mektub - Ramazan Risalesi - Üçüncü Nükte
    Açıklamalı - 29. Mektub -  Ramazan Risalesi -  Üçüncü Nükte 29. MEKTUP ÜÇÜNCÜ NÜKTE Oruç, hayat-ı içtimaiye-i insaniyeye baktığı cihetle çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki
    Yazar : Risale Forum
    Âyinelerin değişmesi, şâşaa‑i cemâlin cilvesini tazeleştirir, güzelleştirir. Madem O var, herşey var.
    .
    .onuncu hüccet-i imaniye
    .
    .

  2. #2
    Üyelik Tarihi Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Nereden Yer
    Kütahya
    Mesajlar Mesajlar
    2.615
    Tecrube  Tecrübe Puanı: 525 + 37882


    Cevap: Açıklamalı 20.Mektub dersleri - Mukaddeme

    Bilgi

    20. Mektub Dersinin devamına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.


    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]

    [Linkleri Görebilmek için Üye olmanız Gerekmektedir.Üye olmak için Tıklayınız.]
    Yazar : Risale Forum
    S-Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir?
    C-
    Doğruluk.

    S-Daha.
    C-
    Yalan söylememek.

    S-Sonra.
    C-
    Sıdk,sadakat,ihlâs,sebat,tesanüddür.

    NOT : Anlamını bilmediğiniz kelimelerin üzerine çift Tıklayınız..

Facebook Yorumları

Facebook Giriş

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Sosyal İmleme

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222